Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

63. Altın Portakal'da Ölü Arının İğnesi'nin dünya prömiyeri yapıldı

63. Altın Portakal'da Ölü Arının İğnesi'nin dünya prömiyeri yapıldı

63'üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yarışan Ölü Arının İğnesi filminin dünya prömiyeri gerçekleştirildi. AKM Aspendos Salonu'ndaki gösterimin ardından yönetmen Aydın Orak ve oyuncular, filmi ve vicdan temasını söyleşide anlattı.

Bu yıl 63'üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda yer alan "Ölü Arının İğnesi" filminin dünya prömiyeri gerçekleştirildi.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen festival, film gösterimleri ve söyleşilerle devam ediyor.

Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu'nda, yönetmenliğini ve senaristliğini Aydın Orak'ın üstlendiği, Cansel Elçin, Zeynep Tuğçe Bayat, Nilüfer Açıkalın, Tim Seyfi ve Pelin Batu'nun rol aldığı "Ölü Arının İğnesi" filminin gösterimi sonrası söyleşi gerçekleştirildi.

Film gösterimi sonrasında gerçekleştirilen söyleşide katılımcıların sorularını yanıtlayan yönetmen Aydın Orak, filmin çıkış noktasının, baba olduktan 2,5 ay sonra filmin konusuna benzer bir durum yaşaması olduğunu, ancak ne mutlu ki o durumun gerçekleşmediğini söyledi.

"Fakat ya olsaydı" üzerinden bir dünya düşündüğünü ifade eden Orak, şöyle konuştu:

"İnsan o zaman vicdanıyla, hatasıyla nasıl yüzleşecek ve nasıl üstesinden gelebilecek? Bu adam bir taraftan kendi adalet duygusuyla savaşırken başka bir tarafta yanlış bir şeyi savunuyor. Buradaki ana hikaye aslında kendi vicdanı meselesi. Aslında insanın yaptığı her şey vicdani, etik bir tartışma. Yani gitse miydim, gitmese miydim, yapsa mıydım, yapmasa mıydım? Hepsi etik. Biraz aslında bu karakter benim. Benim çelişkilerim, benim kendimle olan çelişkilerim. Hem vejetaryen oluyorsun, hem sinek öldürüyorsun, hem arı öldürüyorsun ama sinek öldürmüyorsun. Yani insan komplike bir varlıktır. İyisiyle kötüsüyle içinde çelişkileriyle dolu bir varlıktır. Aslında burada çelişkili bir insan tipolojisi çizmek istedim."

"Bu hikayeyi Tuğçe bana gönderdiğinde oynamak istemedim"

Başrol oyuncusu Cansel Elçin de çekimler sırasında eşi ve rol arkadaşı Zeynep Tuğçe Bayat ile film hakkında çok konuştuklarını ve sonrasında bunları çekime yansıttıklarını dile getirdi. Elçin, şöyle devam etti:

"Bu dram, bir erkeğin gözünden anlatılıyor. Ama bence burada aslında bir de kadının üzerinden de varoluşu anlatılıyor. Bu hikayeyi Tuğçe bana gönderdiğinde oynamak istemedim. Çünkü çok ağır bir drama, çok ağır bir trajedi. Bizim de bir oğlumuz var. Açık konuşmak gerekirse çok zorlandım ama akışına bıraktım. Bazı filmler vardır. Kendi kendine oluşur, kendi kendine çeker, kendi kendine de böyle gider ve gösterilir. Ölü Arının İğnesi de böyle gerçekleşti. Hiçbir sorun yaşamadan her şey öyle yalın gitti ki. Hem zorlandım psikolojik anlamda hem de çekimler çok ağır geçti ama o kadar da sorunsuz geçti. Zordu evet, yalan söylemeyeyim. Ama sanırım işte oralara girmeden güzel sonuçlar alamıyorsunuz."

"Eşimle bu rolü birlikte paylaşıyor olmanın da büyük bir kolaylığı yaşadım"

Oyuncu Zeynep Tuğçe Bayat ise bir katili oynamak için katil olmanın gerekmediği gibi anneyi oynamak için anne olunmasının gerekmediğini söyledi.

Ön çalışmayı seven bir oyuncu olduğunu, senaryoyu didik etmeyi çok sevdiğini, ancak bu filme ön çalışma yapmadan girdiğini ifade eden Bayat, "Bu filmi çekerken oğlum 6 aylıktı. Filmdeki süt benim sütüm. Oyuncu olarak inanılmaz başka bir şey akıttım ben bu filme. Eşimi de bu filmde birlikte oynamaya ben zorladım. Eşimle bu rolü birlikte paylaşıyor olmanın da büyük bir kolaylığı yaşadım." dedi.

"Ölü Arının İğnesi" filminin konusu şöyle:

"İki aylık bebeğinin ölümüne yanlışlıkla sebep olan avukat Yusuf, affedilemez bir suç işlediğine inanarak derin bir vicdan azabının içine sürüklenir. Eşi Ayşe ise sessiz bir yasın ve ağır bir depresyonun içinde giderek yalnızlaşır. Ölü Arının İğnesi, kaybın geride bıraktığı görünmez yaraları 'ölü arının iğnesi' metaforu üzerinden anlatan; suçluluk, yas, aile bağları ve kefaret arayışı üzerine bir dramdır."

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…