(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, " Siyaset alın terinizin hakkını vermiyor, siyaset israf ediyor. Siyaset ; hesapsız, denetimsiz, paramızı çarçur ediyor. Siyaset size vermesi gereken paraları eşine, dostuna, yandaşına kullandırıyor" dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, 3 gün sürecek Bursa programı kapsamında düzenlenen Karacabey halk buluşmasında konuştu. Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
"EMEKLİ 10 GÜN GEÇİNİYOR 20 GÜN KARA KARA DÜŞÜNÜYOR"
"Biz bir parti kadrosu değiliz, biz bir vatan kadrosuyuz! Bizim bir partimiz var ama ay-yıldızlı al bayrak altında 86 milyon ailemiz var. Biz oy derdine düşmüş bir parti değiliz, memleket derdine düşmüş bir hareketiz biz…
Millet ürününü tarlada bırakıp 'gübre olsun' diyecek hale geldi, hükümetimiz hala '2053-2071' diye başlıyorl. Türkiye Yüzyılı diyorlar şimdi. Ya, bu Türkiye Yüzyılı dediğiniz şey henüz çiftçinin alın terinin hakkı olamadı. Emeklinin yüzünü güldürmedi, asgari ücretlinin huzuru olamadı, çocuklarımızın umudunu bu topraklara bağlayamadı. Esnafın siftahı olamadı, sanayicinin desteği olamadı, çalışanın hakkı olamadı, emekli olanın ikramiyesi olamadı, işe girmek isteyenin derdine derman bulamadı. Hastanede sırayı ortadan kaldıramadı, hapishaneleri boşaltamadı! Çocuklarımızı madde bağımlılığının pençesinden kurtaramadı. Çocuklarımızı okulda koruyamadı; 10 yaşında çocuklarımız kurşun sesleriyle arkadaşlarının öldüğüne şahit oldu! Çocuklarımızı koruyamadı, mafyadan çeteden sokakları muhafaza edemedi, arındıramadı! Bu Türkiye Yüzyılı hangi Türklerin yüzyılı acaba? Bizi mi kastediyorsunuz? Yani 'Türkiye Yüzyılı' diyorsunuz, kendi milletinizi mi kastediyorsunuz, kimi kastediyorsunuz? Madem bu kadar büyüksünüz, madem bu kadar iddialısınız, madem ağzınızda bu kadar büyük laflar var; peki, biz bize verdiğiniz bu emekli aylığıyla ayın 10 gününü geçirip kalan 20 gününde niye kara kara düşünüyoruz?
" MİLLET ELİNİ CEBİNE ATTI MI SİYASETÇİ CEBİNDEN ÇIKACAK"
Siyasetçi maharetliyse, vazifesini yapıyorsa nereden belli olur? Cebine elini attın mı siyasetçi cebinden çıkacak. Bir baba siyasetçiyi cebinde görecek, evlatlarına verdiği harçlık olarak. Bir anne için siyasetçi, buzdolabını açınca içeride gördüğüdür. Bir çiftçi için siyasetçi, tarladan kaldırdığı ürünün hakkıdır. Eğer çiftçi tarladan hakkını alamıyorsa o memleketin siyasetçisi adam gibi çalışmıyordur. Bir esnaf için siyasetçi, konuşan değil, ekranlarda bağıran değil, konvoylarla yürüyen, milletine efelenen değil; bir esnaf için siyasetçi siftahtır. Kirasını ödeyebilmektir, dertlerine derman bulabilmektir.
"SİYASET PARAMIZI ÇARÇUR EDİYOR"
Memlekette bu kadar dert var; niçin arz ettim bunu size? Çünkü siyaset alın terinizin hakkını vermiyor, siyaset israf ediyor! Siyaset hesapsız, siyaset denetimsiz, siyaset paramızı çarçur ediyor; siyaset size vermesi gereken paraları eşine, dostuna, yandaşına kullandırıyor. Şimdi diyorsun ki 'Emekliye zam yapın', 'Nereden vereceğiz?' diyorlar. Peki, bu memleketin faizini ödemeye geldiğiniz zaman milletin alın terinden ödediğiniz 800 milyarı nereden buldunuz?
"KİM MİLLETİN MALINI ÇALDIYSA HESABINI VERSİN"
Rüşvetin her türlüsü, suistimalin her türlüsü haramdır; alan da veren de melundur. Şimdi şöyle yapacağız: Kim yaparsa yapsın, CHP'nin para kuleleri dediğin paralar dahil... Bizim şu anda fon yolsuzluğunda konuştuğumuz para, Eyfel Kulesi gibi 5-6 tane yapıyor, Eyfel Kulesi! Yani dünyanın en büyük kulesi gibi bir şey, bin kamyonu dizin arka arkaya... Bizim iktidarımız diyor ki: 'Bu muhalefet bu kulelerin hesabını verecek.' Onlar da versinler, kim milletin malını çaldıysa hesabını versin! Ama bu fon rezaletine adı bulaşan, siyasi nüfuz kullanan, sizin yakınınızda duran, siyasi olarak atadığınız halde sorumluluklarını unutan, sensörleri kapatan kim varsa hepsine dokunun. Buna sebep olan sistemi de yeniden elden geçireceğiz. Herkes aklanacaksa AK Parti de aklansın, sistem de aklansın, herkes aklansın. Fonda dolandırıldığımız bahsekonu o para, bir milyon kişiye ev demek biliyor musunuz? Kentsel dönüşümü konuşuyor Bursa; şehit ailelerine ev yapmanız lazım, gazilere ev yapmanız lazım. Faizciye var, rantçıya var, haramzadeye var, yalana var, talana var; emekliye yok, çiftçiye yok, üreticiye yok. Bu devranı sonlandıracağız.
'GÜLE GÜLE' DEMEYE HAZIRLANIYORUZ!
Devlet okulları özel okullardan daha kaliteli olacak. Özel okullara da denecek ki: 'Devlet kadar kaliteliysen açabilirsin, ister misin?' Memlekette çocuklarımız atanamıyorlar, 'Telefon gelince hallederiz' diyebilen bir siyasi irade var. O yüzden önce bu merkeze liyakati alacağınız, denetimi alacağınız bir sistem kuracağız; mülakatı kaldırıyoruz arkadaşlar. Sizi sandıkların başında millet bekliyor. Devran, nöbet değişim zamanıdır. Tevazuyla geldiniz, kibirle gidiyorsunuz. Tasarrufla geldiniz, israfla gidiyorsunuz. Nezaketle geldiniz, kabalıkla gidiyorsunuz. Memleketinize adaletle geldiniz, zulümle gidiyorsunuz. İstişareyle geldiniz, bağırarak, parmak sallayarak gidiyorsunuz. Ortak akılla geldiniz, 'tek adam' olmak mecburiyeti altında milletinize veda ediyorsunuz. Planla geldiniz, programsızlıkla gidiyorsunuz. Memleketin ümit ufkuna kuruldunuz, kabus oldunuz, gidiyorsunuz. O zaman size 'Hoş geldiniz' demiştik; şimdi gidiyorsunuz, 'Güle güle' demeye hazırlanıyoruz."







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…