Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Antibiyotik direncine karşı yeni yaklaşım! Bilimsel veri klinik karara nasıl dönüşmeli?

Antibiyotik direncine karşı yeni yaklaşım! Bilimsel veri klinik karara nasıl dönüşmeli?

Dünya Sağlık Örgütü verileri, antibiyotik direncinin küresel ölçekte büyüyen bir sağlık tehdidi olduğunu gösteriyor. İlaç sektöründe 21 yılı aşkın saha yönetimi deneyimi bulunan Tevfik Tolga Kavun, yeni tedavilerin klinik uygulamada karşılık bulması için hekimlere yalnızca ürün bilgisi değil, tedavi seçeneklerini değerlendirebilecekleri kapsamlı bir çerçeve sunulması gerektiğini söyledi.

Antibiyotik direncinin artması, yeni tedavilerin geliştirilmesinin yanı sıra bilimsel bilginin hekimlere nasıl aktarıldığı sorusunu da gündeme getirdi. Hekimlere yönelik bilimsel iletişim ve eğitim programlarının rolü yeniden tartışılıyor.

DSÖ: ANTİBİYOTİK DİRENCİ BUGÜNÜN SORUNU

DSÖ’nün 2025 yılında yayımladığı küresel antibiyotik direnci verileri, sorunun yalnızca gelecekte ortaya çıkabilecek bir risk olmadığını, mevcut tedavi süreçlerini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. DSÖ, antibiyotik kullanımının izlenmesini, uygun reçeteleme uygulamalarının yaygınlaştırılmasını ve akılcı kullanım politikalarının güçlendirilmesini öncelikli alanlar arasında sayıyor.

Saha yönetimi ve hekim eğitimleri alanında çalışan Tevfik Tolga Kavun, bu dönüşümün bilimsel bilginin günlük klinik karar süreçlerine aktarılması açısından ele alınması gerektiğini ifade etti.

“BİLİMSEL VERİ KLİNİK KARARA DÖNÜŞMELİ”

Kavun’a göre yeni bir tedavinin klinik uygulamada karşılık bulması, yalnızca klinik araştırmalardaki etkinlik ve güvenlilik sonuçlarının bilinmesine bağlı değil. Hekimin bu verileri mevcut tedavi seçenekleriyle karşılaştırabilmesi, farklı hasta profillerine göre değerlendirebilmesi ve günlük pratiğinde kullanabileceği bir çerçeveye dönüştürebilmesi de sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Kavun, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Bilimsel içeriğin değeri, yalnızca ne kadar kapsamlı olduğuyla değil, klinik karar açısından ne kadar anlaşılır ve kullanılabilir olduğuyla ölçülmeli. Hekimin karşısındaki bilimsel veriyi mevcut tedavi seçenekleriyle ilişkilendirebilmesi ve doğru hasta grubunda nasıl değerlendireceğini anlayabilmesi, yeni tedavilerin klinik uygulamadaki karşılığını belirleyen önemli unsurlardan biri.”

KAZAKİSTAN VE AZERBAYCAN’DA HEKİM EĞİTİM MODELİ

Kavun, bir ilaç şirketinde Kazakistan’daki ulusal saha organizasyonunun yönetiminden sorumlu olduğu dönemde, bölge müdürleri ve medikal mümessillerden oluşan bir ekibi yönetti. Bu dönemde bilimsel içeriğin standart ve uygulamaya dönük biçimde aktarılması amacıyla Kazakistan ve Azerbaycan’da bir hekim eğitim modeli hayata geçirildi.

Modelde farmakolojiye ilişkin bilgilerin, hekimin klinik karar sürecinde kullanabileceği şekilde yapılandırılması hedeflendi. Kavun’un verdiği bilgiye göre modelin uygulandığı dönemde şirketin reçeteli ilaç segmentindeki pazar sıralaması 13'üncü sıradan 2'nci sıraya yükseldi.

10 ŞEHİRDE 3 BİN 500 HEKİME ULAŞILDI

Bilimsel iletişimin uygulama alanlarından birini de akılcı antibiyotik kullanımı oluşturdu. Kavun’un Kazakistan’daki görevi sırasında, yerel sağlık otoritelerinin onayıyla yürütülen ulusal ölçekteki bir programla 10 şehirde yaklaşık 3 bin 500 hekime ulaşıldığı belirtildi.

Uygunsuz antibiyotik reçetelenmesinin azaltılmasını ve daha güvenli kullanım yaklaşımının yaygınlaştırılmasını hedefleyen programın, bilimsel bilginin yalnızca yeni tedavilerin tanıtımıyla sınırlı olmadığını gösteren örneklerden biri olduğu ifade edildi.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…