SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN
7 Ekim 2023’te başlayan soykırım sürerken küresel boykot hareketleri, BM’nin ahlaki çöküşü, küresel denklemin geleceği de tartışılıyor. Yaklaşık 300 gazeteci Gazze’de yaşanan vahşeti tüm dünyaya duyurmaya çalışırken görevi başında öldürüldü, siyonizmin yönettiği küresel medya kuruluşları ise bu insanlık ayıbına sessiz kalmayı tercih etti. Bununla birlikte Gazze’de yaşanan soykırımı haberleştirmenin ötesine geçerek vicdani ve mesleki bir sorumlulukla hareket eden gazeteciler ise haber ve paylaşımlarıyla terör devleti İsrail’in gerçek yüzünü tarihe not düşmeye devam ediyor. Gazeteci Yazar Betül Soysal Bozdoğan’la kaleme aldığı ‘Soykırım ve Şahitlik’ kitabı ekseninde 7 Ekim sonrası değişen bölge dengelerini ve bu tarihi süreçte yaşananları konuştuk.

MÜCADELEYE ADANMIŞ HAYATLAR
Gazze deyince ilk olarak akla İsmail Haniye, Yahya Sinvar, Muhammed Dayf, Hind Rajab ve Dr. Sufyan Tayeh geliyor. Bu isimler insanlık tarihine hangi cümlelerle yazıldı?
Toplum psikolojisini analiz eden bilim insanları, insan beyninin toplu ölümlerden daha çok tek bir kişinin ölümünü ‘trajedi’ olarak kodladığını söylüyor. Tekil insan hikayeleri her zaman için olayı tanımlamakta bize daha fazla imkan tanıyor. Modern zamanların şahit olduğu en büyük soykırımı anlatmaya çalışan bir yazar olarak kitabımda elbette insan hikayelerine yer vermem gerekiyordu. İsmini andığınız tüm isimlerin hayatları ve şehadet öykülerini detaylıca aktarmaya gayret ettim. Hamas liderleri ve Kassam Tugayları’nın komutanları, hayatları itibariyle efsane isimlerdi. Adanmış hayatlardı ve son nefese kadar mücadele aşkıyla hareket ettiler. İşte böyle şerefli bir direniş hikayesini kaleme almak bize de ancak şeref katar diye düşünüyorum.
Çocuğundan yaşlısına uzun yıllardır direnen bir koca yürek Gazze, öyle değil mi?
Altı yaşındaki minik kızımızın hikayesinden şehit akademisyenlere, gazetecilerden komutanlara kadar Gazze halkı imanın, teslimiyetin, vatan sevgisinin, ribat toprağını savunmanın, izzetin ve şerefin destanını yazdı. Filistin halkı 75 yıllık direniş hikayelerinin içine üç yıl boyunca yaşanan geniş kapsamlı bir soykırımı sığdırdı ve asla pes edip teslim bayrağını çekmedi.
KAMUOYUNDAKİ İSRAİL ALGISI DEĞİŞTİ
Batı medyasının tek taraflı okumalarını kırmak açısından 7 ekimin önemi nedir?
7 Ekim’in en önemli sonuçlarından bir tanesi, hiç şüphesiz dünya kamuoyunda değişen İsrail algısıdır. İsrail’in 78 yıllık tarihi artık “7 Ekim öncesi” ve “7 Ekim sonrası” olmak üzere ikiye ayrılıyor. İsrail’in yenilmezlik algısı yıkıldı, zaafları ortaya döküldü, İsrail’in sözde demokrat ve hukuk devleti yalanlarının ipliği pazara çıktı. İsrail’in canavarca hislerle on binlerce sivili tüm savaş suçlarını sahaya sürerek, gözünü kırpmadan katlettiğine tüm dünya şahitlik etti. Dünyada ilk defa bir soykırım, canlı yayında hayata geçirildi.
Soykırımın duyulmasında veya bilinmesinin önlenmesinde dijital mecralar nasıl bir rol oynadı?
Geleneksel medyanın tekelini kıran sosyal medya araçları, İsrail’in gerçek yüzünü gün yüzüne çıkardı. İsrail dijital arşivleri sildirse de, büyük medya patronlarına talimat yağdırsa da, onları satın alsa da, şantaj ile söz geçirmeye çalışsa da artık olan olmuş ve tabiri caizse cin şişeden çıkmıştır. İsrail’in işgalci, soykırımcı, katil ve hırsız bir terör örgütü olduğunu artık herkes biliyor. Artık İsrail’e yakın olmak kimseye bir fayda getirmiyor. Bilakis dünya liderleri İsrail Başbakanı ile birlikte kameralara görünmek istemiyor. İşte bu mazlumların ve kurtuluş mücadelesi veren Gazzelilerin zaferine giden önemli basamaklardan biri.

İSRAİL YAPTIKLARININ HESABINI VERECEK
İsrail, yasaklı silah kullanımından hastanelerin ve okulların bombalanmasına kadar birçok savaş suçu işledi. Buna rağmen küresel medya ve teknoloji devleri bu soykırımın üstünün örtülmesinde nasıl bir rol oynadı?
Filistin topraklarının işgali, Filistinlilerin her türlü malına el koyma eylemleri, 19 senedir devam eden Gazze ablukası, Gazze’ye insani yardımların girmesine izin verilmemesi, soykırım sürecinde hastaneler, okullar, ve ibadethanelerin vurulması, mahallelerin topluca yok edilmesi, su depolarının, elektrik ve su şebekelerinin hedef alınması, alt yapının yok edilmesi, yasaklı silahların kullanılması, organ çalmak ve tecavüzü savaş silahı olarak kullanmak da dahil sayısız savaş suçunu hayata geçirildi. Tüm bunların belgelenmesi adına sahada görev yapan 264 gazeteci hedef alınarak katledildi. Adaleti tesis etmek bakımından bir gün gerçek bir mahkeme kurulduğunda her şey ispatlı bir şekilde ortaya konacaktır. Bu çağda hiçbir şeyin üstü kapatılamaz.
Terör devleti İsrail’in hapishanelerindeki Filistinliler ile Gazze'deki İsrailli esirlere muamele arasındaki ahlaki ve insani farkı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kitabımda üç senelik soykırım sürecini detaylıca aktardığımı düşünüyorum. Bu bağlamda esir takasları da yine detaylıca ele alındı. Burada gördüğüm manzarada İsrail’in kuruluşundaki kodlarda olan terör örgütü mantığına takılı kalmasıdır. Hapishanelerden çıkan Filistinlilerde aşırı kilo kaybı göze çarpmakta. Kimilerinin organı çalınmış, kimileri tecavüze maruz kalmış, kimileri ise aklını yitirmişti. Bu manzaralar dehşet verici ve korkunç anlar yaşattı şahsen bana. Yazarken çok zorlandım. Anlatabildiğimiz notlar belki yaşananların sadece bir kırıntısı niteliğinde. Filistinliler gerçekten korkunç, vahşi bir yapı ile mücadele ediyor.
Her şeye rağmen Hamaslıların vakur duruşlarını korumaları ise ibret verici. Siyonist esirlere olan adil yaklaşımları, devlet refleksini gösteriyor. “Bir kısım dünyanın” terör örgütü olarak gördüğü Hamas’ın gerçek kimliği, esir takaslarında tüm dünyaya göründü. Elbette görmek isteyene…
TOPLU KATLİAMLARDA YAPAY ZEKA KULLANILDI
Modern savaş teknolojileri ve yapay zeka Gazze’de yapılan soykırımda birer ölüm aracına dönüştü. Bu minvalde yapay zeka insanlık için sonun başlangıcı mı?
İsrail Gazze’de toplu katliamlarda yapay zeka kullandı. Örneğin, sosyal medyada Hamas’a destek verenler, Hamas üyesi kabul edildi ve bu kişiler bireysel olarak hedef alınmadı, yapay zekaya verilen kodla, belirlenen Gazzelilerin evlerine girdiği an vurulması talimatı yazılıma yüklendi. Böylelikle Hamas yanlıları aileleri ve komple komşularıyla beraber şehid edildi. Dünya tarihinde ilk defa tetiği çeken bir insan değil insan dışı bir olguydu. Bu olgu artık hepimizin hayatının içinde yer alıyor. Kiminde az seviyede, kiminin tüm hayatını belirleyen bir mekanizma konumunda. Bu realiteden kaçmak mümkün değil.
O halde yapay zekayı kullanan hükmeden de olur…
Bu teknolojiye en üst seviyede sahip olmak, yabancı ülkelerin yapay zekalarıyla yarışa girmek durumundayız ki pek çok girişimimiz mevcut. Aksi takdirde bu topraklarda yaşama şansını bize vermezler. Bu alanda etik ve ahlakı koruyacak ilkeleri hayata geçirerek millet olarak farkımızı ortaya koyabiliriz. İsrail’in caniliği kendi tıynetindendir, biz elbette kendi kodlarımıza uygun en isabetli yaklaşımla yolumuza bakarız.
HER SLOGAN KELEBEK ETKİSİNE DÖNÜŞTÜ
Gazze’de yaşanan soykırıma tepki olarak dünya halkları ayağa kalktı. Türkiye’de de bu konuda boykot ve sokak hareketleri sürüyor. Bu eylemler uluslararası denkleme etki ediyor mu?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir kelebek kanat çırpsa onun başka bir coğrafyaya yansımasını belki de tahayyül bile edemeyiz. Malum kainatta hiçbir ses, görüntü, eylem ya da madde asla yok olmuyor. Dolayısıyla Türkiye’de ortaya konan her bir eylem, atılan her bir slogan, yazılan her bir yazı çok şey ifade ediyor. Realitedeki karşılığına da baktığımızda tüm dünyayı saran gösteriler de bunu gösteriyor. Türkiye’nin Filistin konusundaki öncülüğü yeni değil. Bu bağlamda konuya daha özgüvenli bakmalı ve her ne yapıyorsak daha da güçlendirmeliyiz. Boykota, gösterilere, aktivizme, söylem ve eylem geliştirmeye devam edelim derim. Sivil toplumdan akademiye, medyadan siyasete hepimize çok iş düşüyor.
Müslümanlara karşı işlenen tüm suçlarda olduğu gibi Gazze soykırımına karşı da üç maymunu oynayan hatta İsrail’i destekleyen BM ve küresel hukuk sistemi bu sınavda sınıfta kaldı. Bundan sonra bu kurum ve kuruluşlar insan haklarından nasıl bahsedecek?
İlk değildi bu iflas. Irak’ta, Suriye’de ve Filistin’de defalarca aşıldı bu kırmızı çizgi. Ama her defasında üç maymunu oynadılar. Bu defa İsrail’in baskıları ve siyonistlerin lobi faaliyetleriyle uluslararası sistemin hukuk ve insan hakları söylemleri tamamen paçavraya çevrildi. Şahsen benim bu sistemden bir umudum yok. Adil ve müreffeh bir sistem kurmak, hakikatin peşinde olan Müslümanların başarabileceği bir hedef ve idealdir diye düşünüyorum.
7 EKİM BİR DÖNÜM NOKTASI
İslam dünyasının ve özellikle Arap liderliğinin bu tarihi imtihandaki sessizliğini nasıl yorumluyorsunuz?
7 Ekim, Arap liderlerin İbrahim Anlaşmaları ile İsrail’e teslim bayrağı çekmesinin önüne geçti. Belki de en önemli somut sonuçlarından biri bu realitedir. Bu gelişme Arap halklarının duyarlılığıyla olmuştur. Liderler ise ABD’ye odaklı sistemi sorgular hale geldi. Şimdi Mekke Anlaşmasıyla yeni bir arayış içindeler. Bakalım belki bu defa tarihin doğru tarafında yer alabilirler.
Dünya halklarının Gazze’ye verdiği desteği ve soykırımcı İsrail’e tepkisini göz önüne alırsak Filistin, dünya siyasetini nasıl şekillendirecek?
7 Ekim Arap dünyasını derinden sarstı. Suriye’yi de yine bu kapsamda ele alabiliriz. Suriye’de muhaliflerin devrimi 7 Ekim’in ardından gerçekleşti. Filistinliler taşı yerinden oynattı bir kere, devamı geliyor gibi. Batı’da bilinç ve şuur, daha çok halklar nezdinde. Ve fakat siyasilerden de önemli düzeyde çıkışlar gördük. Artık İsrail karşıtı olmak diye bir gerçeklik var. Siyasiler bu korku duvarını aştı. Umarım bu yaklaşımın devamı gelir.

SADECE HABER YAPIP GEÇEMEZDİM
Gazze’de yaşanan soykırımı dünyaya duyurmaya çalışan birçok gazeteci meslektaşımız da şehit oldu. Bir gazeteci ve yazar olarak; sahadan gelen bilgi kirliliği, sansür ve dezenformasyon duvarını aşarak bu kitabı kaleme alırken nasıl bir mesleki ve insani sorumluluk hissettiniz?
Benim için çok zorlu bir üç yıl geride kaldı. Yaşanan acıların boyutları o kadar derindi ki; haberini yapıp geçemezdim. “Köşe yazımı yazdım, görderdim ve sorumluluğum bitti” gibi bakamazdım. İlk kıblemiz işgal altındayken, kardeşlerimizin namusu çiğnenirken, küçücük bebeklerin bedenleri bombardımanda eritilirken gece rahat uyku uyuyamazdım. Gözyaşlarıyla ıslanan klavyemden sizlere yansıyan yazılarım, umarım sadra şifa bir etki oluşturur. Umarım Filistin’in kurtuluşuna hep birlikte şahit oluruz.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…