Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Asya'dan çıkarıldı, Avrupa'da tutuluyor: İsrail'in Uluslar Ligi'nde ne işi var?

Asya'dan çıkarıldı, Avrupa'da tutuluyor: İsrail'in Uluslar Ligi'nde ne işi var?

Gazze'deki soykırımın ardından uluslararası futboldan men edilmesine yönelik çağrıların hedefindeki İsrail, milli takımıyla UEFA Uluslar Ligi'nde, kulüpleriyle Avrupa kupalarında mücadele etmeyi sürdürüyor. Coğrafi olarak Orta Doğu'da bulunan ve 1974'te Asya futbolundan çıkarılan İsrail'in 1994'te UEFA'ya kabul edilmesiyle başlayan Avrupa serüveni, Rusya'nın 2022'de dört gün içinde FIFA ve UEFA organizasyonlarından uzaklaştırılmasıyla birlikte "çifte standart" tartışmalarının merkezinde yer alıyor.

İsrail'in Avrupa futbolundaki varlığı, 2026/27 UEFA Uluslar Ligi'yle yeniden gündeme geldi. B Ligi 3. Grup'ta Avusturya, İrlanda ve Kosova ile eşleşen İsrail, 24 Eylül'de Avusturya'ya 3-1 mağlup oldu. Linz'de oynanan karşılaşma yalnızca skorla değil, tribünlerde İsrail'in Gazze'deki eylemlerine yönelik protestolarla da gündeme geldi. Amnesty International Avusturya'nın organizasyonuyla tribünde "END GENOCIDE" yazılı pankart açılırken İsrail Futbol Federasyonunun FIFA ve UEFA tarafından askıya alınması talebi bir kez daha dile getirildi.

İsrail'in ikinci karşılaşmasında ise tepki tribünlerin ötesine geçerek rakip takımın sahaya çıkıp çıkmamasının tartışıldığı bir krize dönüştü. İrlanda Futbol Federasyonu (FAI), İsrail Futbol Federasyonunun UEFA organizasyonlarından derhal uzaklaştırılması için daha önce resmi girişimde bulunmasına rağmen, İsrail'le aynı Uluslar Ligi grubunda yer aldı. İrlandalı futbolcular arasında karşılaşmaların oynanması konusunda farklı görüşlerin ortaya çıkması üzerine federasyon ve oyuncular arasında uzun görüşmeler gerçekleştirildi. FAI, maçtan bir gün önce çoğunluğun karşılaşmalara çıkılması yönünde görüş bildirdiğini duyurdu.

Takımdaki görüş ayrılığının en görünür örneği ise kaleci Gavin Bazunu oldu. İsrail karşılaşmalarında forma giymeme kararı alan Bazunu, milli takım kadrosundan çekildi. Kararını masum insanların öldürülmesinin yanlış olduğuna ilişkin kişisel inancına dayandıran İrlandalı kaleci, böylece İsrail karşısında sahaya çıkmayı reddeden takımın ilk oyuncusu oldu. İrlanda ise tartışmaların ardından 27 Eylül'de Macaristan'ın Debrecen kentinde İsrail karşısına çıktı ve mücadeleyi 3-0 kazandı. İrlandalı oyuncular siyah kol bantlarıyla sahaya çıkarken maç öncesinde İsrailli futbolcularla el sıkışmadı ve İsrail milli marşı sırasında başlarını öne eğdi.

Yaşananlar, İsrail'in Avrupa futbolundaki konumuna ilişkin yıllardır devam eden tartışmayı yeniden büyüttü. İsrail'in milli takımı Avrupa ülkelerinin mücadele ettiği Uluslar Ligi'nde yer alırken kulüpleri de Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi sistemine dahil olabiliyor. Oysa İsrail futbolunun kıtasal yapılanmadaki ilk adresi Avrupa değil, Asya'ydı.

İsrail'in adresi Avrupa değil Asya'ydı

İsrail Futbol Federasyonu 1956'da Asya Futbol Konfederasyonuna (AFC) dahil oldu ve yaklaşık 18 yıl boyunca Asya futbol sisteminde yer aldı. Ancak İsrail'in bölgedeki varlığı yalnızca sportif rekabet üzerinden ilerlemedi. Filistin meselesi ve Arap-İsrail çatışmasının etkileri futbol sahasına da yansırken Arap ve Müslüman ülkelerin İsrail'le karşılaşmayı reddetmesi uluslararası organizasyonların işleyişini etkileyen bir sorun haline geldi.

Bu durum 1958 Dünya Kupası elemelerinde açık biçimde ortaya çıktı. İsrail'in yer aldığı Afrika-Asya eleme bölgesinde bazı rakiplerin İsrail'le karşılaşmayı reddetmesi, İsrail'in maç oynamadan eleme turlarında ilerlemesine yol açtı. FIFA, bir takımın hiçbir eleme maçı oynamadan Dünya Kupası'na katılmasını engellemek amacıyla İsrail'in Galler ile play-off oynamasına karar verdi. İsrail iki karşılaşmayı da kaybederek turnuvaya katılamadı ancak yaşanan süreç, bölgedeki siyasi anlaşmazlığın futbol organizasyonlarını nasıl etkilediğini gösteren ilk önemli örneklerden biri oldu.

Sonraki yıllarda İsrail'in AFC içerisindeki konumuna yönelik itirazlar devam etti. Bazı ülkelerin İsrail karşılaşmalarına çıkmaması yalnızca maç programlarını değil, turnuvaların sportif dengesini de etkilerken İsrail'in konfederasyondaki üyeliğinin sürdürülüp sürdürülmemesi giderek daha açık biçimde tartışılmaya başlandı. 1970'lerin başına gelindiğinde ise mesele tek tek ülkelerin boykotlarından çıkarak AFC'nin karar organlarının gündemine taşındı.

Kuveyt harekete geçti, İsrail Asya futbolundan çıkarıldı

İsrail'in Asya futbolundaki 18 yıllık döneminin sonunu getiren gelişmeler 1974'te yaşandı. İran'ın başkenti Tahran'da düzenlenen Asya Oyunları sırasında İsrail'in karşılaşmaları yeniden siyasi boykotların gölgesinde kaldı. Kuzey Kore ve Kuveyt'in İsrail karşısına çıkmayı reddetmesi, uzun süredir devam eden anlaşmazlığı daha da görünür hale getirdi.

Kuveyt'in tavrı yalnızca sahaya çıkmamakla sınırlı kalmadı. İsrail'in Asya futbolundaki üyeliğinin sona erdirilmesi için girişim başlatılırken konu AFC'nin karar mekanizmasına taşındı. İsrail'in konfederasyonda bulunmasının Arap ve Müslüman ülkelerin organizasyonlara katılımında sorun oluşturduğu savunulurken tartışmanın arka planında Filistin meselesi ve dönemin siyasi koşulları bulunuyordu.

14 Eylül 1974'te yapılan oylama İsrail'in Asya futbolundaki geleceğini belirledi. Kuveyt'in öncülüğündeki girişim 17 kabul ve 13 ret oyuyla kabul edilirken 6 ülke çekimser kaldı. Böylece 1956'dan beri AFC bünyesinde bulunan İsrail'in Asya futbolundaki dönemi sona erdi. UEFA da İsrail futboluna ilişkin tarihçesinde 1974'teki ayrılığı "siyasi nedenlerle" gerçekleşen bir gelişme olarak kayda geçiriyor.

Ancak Asya futbolundan çıkarılmak İsrail'e doğrudan Avrupa'nın kapılarını açmadı. İsrail'in UEFA'nın tam üyesi olabilmesi için yaklaşık 20 yıllık bir geçiş döneminin yaşanması ve UEFA'nın üyelik yapısında İsrail'in önünü açacak bir değişikliğe gidilmesi gerekti.

Asya'dan çıkarıldı, farklı kıtalarda eleme oynadı

AFC üyeliğinin sona ermesinin ardından İsrail, uzun süre düzenli bir kıtasal konfederasyon sisteminin dışında kaldı. FIFA üyeliğinin devam etmesi Dünya Kupası elemelerine katılmasını mümkün kılarken hangi kıtasal eleme sisteminde mücadele edeceği dönemlere göre değişti. Bu nedenle İsrail futbolunun 1974 ile 1994 arasındaki yaklaşık 20 yıllık dönemi, Asya'dan Avrupa'ya doğrudan gerçekleşen bir geçişten ziyade farklı bölgeler arasında şekillenen bir ara dönem oldu.

İsrail, 1982 Dünya Kupası elemelerinde Avrupa bölgesinde mücadele ederken 1986 ve 1990 Dünya Kupaları için Okyanusya üzerinden elemelere katıldı. Böylece coğrafi olarak Orta Doğu'da bulunan İsrail, Asya futbolundan çıkarılmasının ardından Dünya Kupası'na gidebilmek için farklı kıtaların eleme sistemlerinde kendisine yer aradı.

1990'ların başında ise yön kalıcı biçimde Avrupa'ya çevrildi. UEFA'nın kayıtlarında İsrail'in 1991'den itibaren Avrupa organizasyonlarında düzenli olarak yer almaya başladığı belirtilirken tam üyelik açısından çözülmesi gereken temel sorun coğrafyaydı. İsrail Avrupa kıtasında bulunmuyordu ve UEFA'nın üyelik kuralları da bu nedenle kritik önem taşıyordu.

UEFA statüsü değişti, İsrail'e Avrupa'nın kapısı açıldı

İsrail'in Avrupa futboluna tam üyeliğinin önünü açan kritik gelişme 1993'te yaşandı. Cenevre'de gerçekleştirilen Olağanüstü UEFA Kongresi'nde statü değişikliğine gidilerek Avrupa'nın coğrafi sınırları içerisinde bulunmayan ancak başka bir konfederasyona bağlı olmayan bir ülkenin futbol federasyonunun UEFA'ya kabul edilebilmesine imkan sağlandı.

UEFA, kendi tarihçesinde söz konusu değişikliğin İsrail'in "Avrupa futbol ailesine" katılmasının önünü açtığını açık biçimde belirtiyor. Böylece 1974'te AFC üyeliği sona eren İsrail'in yaklaşık 20 yıl sonra başka bir kıtasal konfederasyona tam üye olabilmesinin hukuki zemini oluşturuldu.

Süreç 1994'te tamamlandı ve İsrail Futbol Federasyonu UEFA'nın tam üyesi oldu. Bu kararla İsrail'in futbol coğrafyası kurumsal olarak Asya'dan Avrupa'ya taşınırken bugün Uluslar Ligi'nde yer almasını sağlayan sistemin de temeli atıldı. İsrail'in Uluslar Ligi'ne özel olarak verilmiş ayrı bir katılım hakkı bulunmuyor; milli takım, İsrail Futbol Federasyonunun UEFA üyesi olması nedeniyle Avrupa'nın milli takım organizasyonlarında mücadele edebiliyor.

Avrupa'nın kapısı İsrail kulüplerine de açıldı

UEFA üyeliğinin etkisi yalnızca İsrail Milli Takımı ile sınırlı kalmadı. Bir federasyonun UEFA sistemine dahil olması, o ülkenin kulüplerinin de gerekli sportif kriterleri sağlamaları halinde UEFA kulüp organizasyonlarına katılabilmesini beraberinde getiriyor. Bu nedenle İsrail'in 1994'te tam üyeliğe kabul edilmesi, ülkenin kulüp futbolunu da Avrupa sistemine dahil etti.

İsrail kulüpleri bu üyelik üzerinden Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi gibi UEFA organizasyonlarına katılabiliyor. Dolayısıyla İsrail Milli Takımı'nın Uluslar Ligi'nde bulunmasıyla İsrail kulüplerinin Avrupa kupalarında yer alması birbirinden bağımsız iki ayrı istisna oluşturmuyor. Her iki durumun da kurumsal dayanağını İsrail Futbol Federasyonunun UEFA üyeliği oluşturuyor.

Bu durum bugün İsrail'in uluslararası futboldan uzaklaştırılmasını isteyenlerin taleplerinin neden yalnızca milli takımı kapsamadığını da açıklıyor. İsrail Futbol Federasyonunun UEFA üyeliğinin askıya alınması halinde alınacak kararın kapsamı, yalnızca milli takımın Uluslar Ligi'ndeki konumunu değil, İsrail kulüplerinin Avrupa organizasyonlarındaki durumunu da doğrudan ilgilendiriyor.

Avrupa dışında olup UEFA'da oynayan başka ülkeler var mı?

UEFA'nın üyelik yapısı Avrupa'nın coğrafi sınırlarıyla birebir örtüşmüyor. Türkiye ve Rusya'nın topraklarının bir bölümü Avrupa'da bulunurken Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan gibi Kafkasya ülkelerinin Avrupa-Asya sınırındaki konumu farklı coğrafi tanımlamalara konu oluyor.

İsrail'i bu örneklerden ayıran temel noktalardan biri ise kendi kıtasındaki konfederasyonun daha önce üyesi olması ve 1974'te bu yapıdan çıkmasının ardından UEFA'ya geçiş için yaklaşık 20 yıllık bir süreç yaşanması. UEFA'nın 1993'te yaptığı statü değişikliğinin İsrail'in üyeliğinin önünü açtığını kendi kayıtlarında özellikle belirtmesi de bu geçişin kurumsal niteliğini ortaya koyuyor.

Kazakistan ise Asya'dan UEFA'ya geçen başka bir dikkat çekici örnek olarak öne çıkıyor. Daha önce AFC bünyesinde bulunan Kazakistan Futbol Federasyonu, Asya futbolundan ayrılmasının ardından 2002'de UEFA'ya kabul edildi. Ancak Kazakistan'ın batısındaki toprakların bir bölümü yaygın coğrafi sınıflandırmalara göre Avrupa kıtasında bulunuyor. Bu nedenle İsrail'in üyelik hikayesi, UEFA bünyesindeki diğer sınır ve kıta örnekleriyle bazı benzerlikler taşısa da tarihsel ve siyasi süreci bakımından farklı bir çizgide ilerliyor.

Gazze'deki soykırımın ardından sert tepkiler

İsrail'in yaklaşık 30 yıldır devam eden UEFA üyeliği, Gazze'deki soykırımın ardından Avrupa futbolunun en tartışmalı başlıklarından biri haline geldi. BM Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, Eylül 2025'te İsrail makamları ve güvenlik güçlerinin Gazze'deki Filistinlilere karşı soykırım işlediği sonucuna vardı. Komisyon, Soykırım Sözleşmesi'nde tanımlanan beş fiilden dördünün gerçekleştirildiğini belirlerken İsrail makamlarının Gazze'deki Filistinlileri tamamen veya kısmen yok etmeye yönelik özel kastının bulunduğu sonucuna ulaştı.

Bu gelişmeler futbol dünyasındaki tartışmaları da büyüttü. Filistin Futbol Federasyonu, İsrail Futbol Federasyonuna yönelik girişimlerini FIFA nezdinde sürdürürken tartışmanın önemli başlıklarından birini işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde faaliyet gösteren futbol kulüpleri oluşturdu. Söz konusu kulüplerin İsrail futbol sistemi içerisinde yer alması, FIFA kurallarının uygulanmasına yönelik eleştirilerin merkezinde bulunuyor.

Amnesty International da 2026/27 Uluslar Ligi'nin başlamasıyla FIFA ve UEFA üzerindeki baskıyı artırdı. Kuruluş, İsrail Futbol Federasyonunun askıya alınmasını isterken işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerde bulunan kulüplerin İsrail liglerinde faaliyet göstermesini gerekçelerden biri olarak gösterdi. İsrail'in Uluslar Ligi'nde Avrupa ülkeleriyle mücadele etmeye devam etmesi de kuruluş tarafından sert biçimde eleştirildi.

Türkiye'den de benzer yönde çağrılar geldi. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, FIFA, UEFA ve ulusal federasyonlara gönderdiği mektupta İsrail'in bütün sportif müsabakalardan derhal men edilmesini istedi. Hacıosmanoğlu, Gazze'de yaşananlara ve BM Komisyonunun soykırım tespitine işaret ederken uluslararası futbol kurumlarının İsrail'e yönelik tutumunu Rusya'ya uygulanan yaptırımlarla karşılaştırdı.

FIFA ihlalleri tespit etti ancak İsrail'i men etmedi

İsrail Futbol Federasyonuna yönelik tartışma yalnızca protestolar ve federasyonların siyasi çağrılarıyla sınırlı kalmadı. Filistin Futbol Federasyonunun FIFA Kongresi'nde yaptığı başvurunun ardından İsrail futboluna ilişkin dosya FIFA'nın disiplin mekanizmasına taşındı ve İsrail Futbol Federasyonunun FIFA üyesi olarak yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği incelendi.

FIFA Disiplin Komitesi mart 2026'da İsrail Futbol Federasyonunun yükümlülüklerini birden fazla kez ihlal ettiğine karar verdi. İncelemede fair-play ilkelerinin ihlali ile ayrımcılık ve ırkçı kötü muameleye ilişkin disiplin hükümleri değerlendirilirken federasyona 150 bin İsviçre frangı para cezası verildi. İsrail Futbol Federasyonuna ayrıca uyarıda bulunuldu ve ayrımcılığın önlenmesine yönelik bir plan uygulaması istendi.

Ancak FIFA'nın kendi disiplin mekanizmasının İsrail Futbol Federasyonu hakkında birden fazla ihlal tespit etmesi, federasyonun uluslararası futboldan uzaklaştırılmasıyla sonuçlanmadı. İsrail Milli Takımı UEFA Uluslar Ligi'nde mücadele etmeyi sürdürürken İsrail kulüpleri de UEFA sistemindeki yerini korudu. FIFA ve UEFA'nın bu tutumu, Rusya hakkında yalnızca birkaç yıl önce alınan çok daha kapsamlı kararlarla karşılaştırıldığında "çifte standart" eleştirilerini daha da büyüttü.

Rusya'ya 4 günde men, İsrail'e neden yok?

Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı saldırısının başlamasının ardından uluslararası futbol kurumlarının yaptırım kararı alması yalnızca dört gün sürdü. FIFA ve UEFA, 28 Şubat'ta ortak karar alarak Rusya'nın bütün milli takımları ile kulüplerini ikinci bir karara kadar kendi organizasyonlarından uzaklaştırdı. Kararla birlikte yaptırım yalnızca Rusya A Milli Takımı'nı değil, ülkenin uluslararası futbol sistemindeki milli ve kulüp düzeyindeki bütün temsilini kapsadı.

UEFA sonraki aylarda yaptırımın Uluslar Ligi'ndeki karşılığını da netleştirdi. Rusya'nın 2022/23 UEFA Uluslar Ligi B Ligi'nde mücadele etmesine izin verilmedi, takım grubun son sırasında kabul edilerek küme düşürüldü. Aynı dönemde Rus kulüplerinin Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi dahil UEFA kulüp organizasyonlarına katılması da engellendi. Böylece Rusya, milli takımlarından kulüplerine kadar UEFA futbol sisteminin dışına çıkarıldı.

İsrail konusunda ise bugüne kadar aynı kapsamda bir yaptırım mekanizması işletilmedi. BM Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu Gazze'de soykırım işlendiği sonucuna vardı, Filistin Futbol Federasyonu FIFA nezdinde girişimlerde bulundu, FIFA Disiplin Komitesi İsrail Futbol Federasyonunun yükümlülüklerini birden fazla kez ihlal ettiğini tespit etti, İrlanda Futbol Federasyonu İsrail'in UEFA'dan derhal uzaklaştırılmasını resmen istedi ve uluslararası insan hakları kuruluşları askıya alma çağrılarını sürdürdü.

Buna rağmen Rusya'ya uygulanan milli takım ve kulüpleri birlikte kapsayan yaptırım İsrail için devreye sokulmadı. İsrail milli takımı 2026/27 Uluslar Ligi'nde Avrupa ülkeleriyle karşılaşmaya devam ederken İsrail Futbol Federasyonuna bağlı kulüpler de UEFA sisteminde yer almayı sürdürüyor.

Futbolda "çifte standart" tartışması büyüyor

Rusya ile İsrail'e yönelik farklı uygulamaya Türkiye'den en açık tepkilerden biri TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'ndan geldi. FIFA, UEFA ve ulusal federasyonlara İsrail'in uluslararası futboldan uzaklaştırılması çağrısında bulunan Hacıosmanoğlu, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısının başlamasından yalnızca dört gün sonra uluslararası organizasyonlardan men edildiğini hatırlatarak Filistin söz konusu olduğunda aynı önlemlerin uygulanmamasını eleştirdi.

İrlanda Futbol Federasyonunun İsrail'in UEFA'dan derhal uzaklaştırılması için yaptığı resmi girişim, Filistin Futbol Federasyonunun FIFA nezdindeki başvuruları, Amnesty International'ın askıya alma çağrıları ve İrlandalı futbolcular arasında İsrail karşılaşmalarına çıkılması konusunda yaşanan tartışmalar, meselenin yalnızca tribünlerde yükselen protestolarla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. İsrail'in UEFA sistemindeki varlığı artık federasyonların karar organlarından milli takım soyunma odalarına kadar uzanan bir tartışmanın konusu haline gelmiş durumda.

İsrail'in 1956'da Asya futboluna dahil olmasıyla başlayan süreç, 1974'te AFC'den çıkarılması ve yaklaşık 20 yıllık geçiş döneminin ardından 1994'te UEFA üyeliğine kabul edilmesiyle tamamen farklı bir yöne taşındı. O dönem İsrail'e Avrupa futbolunun kapısını açan üyelik bugün milli takımının Uluslar Ligi'nde, kulüplerinin ise Avrupa kupalarında yer almasının temelini oluşturuyor.

Ancak Gazze'deki soykırımın ardından aynı üyelik bu kez "İsrail neden Avrupa futbolunda yer almaya devam ediyor?" sorusuyla tartışılıyor. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısının başlamasından dört gün sonra milli takımları ve kulüpleriyle FIFA ve UEFA organizasyonlarından uzaklaştırılmasına karşılık İsrail için aynı mekanizmanın işletilmemesi, uluslararası futbol yönetimine yönelik "çifte standart" eleştirilerinin merkezindeki yerini koruyor.

Coğrafi olarak Orta Doğu'da bulunan İsrail ise Asya futbolundan çıkarılmasının üzerinden yarım asrı aşkın süre geçmesine rağmen milli takımıyla Avrupa ülkelerinin mücadele ettiği Uluslar Ligi'nde, kulüpleriyle UEFA organizasyonlarında yer almaya devam ediyor.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…