Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Avrupa'da enerji fiyatları yeniden yükselişte: AB kış öncesi frene basıyor

Avrupa'da enerji fiyatları yeniden yükselişte: AB kış öncesi frene basıyor

Küresel enerji piyasalarında artan arz baskısı Avrupa'yı kış öncesinde yeni bir maliyet sınavıyla karşı karşıya bırakıyor. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş elektrik piyasasına da yansırken enerjiye dışa bağımlılık, depoların doluluk seviyesi ve yüksek maliyetlerin haneler ile sanayi üzerindeki etkisi Avrupa Birliği'nin gündeminde öne çıkıyor. Brüksel ise tüketimi azaltacak kısa vadeli tedbirlerden enerji sistemindeki yapısal dönüşüme kadar farklı seçeneklerle fiyat baskısını sınırlamanın yollarını arıyor.

Orta Doğu'daki gelişmelerle birlikte küresel doğal gaz piyasasında değişen arz dengesi, Avrupa'nın enerji hesabını da yeniden şekillendirdi. Şubat sonunda megavatsaat başına yaklaşık 30 avro seviyesinde bulunan Avrupa'nın gösterge doğal gaz fiyatı, eylül sonunda 70 avronun üzerine çıktı. Fiyatlardaki yükselişe Avrupa'nın kış öncesinde doğal gaz depolarını doldurma ihtiyacı da eklenirken enerji maliyetlerinin önümüzdeki aylardaki seyri hem tüketiciler hem de sanayi açısından daha önemli hale geldi.

Fiyat baskısının arttığı bu dönemde Brüksel'den üye ülkelere tüketimi sınırlamaya yönelik yeni bir çağrı geldi. AB Komisyonunun Enerjiden Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen, üye ülkelerin enerji bakanlarına gönderdiği mektupta, küresel arzın kısıtlı ve fiyatların dalgalı olduğu mevcut koşullarda gerekli olduğu sürece doğal gaz ve elektrik talebini düşürecek tedbirlerin uygulanmasını istedi. Jorgensen, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu tabloyu "arz kriziyle bağlantılı bir fiyat krizi" olarak tanımlarken talebin azaltılmasının fiyatların kontrol altında tutulmasına yardımcı olabileceğini belirtti.

Jorgensen'in çağrısı yalnızca yaklaşan kışa yönelik bir tasarruf mesajıyla sınırlı kalmıyor. Avrupa'nın enerji ihtiyacının önemli bölümünü dış tedarikçilerden karşılaması, küresel LNG piyasasındaki gelişmelerin doğal gaz fiyatlarına doğrudan yansıması ve yüksek enerji maliyetlerinin sanayinin rekabet gücü üzerindeki etkisi, Brüksel'in önündeki enerji denklemini genişletiyor.

Orta Doğu'daki arz kaybı Avrupa fiyatlarını yukarı taşıdı

Avrupa'daki fiyat baskısının arkasında küresel doğal gaz piyasasında yıl boyunca yaşanan arz sıkışıklığı bulunuyor. Orta Doğu'da şubat sonunda başlayan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'ndaki kesinti, küresel LNG ticaretinin önemli bölümünü etkilerken Avrupa ile Asya'daki fiyatların yükselmesine yol açtı. Uluslararası Enerji Ajansının verilerine göre küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'ndaki kesinti sonrasında Avrupa'nın gösterge doğal gaz fiyatı TTF, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak milyon İngiliz ısı birimi başına ortalama 16 dolara çıktı.

Orta Doğu kaynaklı LNG kaybı, Kuzey Amerika ve Afrika'daki üretim artışlarıyla kısmen dengelense de piyasadaki sıkışıklık tamamen ortadan kalkmadı. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin LNG yüklemeleri mart-haziran döneminde yıllık bazda 35 milyar metreküp azalırken diğer bölgelerdeki ilave üretim bu kaybın yaklaşık dörtte üçünü karşılayabildi. Hürmüz üzerinden LNG taşımacılığının çatışma öncesindeki seviyelerin altında kalması da Avrupa'nın kış öncesindeki fiyat risklerini canlı tutuyor.

Bu gelişmeler Avrupa piyasasındaki fiyatlara doğrudan yansıdı. Avrupa'da doğal gaz fiyatlandırmasında referans kabul edilen Hollanda merkezli TTF'de doğal gazın megavatsaat fiyatı, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının başladığı 28 Şubat öncesinde yaklaşık 30 avro seviyesindeyken eylül sonunda 70 avronun üzerinde seyrediyor. Fiyatlar 22 Eylül'de 69,15 avroya kadar gerilese de 28 Eylül itibarıyla yeniden yaklaşık 72 avro seviyesine çıktı.

Piyasalardaki bir diğer risk ise yaklaşan kış döneminde LNG arzının ve Avrupa'ya yönelik boru hattı akışlarının yeterli seviyede sürdürülüp sürdürülemeyeceği konusu. Basra Körfezi'nden gelen LNG miktarının artmaması veya Norveç'teki bakım çalışmalarına bağlı ihracat kısıtlamalarının uzaması halinde kışın en yoğun döneminde doğal gaz fiyatlarının megavatsaat başına 100 avronun üzerine çıkabileceğine yönelik piyasa beklentileri bulunuyor.

Avrupa enerjide dış tedarike bağlı

Küresel piyasalardaki gelişmelerin Avrupa fiyatlarına hızla yansımasında AB'nin petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bölümünü dışarıdan karşılaması etkili oluyor. Eurostat verilerine göre 2026'nın ikinci çeyreğinde AB'nin LNG ithalatının yüzde 63,2'si ABD'den gerçekleştirildi. ABD'yi yüzde 17,3 ile Rusya ve yüzde 8,1 ile Cezayir izledi.

Boru hatları üzerinden doğal gaz tedarikinde ise Norveç ilk sırada yer aldı. Aynı dönemde AB'ye gaz halinde ithal edilen doğal gazın yüzde 51,2'sini Norveç sağlarken Cezayir'in payı yüzde 18,2, İngiltere'nin yüzde 11,1 ve Rusya'nın yüzde 10,2 oldu. Petrol tarafında da ABD yüzde 18,8 ile AB'nin en büyük tedarikçisi olurken Norveç yüzde 14,3 ve Kazakistan yüzde 13,4 pay aldı.

Tedarikin farklı ülkelere yayılması Avrupa'nın enerji arzını çeşitlendirmesine imkan sağlasa da küresel fiyat hareketlerine olan hassasiyeti ortadan kaldırmıyor. LNG'nin küresel piyasalarda alınıp satılması, Avrupa'yı yalnızca üretici ülkelerdeki gelişmelere değil, diğer büyük tüketicilerin talebindeki değişimlere de açık hale getiriyor. AB Komisyonu da enerji sisteminin farklı tedarikçiler, stratejik rezervler ve artan LNG ithalat kapasitesi sayesinde arz açısından dirençli olduğunu ancak küresel fiyat artışlarının sorun olmaya devam ettiğini belirtiyor.

Depolar yüzde 70 seviyesinde: Gözler kış hazırlığında

Fiyatlardaki yükselişin yanı sıra Avrupa'nın kış öncesindeki doğal gaz stokları da yakından takip ediliyor. AB genelindeki doğal gaz depolarının doluluk oranı eylül sonunda yaklaşık yüzde 70 seviyesinde bulunurken Birlik, kasım ayı başına kadar depoları yüzde 80 doluluğa ulaştırmayı hedefliyor.

Depoların önceki yıllara kıyasla daha düşük seviyede olması kış öncesindeki riskleri gündemde tutsa da AB Komisyonu mevcut tablonun acil bir arz güvenliği sorunu anlamına gelmediğini belirtiyor. Komisyon bünyesindeki Gaz Koordinasyon Grubu, küresel enerji piyasalarının yakından izlenmesi gerektiğini ancak AB gaz sisteminin mevcut depolama seviyeleriyle yaklaşan kışı karşılayabilecek dayanıklılığa sahip olduğunu değerlendiriyor.

Brüksel'in hesabında yalnızca depolarda ne kadar doğal gaz bulunduğu değil, bu gazın hangi maliyetle temin edildiği de yer alıyor. Ülkelerin kış hedeflerine ulaşabilmek için aynı dönemlerde yoğun biçimde doğal gaz satın alması piyasadaki talebi ve fiyatları artırabileceğinden AB, depoların koordineli biçimde doldurulmasına önem veriyor. Depolama hedeflerinde ülkelere tanınan esnekliğin de arzın sıkıştığı dönemlerde alımların ertelenmesine imkan sağlayarak fiyat baskısını sınırlaması amaçlanıyor.

Yüksek enerji fiyatlarının iki adresi: Haneler ve sanayi

Doğal gaz piyasasındaki yükseliş yalnızca gaz kullanan tüketicileri etkilemiyor. Avrupa elektrik sisteminde doğal gaz santrallerinin üretimde rol oynaması nedeniyle gaz fiyatlarındaki artış belirli dönemlerde toptan elektrik fiyatlarına da taşınıyor. AB Komisyonuna göre elektrik fiyatlarını piyasa koşullarının yanı sıra ulusal politikalar ve jeopolitik gelişmeler şekillendirirken toptan fiyatlardaki değişimler zaman içinde tüketicilerin karşılaştığı perakende fiyatlara yansıyor.

Enerji maliyetlerindeki baskının bir diğer adresini ise Avrupa sanayisi oluşturuyor. Enerji yoğun sektörlerde elektrik ve doğal gaz giderleri üretim maliyetlerinin önemli kalemleri arasında bulunurken Brüksel, yüksek enerji fiyatlarını Avrupa şirketlerinin küresel rekabet gücünü etkileyen sorunlardan biri olarak değerlendiriyor. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de ağustosta yaptığı açıklamada yüksek enerji fiyatlarını Avrupa şirketlerinin karşı karşıya olduğu temel sorunlar arasında göstererek enerji maliyetlerinin düşürülmesini rekabet gücü açısından öncelikli alanlardan biri olarak sıraladı.

Elektrik ile doğal gaz arasındaki fiyat farkı da AB'nin çözmeye çalıştığı başlıklardan biri. Komisyonun temmuzda açıkladığı Elektrifikasyon Eylem Planı'na göre elektrik bazı durumlarda doğal gazdan yaklaşık üç kat daha pahalı olabiliyor. Brüksel, bu farkı azaltarak sanayi, ulaşım ve binalarda elektrik kullanımını artırmayı, böylece ithal fosil yakıtlara olan ihtiyacı düşürmeyi hedefliyor.

AB'nin masasında hangi önlemler var?

Enerji fiyatlarındaki yükseliş karşısında Brüksel'in üzerinde çalıştığı seçenekler yalnızca Jorgensen'in gündeme getirdiği tüketimin azaltılması çağrısıyla sınırlı değil. AB, kısa vadede fiyat artışlarının vatandaş ve şirketler üzerindeki etkisini azaltabilecek tedbirlerle uzun vadede enerji sistemini dönüştürecek politikaları birlikte yürütmeye çalışıyor.

Kısa vadeli seçenekler arasında doğal gaz ve elektrik talebinin azaltılması, doğal gaz depolarının ülkeler arasında koordineli biçimde doldurulması ve gerekli durumlarda stratejik petrol stoklarının kullanılması bulunuyor. Üye ülkeler ayrıca yüksek enerji fiyatlarından etkilenen sektörlere geçici devlet yardımları sağlayabiliyor. Kırılgan hanelere yönelik gelir desteği ve enerji kuponları ile elektrik üzerindeki vergilerin düşürülmesi de ülkelerin kullanabileceği araçlar arasında yer alıyor.

Komisyon ise bu desteklerin tüketimi teşvik edecek geniş kapsamlı fiyat müdahalelerine dönüşmemesi gerektiğini savunuyor. Jorgensen'in üye ülkelere gönderdiği mektupta da tedbirlerin hedefli ve geçici olması gerektiğine işaret edilirken enerji talebinin azaltılmasının hem arz üzerindeki baskının hem de fiyatların sınırlanmasına katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

Uzun vadeli planda ise yenilenebilir enerji üretiminin artırılması, enerji verimliliğinin geliştirilmesi, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, depolama kapasitesinin genişletilmesi ve fosil yakıt kullanılan alanların elektrifikasyonu öne çıkıyor. AB'nin 2026'da attığı adımlar arasında enerji yoğun işletmeler için elektrik vergilerinin azaltılmasına imkan sağlayan düzenlemeler, akıllı sayaçların yaygınlaştırılması ve temiz enerji yatırımlarının hızlandırılması da bulunuyor.

AB, elektrifikasyonun toplam enerji kullanımındaki payını mevcut yüzde 23 seviyesinden 2040'a kadar yüzde 46'ya çıkarmayı hedefliyor. Komisyon, hedefe ulaşılması halinde fosil yakıt ithalatından yılda 260 milyar avroya kadar tasarruf sağlanabileceğini hesaplıyor. Brüksel böylece bugünkü fiyat baskısına yönelik önlemleri, enerji ithalatına olan ihtiyacı uzun vadede azaltmayı amaçlayan dönüşüm politikalarıyla birleştirmeye çalışıyor.

Avrupa'nın kış denkleminde fiyatlar belirleyici olacak

Avrupa kışa yaklaşırken enerji tablosunda arz ile maliyet arasındaki ayrım daha belirgin hale geliyor. Bir tarafta çeşitlendirilmiş tedarik kaynakları, LNG ithalat kapasitesi ve depolardaki doğal gaz nedeniyle kısa vadede acil bir arz güvenliği riski görmeyen AB bulunurken diğer tarafta Orta Doğu'daki gelişmelere, küresel LNG arzına ve kış talebine duyarlı yüksek fiyat ortamı devam ediyor.

Bu tablo, Jorgensen'in doğal gaz ve elektrik talebini azaltma çağrısını da daha geniş bir enerji politikasının parçası haline getiriyor. Brüksel bir yandan depoları kasım başındaki yüzde 80 hedefine yaklaştırmaya çalışırken diğer yandan ülkelerin aynı anda piyasaya yönelmesinin fiyatlar üzerinde oluşturabileceği baskıyı sınırlamayı ve yüksek maliyetlerin haneler ile sanayiye yansımasını azaltmayı hedefliyor.

Enerji fiyatları ve arz güvenliği, 28-29 Eylül'de Dublin'de düzenlenen AB enerji bakanlarının gayriresmi toplantısının da ana gündemleri arasında yer alıyor. Bakanların 29 Eylül'deki ilk çalışma oturumu enerjinin karşılanabilirliğine, ilerleyen bölümdeki bir diğer oturum ise Avrupa'nın enerji güvenliği ve iş birliğine ayrıldı. Böylece kış öncesinde Avrupa'nın enerji denkleminde yalnızca depolarda ne kadar doğal gaz bulunduğu değil, bu enerjinin hanelere ve sanayiye hangi maliyetle ulaşacağı da belirleyici başlıklardan biri haline geldi.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…