Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

BBP Başkanı Destici, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nda altı endişesini sıraladı

BBP Başkanı Destici, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nda altı endişesini sıraladı

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, TBMM'ye sunulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nda ortak savunma kapsamı, süre ve istihbarat güvenliği gibi altı endişesini sıraladı. Destici, anlaşmanın milli egemenlik ve stratejik bağımsızlığı zayıflatmaması gerektiğini söyledi.

(ANKARA) - Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin, "Bu iş birliğinin milli egemenliğimizi, stratejik bağımsızlığımızı ve gelecekteki karar alma irademizi zayıflatacak belirsizlikler taşımaması şarttır. Türkiye'nin milli menfaatleri, stratejik bağımsızlığı ve gelecek nesillerin güvenliği tartışma konusu dahi yapılamaz" dedi.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına 21 Ekim Gazeteciler Günü'nü kutlayarak başlayan Destici, "Zor şartlar altında, çoğu zaman mesai gözetmeden görev yapan, milletimizin haber alma hakkı için emek veren tüm gazetecilerimize ve basın çalışanlarımıza hayırlı ve başarılı çalışmalar dilerim" ifadelerini kullandı.

Destici, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, "Başında söylendiği gibi şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz bir süreç yürütülecektir ve şartsız, pazarlıksız bir şekilde PKK terör örgütü silahını bırakacaktır, kendini feshedecektir. Bunun başka yolu da yoktur. Şimdi bakıyoruz, Kandil'deki sözcüleri, DEM Parti sözcüleri birtakım şartlardan bahsetmektedir. Onlar sadece kendi zırvalamalarından başka bir şey değildir. Bu millet ne kimliğinden ne dilinden ne bayrağından ne bütünlüğünden ne de birliğinden taviz verir" dedi.

"Ülkemiz içindeki bölücü unsurların temsilcileri de tıpkı Yunanistan gibi düşünüyor. Yunanistan bu anlaşmadan ne kadar rahatsızsa DEM Parti de o kadar rahatsız, TİP de o kadar rahatsız. Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Von Der Leyen ne kadar rahatsızsa onlar da o kadar rahatsız. Ama onların rahatsız olması sonucu değiştirmez. Bu anlaşma, Türkiye'nin Akdeniz'deki varlığının hem askeri hem ekonomik anlamda yapacağı çalışmaların, atacağı adımların en önemli güvencelerinden birisi olmuştur. Bu ve buna benzer anlaşmaları Akdeniz ülkelerinin tamamıyla yapma noktasında Türkiye'nin gayretleri olduğunu biliyoruz. Türkiye bu anlaşmaları saldırganlık niyetiyle yapmamaktadır. Türkiye bu anlaşmaları yaparken hem kendi güvenliğini öne koymakta hem de Libya gibi kardeş ülkelerin güvenliğini ve bütünlüğünü öncelemektedir.

Yunanistan'ın rahatsızlığını anlıyoruz çünkü Yunanistan ne Ege'deki emellerinden ne Akdeniz'deki emellerinden ne de Türkiye'nin Ege bölgesi üzerindeki emellerinden vazgeçmiş değildir. Kendisi, İsrail'le benzer anlaşmalar yapma konusunda hiç de geri durmamaktadır. Avrupa Birliği bize gösterdiği tepkiyi, İsrail'le Yunanistan arasında benzer anlaşmalar imzalandığında göstermiş midir? Göstermemiştir. Üstelik bir Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan, soykırım yapan bir ülkeyle benzer anlaşmalar imzalamıştır. Ona sessiz kalanların bugün Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması'na verdiği tepki, bizim açımızdan hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan sözler içermektedir. Türkiye, ne Avrupa Birliği'nden gelen bu eleştirilere ne de Yunanistan'ın açıklamalarına taviz verecek bir ülkedir."

"BU SÜREÇ, FAİLLERİN VE İHMALİ OLAN DENETÇİLERİN AKLAMA MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİDİR"

Destici, "fon krizi" ile ilgili olarak da "Hukuki bedel neyse bu cürmü işleyenlere mutlaka ama mutlaka misliyle ödetilmelidir. Bu süreç, alelacele yapılan tasfiye düzenlemeleriyle konunun kapatıldığı, faillerin ve ihmali olan denetçilerin halı altına süpürüldüğü bir aklama mekanizmasına asla dönüştürülmemelidir. Kanun teklifinin öne çekilmesiyle ortaya konan irade; olayın sonuna kadar üzerine gidilmesi, kaybolan tek bir kuruşun dahi izinin sürülerek mağduriyetlerin eksiksiz giderilmesi ve sorumluların yargı önünde en ağır cezayı almasıyla anlam kazanacaktır" ifadelerini kullandı.

"ENDİŞEMİZ, İSTİHBARAT GÜVENLİĞİDİR"

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin kanun teklifinin TBMM Başkanlığı'na sunulmasına ilişkin konuşan Destici, ülkeye uzun süreli askeri, siyasi ve stratejik sorumluluklar yükleyebilecek bir anlaşmanın açık hükümler, hesaplanabilir riskler ve güvence altına alınmış milli çıkarlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Destici, şunları kaydetti:

"Birinci endişemiz, ortak savunma yükümlülüğünün kapsamıdır. Taraflardan birine yönelik saldırının bütün taraflara yönelik saldırı sayılması, Türkiye'yi kendi güvenlik öncelikleriyle örtüşmeyen bölgesel krizlerde hangi ölçüde sorumluluk altına sokacaktır? Bu husus çok net bir şekilde, açıkça ortaya konmalıdır. İkinci endişemiz, anlaşmanın süresi ve çekilme şartlarıdır. İlk on yıl boyunca anlaşmadan ayrılamama hükmü, değişen jeopolitik şartlarda Türkiye'nin hareket alanını daraltabilir. Uzun vadeli bu taahhüdün gerekçesi ve sonuçları mutlaka değerlendirilmelidir. Üçüncü endişemiz, istihbarat güvenliğidir. Milli güvenliğimize ilişkin hassas bilgilerin paylaşım sınırları, erişim yetkileri ve denetim mekanizmaları açık güvencelere bağlanmalıdır.

Dördüncü endişemiz, savunma sanayisi ve lojistik yükümlülüklerdir. Teknoloji transferi, fikri mülkiyet, finansman ve karşılıklı destek şartları, Türkiye'nin mevcut kapasitesini koruyacak şekilde düzenlenmelidir. Beşinci endişemiz, karar alma mekanizmalarıdır. Ortak komite ve sekreteryanın işleyişinde tarafların eşitliği, şeffaflık ve Türkiye'nin karar alma bağımsızlığı güvence altına alınmalıdır. Altıncı endişemiz, mevcut uluslararası yükümlülüklerimizle uyumdur. Anlaşmanın NATO üyeliğimiz, diğer uluslararası taahhütlerimiz ve Türkiye'nin bağımsız dış politika anlayışı üzerindeki etkileri hukuki ve stratejik açıdan incelenmelidir."

Destici, Türkiye'nin dost ve kardeş ülkelerle iş birliğinin güçlendirilmesini desteklediklerini belirterek, "Ancak bu iş birliğinin milli egemenliğimizi, stratejik bağımsızlığımızı ve gelecekteki karar alma irademizi zayıflatacak belirsizlikler taşımaması şarttır. Türkiye'nin milli menfaatleri, stratejik bağımsızlığı ve gelecek nesillerin güvenliği tartışma konusu dahi yapılamaz" dedi.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…