Avrupa'da dokuzuncu maçları geride bıraktığımız çift maç haftasında an itibariyle takımların form durumları, potansiyelleri genel hatları ile kendini yavaş yavaş göstermekte.
Avrupa'nın gediklileri çok yüksek bütçeleri olan Milano, Baskonia, Bayern Münih gibi takımların ligin dibine demir attığı, maç içerisinde kemik seslerinin duyulduğu, mücadele ve rekabetin kağıt üzerinden sahaya taşındığı bu dönemde temsilcimiz Beşiktaş, ciddi eksiklerine rağmen ligde önemli galibiyetler elde etmiş durumda. Bunlardan 3'ünü deplasman galibiyeti şeklinde alarak herkesi şaşırtan Alimpjevic yönetimindeki Karakartallar bu hafta göstermiş olduğu muhteşem geri dönüş ile biz basketbolseverlerin gönlünü çoktan fethetmiş durumda desek abartmış olmayız.

Bir takım düşünün ki, 3 önemli oyuncusu eksik sahaya çıksın, 2 şanssız mağlubiyet ve çift maç haftasının yorgunluğuna rağmen sadece 1 gün dinlenerek İtalya ligi liderini, 13 sayıdan son 2 dakikada dönerek her şeye rağmen Bologna'da direnerek son saniyede mağlup etsin. Böyle bir tablo , ancak bir takımın performansının yüzde yüzünün üzerine çıkması ile mümkün olabilirdi. Temsilcimizin göstermiş olduğu bu insan üstü galibiyeti derinlemesine inceleyecek olursak;
Aslan payını tabi ki takımın direncini en üst seviyede tutmayı başaran Koç Dusan Alimpjevic'e teslim etmek gerekiyor. Sırp koç her seferinde değişen takım kadrosuna ve Dotson gibi önemli bir oyuncunun eksikliğine rağmen, takımın kimyasını oldukça verimli bir şekilde kullandı ve nefeslerin kesildiği, büyük bir baskının olduğu İtalya deplasmanında son 2 buçuk dakikada çift hanelerden maçı koparmayı başardı. Kariyeri boyunca dirençli takımlar yaratmayı prensip haline getiren genç Sırp koç önderliğinde,çiçeği burnunda Euroleague takımı olan Beşiktaş'ın bizlere gelecek adına önemli mesajlar verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bir diğer önemli pay ise henüz takıma katılmış olan, NBA patentli skorer Lonnie Walker' a ait. Bireysel yetenek anlamında Avrupa'nın en iyilerinden olan ve birkaç hafta içerisinde takıma katılmış olmasına rağmen gösterdiği büyük adaptasyon ile önemli bir yol kat eden ABD li skorer, attığı 30 sayı ile sadece takımı sırtlamakla kalmadı, aynı zamanda da Beşiktaş'ın hem bu sezon, hem de Euroleague tarihindeki en skorer ismi olmayı başardı.Scottie Wilbekin'in liderlik rolünü omuzlayarak, baskıyı üzerine çeken ve topun diğer oyunculara daha rahat geçişine yardımcı olan Walker, son dakikalarda gösterdiği performans ile de kritik anlarda ne kadar önemli bir role sahip olduğunu göstermiş oldu.
Galibiyetin diğer mimarlarını sayacak olursak, Walker ile beraber takımın skor yükünü çeken Wilbekin ile takımın son saniye üçlüğünü gönderen Conor Morgan' a özellikle değinmekte kesinlikle fayda var. Uzun sakatlıklar sonrasında ritmini bulmayı başaran Wilbekin, attığı 13 sayı ile takımın geri dönüşünde önemli bir rol üstlendi. Özellikle son 3 dakikada bulduğu üçlük ile takımın çok kritik anlarında sorumluluk almayı bilen Wilbekin'in Play-Off yolunda neler yapabileceğini herkese göstermiş oldu.
Ve tabi ki Conor Morgan. Ellerin titrediği, iki önemli guard'a baskının had safhada olduğu son 1 saniyede muazzam bir üçlük bulan Morgan, bu mücadelede tıpkı sezonun geri kalanında olduğu gibi hem pota altında hem de uzun boyunun dezavantajına rağmen üçlük çizgisinin gerisinde önemli işlere imza attı ve takımın Euroleague rekabetinin içinde kalmasına önemli bir katkıda bulunmuş oldu.
Yepyeni bir kadro, rakiplere nazaran oldukça düşük bir bütçe, önemli sakatlıklar...
Bütün bu sorunlara yenilere kesinlikle eklenebilir ancak karşınızda inatçı bir koç ve inanmış bir ekip varsa, gecenin sonunda bu takımın karşısında kazanmak hiç ama hiç kolay değil.
Yazının başında da belirttiğim gibi, Bayern Münih'in, Baskonia'nın dahi pes ettiği bu rekabetin içinde, bu takım varlığını onurlu bir şekilde ortaya koymakta hiç ama hiç zorlanmıyor.
Biliyor ve umuyoruz ki siyah beyazlı temsilcimiz, ilk sezonunda bu kararlı duruşunu devam ettirecek ve play-off potasında arzulanan yerlerde sezonu tamamlayacaktır.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…