Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Beylikova’nın yerüstü ne olacak?

Beylikova’nın yerüstü ne olacak?

Türkiye’nin Eskişehir Beylikova’da önemli bir nadir toprak elementi kaynağı bulunuyor. Ancak nadir topraklar söz konusu olduğunda madenin bulunması ve çıkarılması işin yalnızca ilk kısmı. Cevher ocaktan çıktıktan sonra onu kullanılabilir ve yüksek saflıkta ürünlere dönüştürmek gerekiyor.

Nadir toprak mineralleri barit, florit, demir mineralleri, toryum ve başka bileşenlerle birlikte geliyor. Cevherin zenginleştirilmesi, nadir toprak elementlerinin çözeltiye alınması ve birbirlerine kimyasal olarak çok benzeyen elementlerin ayrılması gerekiyor. Çin’in bu alandaki gücü de yalnızca büyük miktarda cevher çıkarması değil, bu üretim zincirinin neredeyse tamamını kendi içinde gerçekleştirebilmesidir.

Topraktan ürüne

Madenden çıkan cevher önce kırılıyor ve öğütülüyor. Amaç, nadir toprak minerallerini cevherdeki diğer minerallerden mümkün olduğunca ayırabilecek hale getirmek. Bundan sonra cevherin yapısına göre flotasyon, manyetik ayırma ve gravite ayırması gibi cevher hazırlama yöntemleri kullanılabiliyor. Beylikova cevheri üzerinde de flotasyon ve manyetik ayırmaya yönelik çalışmalar yapılmış durumda. Bu aşamanın sonunda ortaya çıkan ürün henüz saf neodimyum ya da praseodimyum değil. Başlangıçtaki cevhere göre nadir toprak içeriği yükseltilmiş bir mineral konsantresi elde ediliyor.

Bundan sonra konsantre, cevherin yapısına göre kavurma gibi ön işlemlerden geçirilebiliyor. Ardından hidroklorik veya sülfürik asit gibi reaktiflerle liç uygulanıyor. Böylece nadir toprak elementleri mineral yapısından çıkarılarak sıvı faza geçiriliyor. Nadir toprak üretiminin en zor kısmı çözeltideki elementlerin birbirinden ayrılması.

Nadir toprak elementlerinden nadir toprak elementine

Nadir toprak elementlerinin önemli bir özelliği kimyasal olarak birbirlerine çok benzemeleri. Lantanitlerin büyük bölümü çözelti içinde +3 değerlikli iyonlar oluşturuyor ve iyon yarıçapları arasında oldukça küçük farklar bulunuyor. Bu nedenle örneğin neodimyumu praseodimyumdan ya da disprosyumu terbiyumdan ayırmak kolay bir işlem değil.

Endüstride bu ayrım için en yaygın yöntemlerden biri solvent ekstraksiyonu. Liçten gelen çözelti, elementleri farklı oranlarda tutan organik bir fazla temas ettiriliyor. Nadir topraklar birbirine çok benzediği için işlem çoğu zaman çok sayıda kademede tekrarlanıyor. Buradaki asıl teknoloji, yöntemin kendisinden çok doğru prosesin kurulmasında yatıyor, hangi elementin hangi sırayla ayrılacağı, kaç kademe kullanılacağı ve yüksek saflığın sürekli olarak nasıl korunacağı.

Çin’in farkı

Nadir toprakların işlenmesi ve ayrıştırılması konusunda bugün en büyük endüstriyel altyapı Çin’de bulunuyor. Çin’in bu alandaki ölçeği rakamlara da yansıyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Çin, 2024 yılında mıknatıs üretiminde kullanılan başlıca nadir toprak elementlerinin küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştirirken, rafinaj ve ayrıştırmadaki payı yaklaşık yüzde 91’e ulaşıyordu. Sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretimindeki payı ise yaklaşık yüzde 94’tü.

Çin dışında kimler üretim yapıyor?

Çin dışındaki en önemli örneklerden biri Avustralyalı Lynas. Şirket, Mt Weld yatağından çıkardığı cevheri zenginleştiriyor ve Malezya’daki Kuantan tesisinde kimyasal işleme, liç ve solvent ekstraksiyonu aşamalarından geçirerek ayrıştırılmış nadir toprak ürünleri üretiyor. Tesis 2012’den beri faaliyet gösteriyor.

ABD’de ise MP Materials, California’daki Mountain Pass tesisinde cevheri zenginleştirip liç, solvent ekstraksiyonu ve rafinaj işlemleriyle NdPr oksidi üretiyor. Şirket 2025 yılında 2.599 ton NdPr oksidi üretildiğini açıkladı. ABD aynı zamanda solvent ekstraksiyonuna alternatif yöntemler üzerinde de çalışıyor, ancak bunlar henüz ticari standart haline gelmiş değil.

Avrupa’da Fransa ve Estonya öne çıkıyor. Solvay’ın La Rochelle tesisi 2025’te neodimyum-praseodimyum oksit üretimine başladı, Estonya’daki Neo Performance Materials, 2026’da ağır nadir toprakların ayrıştırılmasına yönelik küçük ölçekli bir üretim tesisi faaliyete geçirdi.

Yani ayrıştırma teknolojisi yalnızca Çin’de bulunmuyor. Çin’in farkı, bunu çok daha büyük ölçekte yapabilmesi ve madenden rafinaj ile mıknatıs üretimine kadar uzanan zincirin büyük bölümünü kontrol etmesi.

Türkiye hangi aşamada?

Beylikova’da yıllık 1.200 ton cevher işleme kapasiteli bir pilot tesis bulunuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıklamasına göre pilot çalışmalarda yüzde 92-93 seviyesinde saflığa ulaşıldı. Hedef ise bu oranı yüzde 99’un üzerine çıkarmak.

Türkiye’de laboratuvar ve araştırma ölçeğinde daha ileri çalışmalar da yapılmış durumda. MTA’nın Beylikova cevheri üzerinde yaptığı bir çalışmada cevher önce 600°C’de kavruldu, ardından hidroklorik asitle liç edildi. Çözeltideki demirin uzaklaştırılmasında Adogen 464, toryumun ayrılmasında ise D2EHPA kullanıldı. Solvent ekstraksiyonu ve çöktürme işlemlerinin sonunda yüzde 99,65 toplam nadir toprak oksidi içeren bir ürün elde edildi. Bu, yüzde 99,65 saflıkta neodimyum veya praseodimyum üretildiği anlamına gelmiyor. Elde edilen ürün, toplam içeriğinin yüzde 99,65’i nadir toprak oksitlerinden oluşan karışık bir ürün. Tek tek elementleri yüksek saflıkta birbirinden ayırmak bundan sonraki aşama.

Türkiye’nin önündeki teknik mesele de tam olarak burada. Laboratuvar ve pilot ölçekte elde edilen sonuçların ekonomik, sürekli çalışan ve çok daha büyük kapasiteli bir tesise taşınması gerekiyor.

Beylikova’da bundan sonra ne olacak?

Türkiye’nin açıkladığı plana göre Beylikova’da ilk aşamada yılda yaklaşık 570 bin ton cevher işleyecek ve yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretecek endüstriyel bir tesis kurulması hedefleniyor. Buradaki 570 bin ton, üretilecek nadir toprak miktarını değil, tesisin yıllık cevher işleme kapasitesini ifade ediyor.

Enerji Bakanlığı’nın 2026 açıklamalarında pilot tesisten endüstriyel ölçeğe geçiş çalışmalarının sürdüğü ve yeni tesiste ayırma ile işleme kabiliyetlerinin de bulunmasının hedeflendiği belirtiliyor. Proje bugün hala pilot ve mühendislik aşamasından endüstriyel üretime geçiş sürecinde.

Türkiye teknolojiyi nereden bulacak?

Bu sorunun bugün için kamuoyuna açıklanmış net bir cevabı bulunmuyor.

Türkiye son yıllarda Çin dahil farklı ülkelerle kritik mineraller ve nadir topraklar konusunda görüşmeler yaptı. Çin ile 2024 yılında kritik mineraller ve madencilik alanındaki iş birliğini geliştirmeye yönelik bir mutabakat sağlandı. Ancak bu anlaşma, Beylikova için açıklanmış bir proses teknolojisi transfer sözleşmesi değil.

Kanada ile 2026’da yapılan görüşmelerde kritik minerallerin madenciliği ve işlenmesi konusunda iş birliği olanakları ele alındı. Haziran 2026’da ise Türkiye-Almanya Enerji Ortaklığı genişletilerek Türkiye-Almanya Enerji ve Mineraller Ortaklığı adını aldı. Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri de bu yapının çalışma alanları arasına girdi.

Buna rağmen bugün kamuoyuna açıklanmış, kesin bir teknoloji transfer anlaşması yok. Bakanlığın açıklamalarında da herhangi bir ülkeye verilmiş bir taahhüt olmadığı ve saflaştırma teknolojisi için farklı ülkelerle görüşmeler yapıldığı belirtiliyor.

Türkiye açısından muhtemel modelin yalnızca hazır bir tesisi dışarıdan satın almak yerine, MTA, TENMAK, üniversiteler ve Eti Maden’de oluşan bilgi birikimini dışarıdan alınacak ekipman ve işletme tecrübesiyle bir araya getirmek olması beklenebilir. Ancak bunun hangi ortaklarla ve hangi modelle yapılacağı henüz açıklanmış değil.

Nadir topraklarda büyük bir kaynağa sahip olmak önemli. Ancak Çin, Malezya, ABD ve Avrupa’daki örneklerin gösterdiği gibi asıl fark, cevher ocaktan çıktıktan sonra oluşuyor. Türkiye’nin önündeki mesele artık Beylikova’da ne kadar cevher bulunduğunu göstermekten çok, o cevheri hangi ürünlere ve hangi ölçekte dönüştürebildiğini göstermek.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…