Türkiye, küresel iklim diplomasisinin en önemli organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek. İklim kriziyle mücadeleden yeşil enerjiye, karbon emisyonlarının azaltılmasından iklim finansmanına kadar pek çok başlığın ele alınacağı zirve, Türkiye için ekonomik ve diplomatik fırsatları da beraberinde getirecek.
Ekonomi yazarı Necmettin Batırel, tgrthaber.com'a özel değerlendirmesinde Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının önemine dikkat çekti. Batırel, zirvenin turizm gelirlerinden uluslararası yatırım fırsatlarına, sanayide yeşil dönüşümden küresel siyasetteki etkinliğe kadar pek çok alanda Türkiye'ye katkı sağlayabileceğini belirtti.

COP31 NEDİR?
COP31 (31. Taraflar Konferansı), Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında küresel iklim krizine karşı ortak kararların alındığı dünyanın en büyük iklim zirvesi olarak öne çıkıyor.
1992 yılında Rio Dünya Zirvesi'nde imzalanan ve 1994 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, üye ülkelerin her yıl bir araya gelmesinin temelini oluşturdu.
Bu kapsamda ilk zirve, COP1 adıyla 1995 yılında Almanya'nın Berlin kentinde gerçekleştirildi. Antalya'da yapılacak organizasyon ise söz konusu toplantıların 31'incisi olması nedeniyle COP31 adını taşıyor.

TÜRKİYE VE AVUSTRALYA ARASINDA GÖREV PAYLAŞIMI
COP31, Türkiye ve Avustralya arasında sağlanan ortak yönetim uzlaşısı doğrultusunda şekillendi.
Bu kapsamda Türkiye, zirveye ev sahipliği yapmanın yanı sıra COP Dönem Başkanlığı ve Eylem Gündemi'nin yönetimini üstlendi. Avustralya ise resmî müzakerelerin başkanlığını yürütecek.
İki ülkenin üstlendiği görevlerle küresel iklim politikalarının şekilleneceği organizasyonda ortak kararların alınması hedefleniyor.

COP31'İN TEMEL HEDEFLERİ NELER?
COP31'in temel hedeflerini değerlendiren ekonomi yazarı Necmettin Batırel, küresel sıcaklık artışının sınırlandırılması, yenilenebilir enerjiye geçiş ve iklim finansmanının güçlendirilmesi olmak üzere üç önemli başlığa dikkat çekti ve bu başlıkları şu şekilde sıraladı:
"1,5°C Hedefini Korumak: Paris Anlaşması kapsamında küresel sıcaklık artışını 1,5 derece sınırında tutmak için ülkelerin 2035 Ulusal Katkı Beyanlarını (NDC) ve emisyon azaltım takvimlerini netleştirmek.
Yeşil Dönüşümü Hızlandırmak: Fosil yakıtlardan temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi küresel ölçekte koordine etmek.
İklim Finansmanı: Gelişmekte olan ülkelerin iklim kriziyle mücadelesini desteklemek adına küresel finansman mekanizmaları kurmak."

TÜRKİYE COP31'E NEDEN BÜYÜK ÖNEM VERİYOR?
Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının yalnızca iklim politikaları açısından değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Batırel, organizasyonun diplomatik prestij, coğrafi riskler ve Türkiye'nin çevre vizyonunun uluslararası alana taşınması bakımından önem taşıdığını belirtti.
DİPLOMATİK PRESTİJ VE KÜRESEL LİDERLİK
COP31'in Türkiye'nin uluslararası alandaki konumunu güçlendireceğini belirten Batırel, zirveye katılacak ülke temsilcilerinin ve delegelerin sayısına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

"COP zirveleri, G20 veya BM Genel Kurulu gibi dünyadaki en yüksek katılımlı uluslararası organizasyonlardandır. 190'dan fazla ülkeden devlet başkanları, bakanlar ve on binlerce delege Antalya'ya geliyor. Türkiye bu ev sahipliğiyle küresel iklim diplomasisinin merkez üssü haline gelmiştir."
TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNİ YAKINDAN HİSSEDİYOR
Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın iklim değişikliğinden ciddi şekilde etkilendiğini vurgulayan Batırel, özellikle Akdeniz Havzası'nda yaşanan doğal afetlerin önemine değindi.
"Türkiye, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini (kuraklık, orman yangınları, ani seller) en sert hisseden Akdeniz Havzası'nda yer almaktadır." diyen Batırel, "Bu krizle mücadele politikasını doğrudan birinci ağızdan masaya koymak istiyor." ifadelerini kullandı.
Batırel, COP31'in Türkiye'nin çevre politikalarını küresel gündeme taşıması bakımından da önemli olduğuna dikkat çekti ve "Türkiye, kendi yürüttüğü 'Sıfır Atık' projesini, döngüsel ekonomi modelini ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefini küresel eylem planının temel sütunlarından biri yapmayı amaçlıyor." şeklinde konuştu.

COP31 TÜRKİYE'YE NE KAZANDIRACAK?
Türkiye'nin COP31'den hem ekonomik hem de stratejik kazanımlar elde edebileceğini belirten Necmettin Batırel, turizm gelirlerinden uluslararası yatırımlara, sanayide yeşil dönüşümden siyasi etkinliğe kadar dört temel alana dikkat çekti.
"Türkiye, resmi olarak yürütülen COP31 Türkiye Cumhuriyeti Resmi Portalı ve yürütülen hazırlıklar çerçevesinde hem kısa vadeli ekonomik hem de uzun vadeli stratejik kazanımlar elde edecektir." diyen Batırel, organizasyon kapsamında beklenen uluslararası katılımın konaklama, turizm, lojistik ve hizmet sektörlerinde önemli bir ekonomik hareketlilik oluşturacağını belirtti ve "Zirve süresince Antalya'ya 80 binin üzerinde küresel delege, bilim insanı ve sivil toplum temsilcisi gelecektir. Bu durum konaklama, lojistik, hizmet ve turizm sektörüne devasa bir kısa vadeli sermaye girişi sağlayacak." dedi.
COP31'in Türkiye'ye sağlayabileceği en önemli ekonomik fırsatlardan birinin uluslararası finansman kaynakları olduğunu belirten Batırel, yeşil dönüşüm yatırımlarının ülkeye milyarlarca dolarlık sermaye çekebileceğini vurguladı. Batırel bunu "Türkiye; sanayinin karbonsuzlaştırılması, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve akıllı şehir altyapıları için milyarlarca dolarlık uluslararası yeşil fonu ve doğrudan yatırımları ülkeye çekme fırsatı yakalayacak." sözleriyle ifade etti.

TÜRK SANAYİSİNE YEŞİL DÖNÜŞÜM AVANTAJI
Zirvenin Türk sanayisi açısından da önemli fırsatlar barındırdığını belirten Batırel, "Avrupa Birliği'nin 'Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması' gibi ticaret kurallarına Türk sanayisinin hızla uyum sağlaması için OECD gibi kuruluşlarla stratejik ortaklıklar (temiz enerji şebekeleri, yeşil sanayileşme) bu zirve vesilesiyle kurulmaktadır. Bu da ihracat pazarlarındaki gücümüzü korumamızı sağlayacak." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE'NİN ULUSLARARASI SİYASETTEKİ GÜCÜ ARTABİLİR
COP31'in ekonomik kazanımların yanı sıra Türkiye'nin uluslararası siyasetteki etkinliğini de artırabileceğini belirten Batırel, zirvede alınacak kararlarda Türkiye'nin üstleneceği role dikkat çekti ve "Türkiye, küresel iklim kararlarının alındığı metinleri ('Antalya Kararları' veya eylem planları gibi) doğrudan yöneten ülke konumuna gelerek küresel siyasetteki ağırlığını artıracak." şeklinde konuştu.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…