Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM kürsüsünden dünyaya seslendi: "Özgür ve egemen Filistin için mücadelemizi sürdüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM kürsüsünden dünyaya seslendi: "Özgür ve egemen Filistin için mücadelemizi sürdüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 81. oturumunda yaptığı konuşmada, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın üst üste iki yıldır Genel Kurul salonunda yer alamamasına tepki göstererek, “Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi, özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak BM kürsüsünden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 81. kez toplandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kuruluna 16. kez hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına BM Genel Kurulunun başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlara hayırlı olmasını dileyerek başladı.

Yaklaşık 10 yıldır BM Genel Sekreterliği görevini yürüten Antonio Guterres’e de teşekkür eden Erdoğan, “On yıla yakın süredir Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini tarafsızlıkla, hepsinden önemlisi cesaretle yürüten kıymetli dostum Sayın Guterres’e çabalarından dolayı tebriklerimizi, teşekkürlerimizi iletiyorum.” ifadelerini kullandı.

“Özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak BM kürsüsünden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın iki yıldır Genel Kurul salonunda bulunamadığını belirterek, şunları söyledi:

“Öncelikle bir üzüntümü ifade etmek isterim. Üye ülkelerin kahir ekseriyetinin resmen tanıdığı Filistin Devleti’nin değerli Başkanı Sayın Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor. Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır. Bilinmesini isterim ki Sayın Abbas bizzat burada bulunamasa da bizler, tıpkı geçen yıl olduğu gibi, özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak BM kürsüsünden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle bugün bir kez daha Filistin Devleti’ni henüz tanımamış tüm ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.”

“İnsanlık güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor”

BM Anlaşması’nın imzalandığı dönemde ortaya konulan hedeflere değinen Erdoğan, aradan geçen 81 yılı aşkın sürede insanlığın halen barış ve güvenliğin hakim olduğu bir düzene ulaşmayı beklediğini belirtti.

Erdoğan, “26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Anlaşması imzalanırken üye ülkeler büyük bir umutla şunları deklare etmişlerdi…” diyerek anlaşmada yer alan savaşların önlenmesi, insan haklarının korunması, adaletin tesis edilmesi ve uluslararası barışın sağlanmasına ilişkin hedefleri hatırlattı.

“Anlaşmanın üzerinden 81 yılı aşkın bir süre geçti. Ama insanlık halen o günkü güçlü iradenin hayat bulacağı günleri hasretle bekliyor.” diyen Erdoğan, son bir yıldaki çatışmalara dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geride bıraktığımız 12 ay, 60’ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti.” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki duruma da değinen Erdoğan, “Yalnızca Gazze’de son üç yılda, çoğu çocuk ve kadın, 74 bin kardeşimiz İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu.” dedi.

Gazze’deki insani duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Gazze bugün sadece dünyanın en büyük çocuk kabristanı değildir. Aynı zamanda dünyada en yüksek çocuk ampute oranına sahip bölgedir.”

“Bu Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir, insani meseledir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki saldırıların ardından yaşananlara ilişkin, “Gazze, çağımızın en insanlık dışı, en utanç verici temerküz kampıdır.” ifadesini kullandı.

İsrail hükümetinin işgali durdurmaya yanaşmadığını, Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarının sürdüğünü ve Kudüs’teki kutsal mekanlara erişimin engellendiğini belirten Erdoğan, UNRWA’nın da yok edilmek istendiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu, Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir. Bu, insani bir meseledir. Hepimiz için vicdani bir meseledir. Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Karşımızda son derece vahim bir tablo var. Yüreğinde insanlık olan, yüreğinde merhamet, şefkat olan, insan ve vicdan sahibi hiç kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.”

“BM kan kaybetmeye devam ediyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki tablonun Birleşmiş Milletler sistemine duyulan güven açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti.

“81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan BM teşkilatı bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Teşkilat kan kaybetmeye devam etmektedir.” diyen Erdoğan, BM’ye duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’deki çocukların savaş uçakları ve insansız hava araçları yerine gökyüzünde uçurtmalar görmesi, Lübnan’da çocukların bomba sesleriyle uyanmaması gerektiğini belirterek, “BM’ye güven ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir.” dedi.

“Dünya 5’ten büyüktür”

BM Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Güvenlik Konseyi dünya 5’ten büyüktür ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukukun güçlü ve zayıf ülkelere farklı uygulanmaması gerektiğini belirten Erdoğan, “Unutulmasın ki, yapanın yanına kâr kaldığı, dahası cezasızlığın sıradanlaştığı bir uluslararası sistem çürümeye mahkumdur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgesel sahiplenme, açık diplomasi, ortak kalkınma ve dayanışma ile insan merkezli teknoloji anlayışının uluslararası sistemin temel unsurları olması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurduğu savunma ittifakına da değinen Erdoğan, bölgesel sorunlara bölge içerisinden çözümler üretmeyi amaçladıklarını belirtti.

Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlanması gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Filistin Devleti’ni bozma girişimleri hüsrana uğrayacaktır. Bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti’nin vücut bulacağı o güzel günleri inşallah göreceğiz.” dedi.

Suriye, Irak ve Ukrayna mesajları

Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, “Dostlarım, 14 yıllık zulmün ardından Suriye, 8 Aralık Devrimi’yle birlikte yeni bir yola girdi.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Şaara’nın liderliğinde Suriye’nin güvenli ve huzurlu bir ülke olma hedefine ilerlediğini belirterek, Türkiye’nin Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğini söyledi.

Irak’ın devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına destek verdiklerini belirten Erdoğan, Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la iş birliğinin sürdüğünü ifade etti.

Rusya-Ukrayna savaşının Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesini arzuladıklarını belirten Erdoğan, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin yeniden tesisi ve gıda güvenliğinin sağlanması amacıyla taraflarla temasların sürdüğünü söyledi.

NATO Ankara Zirvesi’ne dikkat çekti

Ege ve Doğu Akdeniz’deki meselelerin iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk temelinde çözülmesini arzu ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz Konferansı önerisinin ortak bir zemin oluşturabileceğini ifade etti.

Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıma çağrısında bulundu.

Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliği açısından önemine dikkati çeken Erdoğan, temmuz ayında gerçekleştirilen NATO Ankara Zirvesi’nin ortak güvenliğe ilişkin kararlılığın göstergesi olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa’nın daha güçlü, daha güvenli olması, açık söylüyorum, mümkün değildir.” dedi.

“Güney Kafkasya’ya bakışımız son derece nettir”

Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın tesis edilmesini temenni ettiklerini belirten Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ortaya koyduğu çözüm iradesini desteklediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan’la yürütülen normalleşme sürecinin de kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenen bir bölgesel iş birliği modeli haline geldiğini belirten Erdoğan, 30 Ekim’de Ankara’da yapılacak 13. Liderler Zirvesi’nin yeni imkanlar oluşturacağını kaydetti.

Afrika’daki gerilimler

Sudan’da ateşkes ve kalıcı barış çabalarını, Somali’de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine yönelik çalışmaları desteklediklerini belirten Erdoğan, Libya’da istikrar ve sükunetin korunmasının öncelikleri olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Asya-Pasifik, Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye devam ettiğini belirten Erdoğan, ASEAN’la ilişkilerin diyalog ortaklığı seviyesine yükselmesini de bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri olarak değerlendirdi.

Antalya’da COP31 Zirvesi

İklim değişikliğinin dünyayı tehdit eden önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin ve Pasifik bölgesinin iklim krizinden ciddi şekilde etkilendiğini söyledi.

Türkiye’nin bu yıl kasım ayında Antalya’da COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlatan Erdoğan, zirvede iklim adaletinin öne çıkarılacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avustralya ile geliştirdiğimiz ortaklıkla COP31’i, finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir uygulama COP31, bizler için tüm dünyada birleştiğimiz bir birliktelik hâline getirecektir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM üyesi ülke ve liderlerini COP31 Liderler Zirvesi’ne davet etti.

“Dünya ortak evimiz”

Emine Erdoğan’ın 2017’de başlattığı Sıfır Atık Hareketi’ne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya ortak evimizdir.” anlayışıyla başlatılan hareketin küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştüğünü söyledi.

Gıda israfının da önemli bir sorun olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin israfın önlenmesi ve küresel gıda güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalara katkı vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Mehdi Eker’i Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı Genel Direktörlüğü’ne aday gösterdiğini belirterek destek istedi.

İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve kültürel ırkçılığın da küresel tehditler arasında bulunduğunu belirten Erdoğan, Müslüman kadın ve kız çocuklarının ayrımcılığa maruz kaldığını söyledi.

“Gerçekler birilerini rahatsız edecektir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medyada yaygınlaşan dezenformasyon faaliyetlerine ve yapay zekanın oluşturduğu yeni risklere dikkati çekti.

“Yapay zeka için uluslararası ortak bir hukuki çerçeve oluşturulmasının vakti çoktan gelmiştir. Birleşmiş Milletler uluslararası yapay zeka sözleşmesinin hazırlanması ve yürürlüğe konulması için yürütülen çalışmalara hız verilmesi mühimdir.” diyen Erdoğan, uluslararası alanda ortak bir hukuki çerçeve oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, konuşmasının sonunda, “Bugün burada açık yüreklilikle dile getirdiğim gerçekler elbette birilerini rahatsız edecektir. Konforlarını bozacak, yalanlarının maskesini indirecektir.” ifadelerini kullandı.

Merhum bir şairin sözlerini de hatırlatan Erdoğan, “Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak.” dedi.

“Rabbim ömür verdikçe mazlumların sesi olmaya devam edeceğim”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının son bölümünde mazlumların ve mağdurların hakkını savunmaya devam edeceğini belirterek, “Cumhurbaşkanı olarak, Rabbim ömür verdikçe bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onların içinde konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz. Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir. Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz. Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır. Zor olan o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir. Türkiye ikinci yolu seçmiştir. Bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir. Rabbim yolumuzu açık etsin, yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu salonda ve dünyanın dört bir yanında bizleri dinleyen dostlarımızı bu ortak gelecek vizyonuna sahip çıkmaya davet ediyorum. Sizleri şahsım, milletim adına en kalbi duygularla selamlıyorum.”

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…