Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “BM’nin daha adil ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturulması gerekiyor”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “BM’nin daha adil ve kapsayıcı bir yapıya kavuşturulması gerekiyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler sisteminin daha adil, kapsayıcı ve etkin hale getirilmesi gerektiğini belirterek, veto mekanizmasının kaldırılması ve Genel Kurulun güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Erdoğan, New York’taki temaslarında F-35 programı, Gazze, Hürmüz Boğazı, Karadeniz’de tahıl koridoru, Terörsüz Türkiye süreci, Irak ve Yunanistan ile ilişkiler, COP31 ve sermaye piyasalarındaki soruşturmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York’taki Türkevi’nde gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 81. Genel Kuruluna katılmak üzere New York’a yaptığı ziyaretin sonuna geldiğini belirterek, 130’dan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde temsil edildiği Genel Kurul etkinliklerinin bu yıl “Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek” temasıyla gerçekleştiğini hatırlattı.

Görüşmelerin ikinci gününde BM Genel Kuruluna hitap ettiğini anımsatan Erdoğan, ülkesinin çok taraflılığa olan desteğini vurguladığını, coğrafyada yaşanan gelişmelerle ilgili görüşlerini paylaştığını ve daha kapsayıcı, daha adil ve etkili bir küresel sisteme duyulan ihtiyacın altını çizdiğini söyledi.

Gazzeli sivillere yönelik saldırıları bir kez daha insanlığın gündemine taşıdığını belirten Erdoğan, maruz kalınan tehditlerle mücadelede bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımı anlattığını ifade etti.

Aynı gün Amerika ve Körfez İş birliği Konseyi ülkelerini bir araya getiren toplantıya ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine katıldığını aktaran Erdoğan, burada da Orta Doğu’ya güvenlik ve istikrarın getirilmesi noktasındaki görüş ve önerilerini ifade ettiklerini kaydetti.

Bu yılki Genel Kurul görüşmelerinde iklim eylemi ve adil geçiş konusunun da öne çıktığını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) 9-20 Kasım’da Antalya’nın ev sahipliği yapacağını hatırlattı.

Dünyanın dört bir yanından 100 bin katılımcıyı Antalya’da misafir edeceklerini belirten Erdoğan, Genel Kurul konuşmasında, eşi Emine Erdoğan’ın girişimleriyle başlatılan Sıfır Atık Hareketi ile özellikle gıda israfının önlenmesi alanlarında Türkiye’nin yürüttüğü kapsamlı projeleri de paylaştığını aktardı.

BM reformu çağrısı

New York ziyaretindeki temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Genel Sekreter Antonio Guterres’in yanı sıra çok sayıda ülkenin devlet ve hükümet başkanıyla görüştüğünü belirtti. İkili konuların yanı sıra yakın çevredeki istikrarsızlık ve çatışmaların önlenmesi için atılabilecek adımların ele alındığını ifade eden Erdoğan, Amerika’nın önde gelen iş çevreleri ve düşünce kuruluşlarıyla da bir araya geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York ziyaretinde Türk-Amerikan Müslüman toplumunun katılımıyla düzenlenen programa iştirak ettiğini, gelecek yıl Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, 2027 yılını Türk-Amerikan ilişkileri açısından bir referans haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.

BM’nin reform ihtiyacına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, mevcut yapının dünyanın farklı bölgelerinin iradesini yeterince yansıtmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Bugün 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler’den söz ediyoruz. Bu adaletsiz yapının, küresel istikrar ve huzuru koruyabilmesi, ortaya koyduğu temel ilkelere bağlı kalabilmesi, insanlığa vaadini yerine getirebilmesi mümkün değildir. Mesele sadece Türkiye’nin daha fazla söz sahibi olması değil, mesele Afrika’nın, Asya’nın, Latin Amerika’nın, İslam dünyasının, Avrupa’nın ve diğer bütün bölgelerin kendi tecrübeleriyle, kendi iradeleriyle bu küresel sistemde hakkaniyetli biçimde temsil edilme meselesidir.

Bunun için diyoruz ki veto mekanizması kaldırılsın. Sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım. Genel Kurulu güçlü, kuvvetli ve etkin kılalım. Kurulacak yeni yapıda, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı, yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanmak zorunda olduğu, daha adil bir sistem olmalıdır. Dünyanın sorunlarına 5 üye değil, bütün üyeler çözüm sunsun ve kararlar alsın. Çünkü dünyanın artık yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyacı var.”

BM Genel Kurulundaki ilk konuşmasından bugüne kadar geçen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, yıllar içinde yaşanan gelişmelerin geçmişte dile getirdiği konuların önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yolculuk dimdik bir duruştan ibarettir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsüne ilk çıktığımızda ne söylüyor, nerede duruyorsak, bugün de hamdolsun aynı yerdeyiz.” dedi.

Suriye’de, Irak’ta, Ukrayna-Rusya Savaşı’nda, Afrika’da, Myanmar’da ve son olarak Gazze’de yaşananların kendisinin dile getirdiği gerçeği tekrar tekrar gösterdiğini belirten Erdoğan, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın temellerinin o yıllarda atıldığını söyledi.

Bölgedeki birçok meselenin o günlerde atılan yanlış adımlarla büyüdüğünü, kıvılcımların adeta yangına döndüğünü dile getiren Erdoğan, “O günlerde söylediklerimize dünya kulak kabartsa ve tedbir alınsaydı, bunca can kaybedilmeyecekti. Birleşmiş Milletler reformu o yıllarda yapılmış olsaydı, bugün bölgemizde ve dünyadaki çatışmaların ve savaşların önlenmesi işten bile değildi.” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın üst üste 2 yıl Birleşmiş Milletler’de bulunamamasının bile uluslararası sistemdeki adaletsizliğin ne kadar derinleştiğini gösteren bir tablo olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bizim meselemiz hiçbir ülkeye karşı olmak değildir. Bizim meselemiz adaletsizliğe karşı olmaktır. Kendi adımıza mutluyuz ki o günlerden bu günlere hep tarihin doğru tarafında durduk, milletimizi utandıracak bir tek adım bile atmadık. Bugün dünya, bizim ilk gün söylediğimiz yere gelme eğilimindedir.” dedi.

Hürmüz Boğazı’nda diplomasi vurgusu

Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin boğazın gemi trafiğine açık tutulması ve seyrüsefer serbestisinin korunması yönündeki tutumunu yineledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır. Çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki her gerilim, sadece bölge ülkelerini değil, Avrupa’yı, Asya’yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkiliyor.” diye konuştu.

Son dönemde ticari gemi trafiğinin dramatik biçimde azalmasının meselenin boyutunu açıkça ortaya koyduğuna dikkati çeken Erdoğan, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret için hayati önemde olduğunu söyledi.

Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesinin anahtarı olarak Hürmüz’ün açılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Biz bir an evvel müzakere zeminine dönülmesinin gerektiğini bütün muhataplarımıza anlatıyoruz. Yapılması gereken yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının açılmasıdır.” dedi.

Karadeniz’de tahıl koridoru için yeni adımlar

Karadeniz’deki güvenlik ve ticari gemilerin seyrüsefer emniyetine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Karadeniz’in savaşın bir cephesi olmaması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, taraflarla yapılan görüşmelerde seyrüsefer emniyetinin yeniden sağlanmasının gereğini ayrıntılı şekilde anlattıklarını belirterek şöyle konuştu:

“Biz taraflarla yaptığımız görüşmelerde seyrüsefer emniyetinin yeniden sağlanmasının gereğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyoruz. Bunun iki faydası olacak, gıda güvenliğinin sağlanması ve savaşın yayılmasının önlenmesi. Karadeniz’de ticari gemilere saldırıyı kim yaparsa yapsın kabul etmediğimizi, tarafların sorumlu davranmasını beklediğimizi net bir şekilde ilan ettik. Artık yeniden tahıl koridorunu tesis etmek için gayretlerimizi artırdık. Bunun için diplomatik adımlarımızı da hızlandırıyoruz. Konuyu Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir kez daha ele aldım ve kendisinden aldığım cevap da olumlu.”

Gazze’de kalıcı barış mesajı

Mekke Savunma Anlaşması ve bölgesel güvenlik girişimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, böyle bir coğrafyada önemli girişimlerin çeşitli sınamalarla karşılaşabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kadar zorlu bir coğrafyada böylesine önemli bir girişim yapıyorsanız bazı sınamalarla karşılaşmanız sürpriz değildir. Yeni bir şey söylerseniz, yeni bir irade ortaya koyarsanız, elbette bundan rahatsız olanlar çıkacaktır. Biz, dün kurulmuş bir devlet değiliz, tahriklere gelmeyecek, tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz. Kurumsallaşma çalışmalarının tamamlanmasıyla yolumuzda daha güçlü ilerleyeceğimizden şüphem yok.” şeklinde konuştu.

Bölgenin sorunlarına bölge kaynaklı çözümler üretecek bir zeminin temellerinin atıldığını aktaran Erdoğan, “Dışarıdan gelip bölgemize güvenlik reçetesi yazanların çoğu zaman geride daha fazla istikrarsızlık bıraktığını hep birlikte gördük. Diktiğimiz bu fidan, kısa sürede boy verecek ve bir çınara dönüşecektir. Biz ülkemize ve milletimize güveniyoruz, kardeşlerimize güveniyoruz.” dedi.

Gazze’deki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, kalıcı barış için ateşkesin sağlanması, Gazze’nin yeniden imarı ve Filistinlilerin siyasi geleceğinin güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’de akan kanı durdurmadan, ateşkesi kalıcı hale getirmeden ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olmasını sağlamadan Orta Doğu’ya kalıcı barış gelmeyecektir. Barış planı çerçevesinde oluşan irade önemlidir ve kıymetlidir. Gazze’de kalıcı barış, huzur ve istikrar için Hamas dahil neredeyse herkes, olumlu adımlar atmış ve çözüm isteklerini ortaya koymuştur. Fakat İsrail, saldırganlığını sürdürmekte, barışı baltalamaktadır. İsrail’e, başta Amerika olmak üzere uluslararası toplum, bu plana uymak zorunda olduğunu öğretmelidir. Sadece ‘Gazze’de savaş dursun’ demek yetmiyor. Savaşın yeniden başlamasını engelleyecek mekanizmaları kurmamız, Gazze’nin imarını hızlandırmamız ve Filistinlilerin siyasi geleceğini güvence altına almamız gerekiyor. Gazze’deki insani felaket, dünya gözlerini kaçırsa da orada duruyor. Yıkıntılar arasında hayatta kalma mücadelesi veren insanlardan söz ediyorum. Üstelik bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl değil, yıllardır böyle bir durum var. Bu insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren bir meseledir.” ifadelerini kullandı.

F-35 ve yerli savunma sanayisi

Türkiye’nin F-35 programındaki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile konuyu NATO’da da görüştüklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “(Trump) Kendisi Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz.” dedi.

Trump ile ikili ilişkilerin Türkiye-ABD ilişkilerine de ivme kazandırdığını belirten Erdoğan, savunma sanayisinde yerli üretimin önemine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki ülke arasındaki iş birliği, bir önceki yönetim dönemine nazaran bir hayli mesafe almış durumda. İnanıyorum ki, burada da durmayacak ve daha ileri hedeflere ulaşacağız. Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. Bu bizim için çok çok önemli. KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz. Bu arada işte İngiltere Başbakanı ile de görüşmemizi yaptık. Onlarla da Eurofighter konusundaki adımlarımız, çalışmamız devam ediyor. Türkiye’nin güvenliği, savunma ihtiyaçları ve stratejik hedefleri var. Hedeflerimiz için çalışacak, geri adım inşallah atmayacağız.” diye konuştu.

Terörsüz Türkiye süreci

Terörsüz Türkiye sürecinin yaklaşık yarım asırlık bir sorunun sona erdirilmesine yönelik olduğunu belirten Erdoğan, yasal çerçevenin TBMM tarafından ortaya konulduğunu ve ilgili mekanizmaların oluşturulduğunu söyledi.

Örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerektiğini aktaran Erdoğan, sürecin ilgili birimlerin kontrolünde adım adım ilerlediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun nasıl tespit ve teyit edileceği de bellidir. Süreç ilgili birimlerimizin kontrolünde adım adım ilerliyor. Meclis’imiz de yasada tanımlanmış çerçevede sürece katkı verecek ve Türkiye, inşallah, birlik ve beraberlik içinde terör defterini kapatacaktır. Buna takoz koymaya çalışanlar kuşkusuz vardır. Terör endüstrisinin paydaşları bu defterlerin kapanmasını tabii ki istemiyor. Ama biz bunlara bekledikleri fırsatı vermeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak, devlet olarak bu konuda kararlıyız. Hasılıkelam, bize yansıyan bir sorun yok. Süreç ilerliyor ve inşallah neticeye de uzak olmayan bir zamanda ulaşacağız.”

Irak ile ilişkiler ve Kalkınma Yolu

Irak ile ilişkilerde yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi ve karşılıklı kazanım sağlanması hedefini dile getirdi.

Erdoğan, Irak makamlarıyla Sincar bölgesinin kontrolü ve Başika’nın devri konularının da ele alındığını belirterek, “Bildiğiniz gibi PKK’nın uzun süredir Irak’ta yerleştiği Sincar bölgesinde artık Irak hükümetinin otoritesi hakim olacak. Bugün Irak makamlarıyla bölge terörden arındırıldıktan sonra kontrolünün nasıl olacağını istişare ettik. Ayrıca Başika’nın devri konusunu ele aldık. Komşumuz Irak ile artık terör konularını değil, Kalkınma Yolu’nu, karşılıklı ticaret hacmimizi artırmayı, istikrarı, huzuru ve refahı daha fazla konuşmak istiyoruz. Süreç olumlu ilerliyor. İyi bir ivme yakaladık. İnşallah neticesi de güzel olacak.” dedi.

Yunanistan ile ilişkiler

Yunanistan ile ilişkilere ve Ege ile Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin kendi hakları, güvenliği ve bölgedeki barış ortamının korunmasına odaklandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yunanistan’ın ya da başka komşularımızın iç siyasetiyle bizim zaten ilgilenmek gibi bir derdimiz yok. Yunanistan’da seçim olur, hükümet değişir, muhalefet değişir, bunlar bizim meselemiz değil. Bizim meselemiz Türkiye’nin hakları, güvenliği, Ege ve Doğu Akdeniz’de sulhu sükunun korunmasıdır. Şunu bir defa çok net söylemek isterim, Türkiye Yunanistan’ın düşmanı değildir, komşusudur, NATO şemsiyesi altında müttefikidir. İki ülke ilişkileri seçim malzemesi yapılmayacak kadar nazik ve mühimdir. Söz konusu tartışmalara bu zaviyeden bakıyoruz. Biz kendi gündemimize odaklandık, şimdi de kendi işimizle ilgileniyoruz.” ifadelerini kullandı.

COP31 için Antalya hazırlığı

Türkiye’nin COP31 kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele ve gelişmekte olan ülkelerin beklentilerine ilişkin çalışmalarına değinen Erdoğan, Antalya’daki zirvenin somut sonuçların konuşulabileceği bir platform olacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Oradaki konuşmamda da bunların üzerinde durdum. Dünya bizim evimiz ve onu kirlenmekten korumak da görevimiz. COP31 sadece bir iklim konferansı değil, gelişmekte olan ülkelerin seslerini duyurabilecekleri, beklentilerini ortaya koyabilecekleri ve somut sonuçların konuşulabileceği bir platformdur.” dedi.

Finansman güçlüğü çeken ülkelerin yanında durmanın ve onları desteklemenin gelişmiş ülkelerin sorumluluğu olduğuna işaret eden Erdoğan, iklim değişikliğiyle mücadelenin artık söz değil, icraat gerektirdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, felaketlerin sınır tanımadığını, yangın, sel ve kuraklığın ülke ayrımı yapmadığına dikkati çekerek, “Biz de bu sorunların çözümü için sınırları kaldırmalıyız. İnanıyorum ki Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 zirvesi bu uzun yolda önemli bir kavşak olacak.” diye konuştu.

Fon soruşturmaları

Sermaye piyasalarında yürütülen soruşturmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, meselenin sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında ve belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorun olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk borsasına yapılmış bir haksızlık olur. Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor.” ifadelerini kullandı.

Yargının da kapsamlı bir soruşturma başlattığını belirten Erdoğan, sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı, bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu. Şunun bilinmesini isterim. Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur. Tabii, sürecin, sermaye piyasalarının yapısı gereği hem şeffaf hem de son derece hassas yürütülmesi önemlidir. Bizim de talimatımız bu yöndedir. Ayrıca benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız.” diye konuştu.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…