Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

DEM Partili Hatimoğulları Kafkas Dernekleri genel kurulunda eşit yurttaşlık istedi

DEM Partili Hatimoğulları Kafkas Dernekleri genel kurulunda eşit yurttaşlık istedi

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Kafkas Dernekleri Federasyonu genel kurulunda eşit yurttaşlık ve ana dilde eğitim taleplerini yineledi. Hatimoğulları, 50 yıla yaklaşan çatışmanın bitirilmesi için atılan adımların hukuki ve siyasi kazanımla sonuçlanmasını istedi.

(ANKARA) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Türkiye'de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için, bugüne kadar 50 yıla yaklaşan çatışmanın ve savaşın bitirilmesi için çok somut ve çok önemli adımlar atıldı. Bu anlamıyla bu atılmış olan adımların hukuki bir karşılığı olmalı. Bu kadar büyük bir örgütlü mücadele, bu kadar büyük bir güç bir hukuki ve siyasi kazanımla sonuçlanmalı" dedi.

Hatimoğulları, TES-İŞ Sendikası Konferans Salonu'nda toplanan Kafkas Dernekleri Federasyonu'nun Olağan Genel Kurulu'na katıldı. Burada konuşan Hatimoğulları, şunları söyledi:

"21 Mayıs 1864, hafızamızda tarihin bir karanlık sayfası, hem de çok büyük bir karanlık sayfası olarak kazınmış ve bugün burada bu salonu dolduran siz Kafkas halkları temsilcileri olarak koca bir soykırım ve katliamdan göç etmek zorunda kalan ve o göç yolunda eskaza hayatta kalmayı başaran insanlar topluluğu. Böyle bir acı, böyle büyük bir soykırım... 1,5 milyon insan yerinden yurdundan edildi. Göç yolunda sayısız Kafkas halkı yaşamını kaybetti. Ben bir kez daha bu soykırımda yaşamını kaybeden bütün Kafkas halklarını, Çerkezleri saygıyla anıyorum. ve onları asla unutmayacağız, unutturmayacağız.

"BİRÇOĞUMUZUN ANA DİLİ BU TOPRAKLARDA RESMİ OLARAK KONUŞULMUYOR"

Evet, Anadolu toprakları misafirperver bir toprak, bir coğrafya. Halklar misafirperver halklardır. Ama ne yazık ki halkların bu misafirperverliği yönetimler açısından hiç de düşündüğümüz kadar demokratik, hiç de düşündüğümüz kadar eşit olmadı. Bu ülkede 72 milletten insan, farklı halklardan ve inançlardan olarak biz bu coğrafyada hep birlikte yaşıyoruz. ve biz ortak bir hayat için hakikaten halklar olarak gönlümüzü, yüreğimizi ve bilincimizi birbirimize açtık. Güzel komşuluklar yaptık, güzel dayanışmalar ortaya koyduk hep beraber. Ama ne yazık ki eşitsizliklerimiz de çok. Birçoğumuzun ana dili bu topraklarda resmi olarak konuşulmuyor. Eğitim dili değil. Eğitim dili olmadığı için de unutulmaya yüz tutuyor. ve farklı kimliklerden olabiliriz. Farklı tarihsel deneyimlere sahip olan halklar olabiliriz. Ama biz şunda hep ısrar ettik: Bu topraklarda ortak yaşamı tesis etmek. Ama kendi hakkımızla ama kendi dilimizle ama kendi inancımızla ama kendi kültürel değerlerimizi koruyarak bu ortak toprakta, ortak coğrafyada bir arada yaşamayı hep umut ettik ve bunun için bizler mücadele ettik. ve bu anlamıyla değerli Kafkas halklarının, Çerkezlerin, Adigelerin ne talepleri var?

Talepler uzunca yürütülmüş bir çalışmanın sonucunda ne güzel asılmış burada ve bunun mücadelesi veriliyor. Şunu bilmenizi isterim ki DEM Parti olarak bütün halkların eşit yurttaşlık talebinin sonuna kadar yanındayız. ve bunun mücadelesi mücadelemizin merkezi konularından birisidir. Böyle olmaya da devam edecek. Ta ki çözülene kadar."

Çerkezlerin, Abazaların, Kafkasların taleplerinin ana dilde eğitim hakkı olduğunu söyleyen Hatimoğulları, sözlerine şöyle devam etti:

"Düzce, Erciyes'te üniversitelerde ilgili bölümler var ama yetersiz. Bu anlamıyla sizlerin talebi olan bu bölümlerin akademik anlamda güçlendirilmesi ve buradan mezun olan insanların, burada eğitim alan insanların aynı zamanda kamusal alanlarda da çalışabilecek koşullarının oluşması bir halkın en temel talebidir. ve bu gerçekleşmedi. Bu çok bir şey değil. Ama biz o kadar yabancılaşmışız ki bu tür taleplere, o kadar antidemokratik uygulamalarla karşı karşıyayız ki bu talebi devasa büyük bir talep gibi algılıyorlar. Oysa bu çok normal. Çok sıradan bir talep. Ama hayata geçmiyor bu talepler.

Çerkezler ve bütün Kuzey Kafkasya halklarının dil, kültür, kimlik politikaları, örgütlü yapıları kabul edilmeli. Bundan daha doğal bir talep olabilir mi? Tekçiliğe, ayrımcılığa karşı ve ayrıca farklı halklara ve inançlara özel olarak kışkırtılmış olan nefret suçlarına karşı birlikte mücadele etmek, karşı durmak. Bunun özellikle devletin bu konuda kendini sevgili Hrant Dink'in ifade ettiği gibi bir güvercin ürkekliğinde bu topraklarda yaşamamak için, 'Acaba arkama bakarak, acaba ben güvende miyim?' duygusu yaşamamak için, yani bir güvercin ürkekliğini ortadan kaldırmak için devlete düşen çok büyük görev ve sorumluluklar var."

"TÜRKİYE'YE DÜŞEN ÇOK ÖNEMLİ GÖREV VE SORUMLULUKLAR VAR"

Hatimoğulları, taleplerinin hayata geçmesi için parlamentoda Kafkas Dernekleri Federasyonu üyelerinin sözcüsü; alanlarda, meydanlarda, toplumsal mücadelede de yanlarında olacaklarını ifade etti.

Tülay Hatimoğulları, şunları kaydetti:

"Ana vatana dönüş hakkı, bundan daha doğal bir hak var mıdır? Bu konuda Türkiye'deki özellikle Dışişleri'ne, aynı zamanda Türkiye'ye düşen çok önemli görev ve sorumluluklar var. Mesela Abhazya pasaportu Türkiye'ye girişte bir seyahat belgesi olarak kabul edilmiyor. Bu doğru değil. Böyle bir vatan var mıdır? Vardır. Halkları var mıdır? Vardır. Peki, bunun pasaportu neden kabul edilmiyor? Bu pasaport kabul edilmeli. Pasaportun kabulü demek, o halkın varlığını ve oradaki bir vatanın varlığını kabul etmek demektir. Neden bu kabul edilmesin?"

Türkiye'de eşit yurttaşlık tanımının açık bir biçimde yapılması gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, "Türkiye, 72 halk ve inancın bir arada yaşadığı bir ülke. Çok zengin bir coğrafya. Burası Anadolu ve Mezopotamya topraklarının aynı zamanda Kafkas halklarıyla iç içeleşmiş ve yoğrulmuş bir coğrafya. Öyle zengin bir coğrafya ki gerçekten dünyanın en zengin, en çok kimliğin bulunduğu kesimlerden, coğrafyasından birinde yaşıyoruz. Ama Araplar diyor ki, 'Ben ana dilimde eğitim istiyorum.' Kürtler diyor ki, 'Ben ana dilimde eğitim istiyorum.' Çerkezler diyor ki, 'Ben ana dilimde eğitim istiyorum.' Bundan daha doğal hiçbir şey yoktur. Alevi diyor ki, 'Biz burada 30 milyona yakın Aleviler bu topraklarda yaşıyoruz.' İsterse bir kişi olsun o farklı inançtansa, burada kendi inancını özgürce yaşayabilmeli. İşte bunun hukuki ve toplumsal karşılığı eşit yurttaşlıktır. ve eşit yurttaşlığın yeniden tanımlanması bizim için acildir ve elzemdir" diye konuştu.

Hatimoğulları, "Türkiye'de bir barış ve demokratik toplum sürecinin 2 yıldır gündemde olduğunu" anımsatarak, şunları söyledi:

"Türkiye'de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için bugüne kadar 50 yıla yaklaşan çatışmanın ve savaşın bitirilmesi için çok somut ve çok önemli adımlar atıldı. Bu anlamıyla bu atılmış adımların hukuki bir karşılığı olmalı. Bu kadar büyük bir örgütlü mücadele, bu kadar büyük bir güç bir hukuki ve siyasi kazanımla sonuçlanmalı. ve şimdi böyle bir evredeyiz. Bunu zorluyoruz. Şunu bilmenizi isterim ki barış ve demokratik toplum sürecinin görüşmelerini gerek iktidarla gerekse devletle yürüttüğümüz bütün görüşmelerde eşit yurttaşlık hakkı en temel taleplerimizden birisidir. En başındadır. Yani sadece Kürt'ün hakkı talep edilmiyor orada. Orada Çerkezlerin, Romanların, Abazaların, burada sayamadığım bütün halkların ve inançların hakları talep ediliyor.

"HER HALKIN ÖZGÜN ÖRGÜTLENMESİ ŞARTTIR VE HAKTIR"

Eşit yurttaşlık hakkı resmen tanımlanmazsa ve resmen bir anayasanın maddesi haline gelmezse bugün ne Kürt kazanmış olur ne Çerkez kazanmış olur ne Ermeni ne Alevi ne Hristiyan ne bir başkası kazanmış olur. Dolayısıyla demokratik bir anayasa ihtiyacı Türkiye'de en temel ihtiyaçlardan biri ve bunun hayata geçmesi için bizlerin ortak mücadele yürütmesi son derece önemli ve son derece kıymetli.

Her halkın kendi öz örgütlenmesi, özgün örgütlenmesi şarttır ve haktır. Bunu yapmak her halkın kendi görevi ve sorumluluğudur. Her halk kendi öz örgütlenmesini, özgün örgütlenmesini sağlayıp taleplerini berrak bir şekilde ortaya koyar ve bunu siyaset kurumunun önüne getirmesi son derece önemlidir. Ancak böyle hak alınır. Hiç kimse hiçbir halka hakkını altın tepsiyle sunmaz. Bütün halklar tarih boyunca mücadele ettikçe, örgütlendikçe taleplerini, toplumsal taleplerini siyasal talep haline getirmeyi başardıkça başarmıştır ve yol almıştır. Böyle yol alabiliriz.

Bu bağlamda bizler barış ve demokratik toplum sürecini örgütlemeye çalıştığımız, buradan bütün halklar açısından somut kazanım elde etmeye çalıştığımız bu süreçte siz Kafkas halklarının desteği ve dayanışması da son derece önemli. Yani bizim birbirimize ihtiyacımız var. Yani bu topraklarda eşit yurttaşlık talep eden, bu toprakta dili, dini, varlığı inkar edilen, yok sayılan, hakları resmi olarak verilmeyen bütün halkların ortak bir mücadele yürütme dışında gerçekten bir seçeneği yok.

Ve ben şuna yürekten inanıyorum: Örgütlü mücadeleden ve ne istediğini net olarak bilip bunun mücadelesinin etrafında güçlü bir örgütlenme ve kenetlenme ve aynı zamanda farklı halkların ve inançların birbirini gören, birbirine bakan, birbirine el uzatan, 'Bu sorun, sadece en büyük sorun, benim sorunumdur' deyip köşesine çekilen değil, tam tersi Kürt'ün Kafkas halklarına, Türkiye'ye el uzatması, el ele tutuşması, o dayanışmayı, o güçlü dayanışmayı ortaya koyması Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü ardına kadar açacaktır. Buna inanıyorum.

Daha demokratik, daha eşitlikçi, dillerimizi özgürce konuştuğumuz, inançlarımızı özgürce yaşayabildiğimiz demokratik bir Türkiye'yi, demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte inşa etmek umuduyla kongrenizi bir kez daha selamlıyorum."

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…