Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Dünyanın gözü Antalya'da: Türkiye COP31 ile iklim diplomasisine ev sahipliği yapacak

Dünyanın gözü Antalya'da: Türkiye COP31 ile iklim diplomasisine ev sahipliği yapacak

Türkiye, yarın Antalya'da başlayacak COP31 ile küresel iklim diplomasisinin merkezine yerleşiyor. Dünya liderlerini, uluslararası kuruluşları ve iklim uzmanlarını buluşturacak zirvede, iklim değişikliğiyle mücadelede verilen taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi hedefleniyor. Üstlendiği konferans başkanlığıyla uluslararası müzakerelere öncülük edecek Türkiye, Antalya'daki kapsamlı hazırlıkları, misafirperverliği ve dünya çapında karşılık bulan Sıfır Atık hareketiyle iklim değişikliğiyle mücadelede ortak hareket etme çağrısını güçlendirecek.

Küresel sıcaklık artışı, kuraklık, aşırı hava olayları ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemini artırıyor. Ülkeler, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve temiz enerjiye geçiş konusunda yıllardır çeşitli taahhütler açıklarken, bu hedeflerin hayata geçirilmesi için gereken finansman, teknoloji ve ortak politikalar küresel müzakerelerin temel gündemini oluşturuyor.

Türkiye, bu müzakerelerin en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya EXPO Alanı'nda gerçekleştirilecek. Devlet ve hükümet başkanlarını, bakanları, bilim insanlarını, iş dünyasını ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek konferansta, iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi ve mevcut taahhütlerin uygulanmasını hızlandıracak kararlar ele alınacak.

Türkiye'nin ilk kez başkanlığını üstlendiği konferans, 11-12 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Antalya Liderler Zirvesi'ne de ev sahipliği yapacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle gerçekleştirilecek zirvede, devlet ve hükümet başkanları ulusal iklim politikalarını açıklayacak ve ortak çözüm arayışlarını değerlendirecek.

COP31'de yeni hedef: İklim taahhütleri uygulamaya taşınacak

Antalya'daki zirvenin önemini ortaya koyan gelişmelerden biri, BM Çevre Programının (UNEP), 21 Ekim'de yayımladığı 2026 Emisyon Açığı Raporu oldu. Rapora göre, ülkelerin mevcut iklim taahhütlerini tam olarak uygulaması halinde bile küresel sıcaklık artışı yüzyıl sonunda yaklaşık 2,6 dereceye ulaşabilecek. Küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyi geçici olarak aşmasının ardından yüzyıl sonunda yeniden bu seviyeye döndürülebilmesi için sera gazı emisyonlarının 2025'e kıyasla 2035'e kadar yüzde 45 azaltılması gerekiyor.

Türkiye, COP31 başkanlığında bu tabloya karşı "Diyalog, Uzlaşı, Aksiyon" yaklaşımını esas alacak. Diyalog ilkesiyle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında iklim finansmanı, enerji dönüşümü ve emisyon azaltımı konularındaki farklı görüşlerin ortak müzakere zemininde ele alınması amaçlanıyor. Uzlaşı ilkesi, ülkelerin ekonomik koşullarını ve iklim değişikliğinden etkilenme düzeylerini gözeten ortak kararların geliştirilmesine odaklanırken, aksiyon ilkesiyle bu kararların finansman, teknoloji ve uygulama projelerine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Türkiye'nin "Uygulama COP'u" olarak tanımladığı konferans, böylece yalnızca yeni hedeflerin açıklanmasına odaklanmak yerine, ülkelerin mevcut taahhütlerini nasıl hayata geçireceğini değerlendirecek. Enerji yatırımlarından dirençli şehirlerin geliştirilmesine, atık yönetiminden iklim finansmanına kadar farklı alanlarda ölçülebilir sonuçlar elde edilmesi amaçlanıyor.

Üç yıllık diplomasi Antalya'da karşılığını buluyor

Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği süreci, 2022 yılında Mısır'da düzenlenen COP27'de başkanlık adaylığını açıklamasıyla başladı. Avustralya'nın da aday olduğu süreçte yürütülen diplomatik görüşmeler, Kasım 2025'te Brezilya'nın Belem kentindeki COP30'da sonuçlandı. İki ülke arasında sağlanan uzlaşmayla Türkiye'nin COP31 başkanlığını ve ev sahipliğini, Avustralya'nın ise müzakere başkanlığını üstlenmesi kararlaştırıldı.

Yaklaşık üç yıllık diplomatik sürecin ardından Türkiye, ilk kez bir BM İklim Değişikliği Konferansı'na ev sahipliği yapma hakkını elde etti. Görev paylaşımı kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Başkanı olarak konferansın genel yönetimine ve iklim eylem gündemine öncülük edecek. Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise resmi müzakereleri Türkiye ile istişare halinde yürütecek.

Paris'in iklim hedefleri Antalya'da masaya yatırılıyor

COP31'in temel gündemini, 2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması kapsamında verilen taahhütlerin uygulanması oluşturacak. Küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelere kıyasla 2 derecenin oldukça altında tutmayı ve artışı 1,5 dereceyle sınırlandırma çabalarını sürdürmeyi hedefleyen anlaşma, uluslararası iklim politikalarının temel çerçevesini oluşturuyor.

Antalya'daki müzakerelerde sera gazı emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçiş, iklim değişikliğinin etkilerine uyum ve gelişmekte olan ülkelerin finansman ihtiyaçları ele alınacak. Ülkelerin ekonomik gelişmişlik düzeyleri, enerji kaynakları ve iklim değişikliğinden etkilenme oranları arasındaki farklılıklar ise görüşmelerin önemli başlıklarından biri olacak.

İklim finansmanında trilyon dolarlık hedef

Konferansta iklim finansmanı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki müzakerelerin merkezinde bulunacak. 2024 yılında Bakü'de düzenlenen COP29'da, gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının 2035'e kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılmasını öngören yeni kolektif hedef kabul edilmişti. Kamu ve özel sektör kaynaklarını kapsayan toplam finansmanın aynı dönemde yıllık en az 1,3 trilyon dolara ulaştırılması için de çalışmaların hızlandırılması kararlaştırılmıştı.

Antalya'da bu hedeflerin uygulama süreci değerlendirilecek. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin yenilenebilir enerji yatırımları, iklime dayanıklı altyapı projeleri ve afetlere hazırlık çalışmaları için ihtiyaç duyduğu kaynaklara erişimin kolaylaştırılması üzerinde durulacak. Finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi, projelerin yatırımcılarla buluşturulması ve uluslararası fonların daha etkin kullanılması görüşmelerin önemli başlıkları arasında yer alacak.

Enerji dönüşümü ve dirençli şehirler için ortak çözümler

COP31'de yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, elektrik şebekelerinin geliştirilmesi ve enerji verimliliğinin yaygınlaştırılması da değerlendirilecek. Fosil yakıtlara dayalı üretimden düşük karbonlu ekonomiye geçişin istihdam üzerindeki etkileri ise adil geçiş politikaları kapsamında ele alınacak. Bu çerçevede çalışanların yeni beceriler kazanması, dönüşümden etkilenen bölgelerin desteklenmesi ve ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir biçimde ilerletilmesi hedefleniyor.

Konferansta iklim değişikliğinin mevcut etkilerine karşı alınacak önlemler de görüşülecek. Kuraklık, sel ve aşırı sıcaklıklar karşısında şehirlerin dayanıklılığının artırılması, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, su kaynaklarının korunması ve tarımsal üretimin değişen iklim koşullarına uyarlanması bu çalışmalar arasında bulunuyor.

COP31'in 12 günlük yol haritası: Hangi gün ne konuşulacak?

Antalya'da yarın başlayacak COP31, 20 Kasım'a kadar farklı tematik başlıklarda uluslararası toplantılara ev sahipliği yapacak. Resmi müzakereler konferans boyunca devam ederken, günlük etkinliklerde iklim değişikliğinin tarım, enerji, ticaret, şehirleşme, sanayi ve toplumsal yaşam üzerindeki etkileri değerlendirilecek.

Konferansın diplomatik açıdan en önemli buluşması, 11-12 Kasım tarihlerindeki Antalya Liderler Zirvesi olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın davetiyle düzenlenecek zirvede, devlet ve hükümet başkanlarının ulusal iklim beyanlarını sunması, ikili görüşmeler gerçekleştirmesi ve uluslararası iş birliğini güçlendirecek girişimleri ele alması planlanıyor. BM'nin açıkladığı programa göre, 11 Kasım saat 12.15'te başlayacak açılış oturumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres konuşma yapacak.

COP31'in resmi tematik programı ise şöyle:

9 Kasım – Gıda, tarım ve sağlık: Konferansın açılış gününde iklim değişikliğinin tarımsal üretim, gıda güvenliği ve insan sağlığı üzerindeki etkileri ele alınacak. Su verimliliği ve iklime dayanıklı gıda sistemleri değerlendirilecek.

10 Kasım – Enerji ve ulaştırma: Yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, enerji arz güvenliği, elektrik şebekelerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir ulaşım politikaları görüşülecek.

11 Kasım – Liderler Zirvesi ve Sıfır Atık: Dünya liderlerinin buluşacağı günde Sıfır Atık, döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve metan emisyonlarının azaltılması konularına odaklanılacak.

12 Kasım – Liderler Zirvesi ve dayanıklı şehirler: Liderler Zirvesi'nin ikinci gününde iklime dirençli şehirler, enerji verimli binalar, afet risklerinin azaltılması ve sürdürülebilir kentleşme ele alınacak.

13 Kasım – Finans ve ticaret: İklim finansmanı, yeşil yatırımlar, karbon piyasaları ve küresel ticarette sürdürülebilirlik uygulamaları değerlendirilecek.

14 Kasım – Çocuklar, gençlik, eğitim ve beceriler: Gençlerin iklim politikalarına katılımı, iklim okuryazarlığı, eğitim programları ve yeşil dönüşümün gerektirdiği mesleki beceriler görüşülecek.

15 Kasım – Antalya'da Bir Nefes: Uluslararası katılımcılara yönelik sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenecek. Türkiye'nin kültürel mirası ve Antalya'nın yerel değerleri tanıtılacak.

16 Kasım – Bilim, sanayi ve teknoloji: Yeşil sanayileşme, düşük karbonlu üretim, teknoloji transferi, dijitalleşme ve yapay zekânın iklim çözümlerindeki rolü değerlendirilecek.

17 Kasım – Okyanuslar, denizler, doğa ve arazi kullanımı: Deniz ekosistemleri, biyolojik çeşitlilik, ormanların korunması ve doğa temelli iklim çözümleri ele alınacak.

18 Kasım – İnsani ve sosyal kalkınma: İklim değişikliğinin istihdam, turizm, kültürel miras ve kırılgan topluluklar üzerindeki etkileri değerlendirilecek.

19 Kasım – İmece ve uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi: Ülkelerin iklim hedeflerini gerçekleştirebilmesi için teknik kapasite, yatırım projeleri ve finansmana erişim konuları ele alınacak.

20 Kasım – Nihai müzakereler: Konferansın son gününde tarafların üzerinde uzlaşmaya çalıştığı kararların sonuçlandırılması ve kapanış sürecine geçilmesi hedeflenecek.

Antalya dünya zirvesine hazır: İklim diplomasisi için kapsamlı hazırlık

Türkiye, COP31 kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden gelecek katılımcıları ağırlamak için Antalya EXPO Alanı'nda yaklaşık 1 milyon 100 bin metrekarelik konferans yerleşkesi hazırladı. Uluslararası müzakerelerin kesintisiz yürütülmesi ve ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla oluşturulan organizasyon, resmi görüşmelerin yapılacağı Mavi Bölge ile iklim çözümlerinin tanıtılacağı Yeşil Bölge olmak üzere iki ana alan üzerine kuruldu.

527 bin 414 metrekarelik Mavi Bölge, küresel iklim diplomasisinin merkezi olacak. Birleşmiş Milletler akreditasyonuyla giriş yapılabilecek alanda dünya liderlerinin görüşmeleri, ulusal delegasyon toplantıları ve resmi müzakereler gerçekleştirilecek. Bin 794 kişilik Anadolu ve 828 kişilik Akdeniz genel kurul salonlarının bulunduğu bölgede, uluslararası heyetlerin eş zamanlı toplantılar yapabilmesi için delegasyon ofisleri, ulusal pavilyonlar ve basın çalışma alanları oluşturuldu.

Türkiye'nin kültürel mirası, diplomatik görüşmelerin gerçekleştirileceği alanların tasarımına ve isimlendirilmesine de yansıtıldı. Mavi Bölge'deki toplantı salonlarına Kapadokya, Göbeklitepe, Efes, Troya ve Pamukkale gibi Türkiye'nin tarihi ve doğal değerlerinin isimleri verildi. Farklı toplantı alanlarını birbirine bağlayan Barış Yolu ise katılımcıların dinlenme, buluşma ve günlük ihtiyaçlarını karşılamalarına imkân sağlayacak şekilde düzenlendi. Gölet boyunca uzanan güzergâhtaki ikram ve dinlenme alanlarıyla uluslararası heyetlerin yoğun müzakere programları sırasında bir araya gelebileceği ortak alanlar hazırlandı.

582 bin 244 metrekarelik Yeşil Bölge ise COP31'in toplumsal katılımını sağlayacak. Türkiye Pavilyonu, Bilim Merkezi, Yeşil Sanayileşme, Dirençli Şehirler, Enerji ve Ulaşım ile girişimcilik alanlarında çevre teknolojileri ve sürdürülebilirlik projeleri sergilenecek. Üniversiteler, yerel yönetimler, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları geliştirdikleri iklim çözümlerini uluslararası katılımcılarla paylaşacak. Böylece Mavi Bölge'de ele alınan iklim politikalarının uygulama örnekleri, Yeşil Bölge'de ziyaretçilerle buluşacak.

Konferansın ulaşım planlamasında da sürdürülebilirlik ilkeleri esas alındı. Havalimanı, konaklama tesisleri, şehir merkezi ve konferans alanı arasında düzenli toplu taşıma hizmeti sağlamak amacıyla Türkiye'nin 25 belediyesinden 630 otobüs Antalya'ya getirildi. Araçların 71'i elektrikli, 233'ü doğal gazlı, diğerleri ise düşük emisyonlu dizel otobüslerden oluşuyor. Katılımcıların ulaşımı için Belek, Kundu, Lara, Kemer ve Alanya gibi konaklama bölgelerini kapsayan 19 ayrı hat oluşturuldu.

Ulaşım çalışmalarında yalnızca konferans süresince kullanılacak araçlara odaklanılmadı. Antalya'da doğal gazlı otobüslerin yakıt ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni bir dolum istasyonu da kuruldu. Konferans sonrasında kentte kullanılabilecek bu altyapıyla COP31 hazırlıklarının Antalya'nın ulaşım sistemine de katkı sağlaması amaçlandı.

Uluslararası heyetlerin ağırlanmasına yönelik çalışmalar, güvenlik ve sağlık hizmetleriyle desteklendi. Antalya Valisi Hulusi Şahin'in açıkladığı verilere göre, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik birimlerinden 27 bin 957 personel konferansta görev yapacak. Mavi ve Yeşil Bölge'de oluşturulan beş revir, ambulanslar ve mobil UMKE ekipleriyle katılımcıların acil sağlık ihtiyaçlarının karşılanması planlandı. Ayrıca her iki bölge için ayrı kriz yönetim merkezleri oluşturularak güvenlik, sağlık ve acil müdahale çalışmalarında kurumlar arası koordinasyon sağlandı.

Türkiye'nin misafirperverliği Antalya'da öne çıkacak

COP31'in ev sahipliği hazırlıkları, teknik altyapının yanı sıra Türkiye'nin kültürel zenginliğini ve misafirperverlik anlayışını uluslararası katılımcılarla buluşturacak etkinlikleri de kapsıyor. Antalya'da oluşturulan kültürel alanlarda Anadolu'nun farklı yörelerine ait gastronomi kültürü, geleneksel mimari ve yerel yaşam biçimleri ziyaretçilere tanıtılacak.

Yeşil Bölge'de "7 Bölge 7 Mutfak" yaklaşımıyla hazırlanan geleneksel mimarili yemek evleri, Türkiye'nin farklı coğrafyalarından lezzetleri bir araya getirecek. Akdeniz ve Karadeniz mutfaklarının yanı sıra Gaziantep, Kayseri, Konya ve Türk dünyasının yemek kültürü de ziyaretçilere sunulacak. Gaziantep, Konya, Kayseri ve Trabzon büyükşehir belediyeleri ile Antalya Valiliği ve Çankırı Belediyesi, gastronomi alanlarının işletilmesinde görev üstlenecek.

Türkiye'nin yerel yönetimlerinin de katkı sağlayacağı bu etkinliklerde, kültürel mirasın tanıtımıyla sürdürülebilir tüketim anlayışı bir araya getirilecek. Geleneksel yemeklerin sunulduğu alanlarda yerel ürünlerin kullanılması ve gıda israfının azaltılması öne çıkarılarak COP31'in çevresel hedefleri günlük yaşamdan örneklerle desteklenecek.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, katıldığı televizyon programında Antalya'nın COP31'e ev sahipliği yapmasının önemine değinerek, "Türkiye'nin misafirperverliğini, hoşgörüsünü, barıştan yana aslında tutumunu buradan tüm dünyaya aktarmış olacağız." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Sıfır Atık yolculuğu COP31 ile dünya sahnesinde

Türkiye'nin COP31'de uluslararası katılımcılarla buluşturacağı çevre çalışmalarının başında, 2017 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde başlatılan Sıfır Atık hareketi geliyor. Atık oluşumunun azaltılması, kaynakların verimli kullanılması ve geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla başlatılan proje, zaman içerisinde uluslararası çevre gündeminde yer edindi.

Hareketin küresel boyut kazanmasında önemli bir aşama, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 14 Aralık 2022'de aldığı kararla 30 Mart'ı Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan etmesi oldu. Türkiye'nin 105 ülkeyle birlikte sunduğu karar tasarısının kabul edilmesinin ardından Sıfır Atık yaklaşımı, BM çatısı altında yürütülen uluslararası farkındalık çalışmalarının konularından biri haline geldi.

Türkiye'deki çalışmaların ekonomik ve çevresel sonuçları da COP31'de paylaşılacak. İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar'ın açıkladığı verilere göre, Sıfır Atık hareketi kapsamında 90 milyon ton atık geri kazanılarak ekonomiye 365 milyar liralık katkı sağlandı. Projenin başlangıcında yüzde 13 olan geri kazanım oranı yüzde 37,53'e yükselirken, bu oranın 2035 yılında yüzde 60'a çıkarılması hedefleniyor.

Sıfır Atık yaklaşımının iklim değişikliğiyle mücadeledeki önemli yönlerinden biri, organik atıklardan kaynaklanan metan emisyonlarının azaltılması. Organik atıkların depolama sahalarında ayrışması sonucu oluşan metan, güçlü bir sera gazı olması nedeniyle küresel iklim politikalarında önemli yer tutuyor. Gıda israfının önlenmesi, organik atıkların değerlendirilmesi ve yeniden kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılması, bu alandaki emisyonların azaltılmasına katkı sağlayabilecek yöntemler arasında bulunuyor.

Sıfır Atık için iki uluslararası girişim duyurulacak

Türkiye, COP31'in 11 Kasım'daki Sıfır Atık Günü kapsamında iki uluslararası girişimi duyurmayı planlıyor.

Bunlardan ilki olan Döngüsellik Bilgi Paylaşım Ağı Girişimi , ülkeler arasında döngüsel ekonomi uygulamalarına ilişkin deneyim ve teknik bilgi paylaşımının geliştirilmesini amaçlıyor. Farklı ülkelerde uygulanan geri dönüşüm, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılması için uluslararası iş birlikleri oluşturulması hedefleniyor.

Atıktan Kaynaklanan Metan Emisyonlarına İlişkin Küresel Üst Düzey Diyalog Girişimi ise atık sektöründeki sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik ortak çalışmaların güçlendirilmesini amaçlıyor. Organik atıkların yönetimi ve depolama sahalarından kaynaklanan metanın azaltılması, bu girişimin temel çalışma alanları arasında bulunuyor.

Türkiye'nin COP31 Başkanlığı, söz konusu çalışmalarla 2035 yılına kadar dünya genelinde belediye atığı üretimindeki artışın yarıya indirilmesini hedefliyor.

Antalya'da Sıfır Atık seferberliği: Projeler dünya sahnesinde

COP31 için hazırlanan konferans alanında Sıfır Atık hareketinin uygulama örneklerine de geniş yer ayrıldı. Mavi Bölge'de yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda oluşturulan beş yapraklı Zaman Tüneli yapısı, Sıfır Atık Müzesi olarak kullanılacak. Müzede hareketin gelişimi, kaynak verimliliği ve geri kazanım uygulamaları uluslararası ziyaretçilere tanıtılacak.

Yeşil Bölge'de ise Sıfır Atık Uygulama ve Atölye Merkezi, kompost alanları ve geçici depolama merkezleriyle atıkların ayrıştırılması ve organik atıkların değerlendirilmesine yönelik örnekler sunulacak. Ziyaretçiler, geri dönüşüm süreçlerinden organik atıkların yeniden değerlendirilmesine kadar farklı uygulamaları yakından inceleme fırsatı bulacak.

"7 Bölge 7 Ev Sıfır Atık Mutfağı" kapsamında Anadolu'nun farklı yörelerine ait gastronomi kültürü, gıda israfının önlenmesi ve sürdürülebilir tüketim anlayışıyla bir araya getirilecek. Antalya'nın Aksu ilçesindeki Solak, Manavgat ilçesindeki Demirciler ve İbradı ilçesindeki Ormana da Sıfır Atık yaklaşımının yerel ölçekteki uygulamalarını tanıtmak amacıyla belirlenen örnek köyler arasında bulunuyor.

Türkiye'nin 2017 yılında başlattığı Sıfır Atık hareketi, dokuz yıllık süreçte elde edilen çevresel ve ekonomik kazanımların ardından COP31 ile uluslararası iş birliğinde yeni bir aşamaya taşınacak. 11 Kasım'da duyurulması planlanan girişimlerle ülkeler arasında döngüsel ekonomi deneyimlerinin paylaşılması, atık kaynaklı metan emisyonlarının azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılmasına yönelik ortak çalışmaların geliştirilmesi hedefleniyor.

Antalya'da kurulacak uygulama merkezleri, atölyeler ve örnek projeler aracılığıyla Türkiye'nin Sıfır Atık alanındaki deneyimi dünya temsilcileriyle buluşturulacak. Türkiye'de başlayan Sıfır Atık yolculuğu, COP31 ile uluslararası iklim diplomasisinin önemli başlıklarından birine dönüşürken, Antalya'dan dünyaya uzanan yeni iş birliklerinin de temelini oluşturacak.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…