Eskişehir 'de yaşayan 41 yaşındaki kabak kemane ustası Emre Gündüz, 16 yaşında amcasının hediye ettiği bağlamayla başlayan müzik yolculuğunda ustasından öğrendiği kabak kemane yapımına ağırlık vererek Anadolu'nun müzik mirasını yaşatıyor.
Gündüz'ün müzikle tanışması, amcasının kendisine bağlama hediye etmesiyle başladı. Henüz 16 yaşındayken bağlama dersleri almaya başlayan Gündüz, zamanla müziği hayatının bir parçası haline getirdi.
Askerlik dönüşünde 2008 yılında Eskişehir 'deki bir müzik evinde çalışmaya başlayan Gündüz, ustası Galip Güvençoğlu'ndan kabak kemane yapımının inceliklerini öğrenmeye başladı.
Kabak kemaneyi hayatının merkezine yerleştiren Gündüz, aynı dönemde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu'nda 7 yıl boyunca bağlama icracısı olarak görev yaptı.
Bugün ağırlıklı olarak atölyesinde kabak kemane üreten Gündüz, her enstrümanın kendine özgü sesini ve görünümünü kazanması için malzeme seçiminden son işlemlere kadar bütün aşamalarla ilgileniyor.
Gündüz, yapımında su kabağı, doğal deri ve farklı ağaç türlerinden yararlanılan bir enstrümanı ortaya çıkarmak için bekleme aşamalarıyla birlikte ortalama bir hafta uğraşıyor.
Kendi atölyesinde yılda yaklaşık 50 ila 100 kabak kemane hazırlayan Gündüz, enstrümanlarını ağırlıklı olarak İzmir, Ankara , İstanbul, Gaziantep, Kırşehir, Şanlıurfa ve Bursa'daki müzisyenlere, öğrencilere ve müzik eğitimi veren kurumlara gönderiyor.
Her birinin tonu farklı
Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı ünvanına sahip Gündüz, AA muhabirine, kabak kemanenin son yıllarda daha fazla tanınmaya başladığını, özellikle güzel sanatlar liseleri ve üniversitelerde bu enstrümana yönelik ilginin arttığını söyledi.
Geçmişte yaygınlığı sınırlı olan kabak kemanenin bugün daha fazla müzik eğitimi ortamında yer bulduğunu ifade eden Gündüz, yetişen genç müzisyenlerin ve bu alanda çalışan akademisyenlerin enstrümanın geleceği açısından umut verdiğini dile getirdi.
Gündüz, kabak kemaneyi diğer yaylı çalgılardan ayıran en büyük unsurun deri aksamı ve otantik tınısı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Her enstrümanı büyük bir heyecanla yapıyorum. Aynı anda yaptığım 5 kemanenin de tonu birbirinden farklı çıkıyor. Özellikle yapımında kullanılan yürek zarı (büyükbaş hayvanların kalp zarı) tek bir canlıdan elde edildiği için dünyada eşi benzeri olmayan bir ses katıyor enstrümana. Yapım aşamasında enstrümanın sesini ve verimini belirleyen yüzde 70'lik kısım ise o küçük eşiktir. Ağacın damar yönünden bıçakla tek tek işlenmesine kadar eşik seçimi doğru yapılmazsa enstrümandan arzulanan verim alınamaz."
Ustalığını çocuklarla paylaşıyor
Kabak kemanenin Yörük kültürüne ve Ege-Akdeniz coğrafyasına ait göçebe bir çalgı olduğundan bahseden Gündüz, son yıllarda bu ilginin Gaziantep, Şanlıurfa ve Diyarbakır gibi illere ve güzel sanatlar liselerine kadar yayıldığını söyledi.
Gündüz, yakın zamanda Ankara'da 8 yaşındaki bir öğrenci için özel boyutlarda kemane ürettiğini belirterek, 2025 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca kendisine verilen "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" ünvanının ardından kabak kemane yapımındaki birikimini kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik çalışmalarıyla da aktarmaya başladığını kaydetti.
Dumlupınar İlkokulu'nda düzenlediği etkinlikte çocuklara enstrümanı anlattığını belirten Gündüz, "Çocuklarımız bağlamayı, gitarı biliyor ama bu öz çalgımızı tanımıyordu. Bu etkinliklerden sonra çocuklardan ve ailelerden öğrenmek ve üretmek adına çok güzel geri dönüşler aldık." dedi.
Zanaatın geleceğe aktarılması için sabır, disiplin ve izlemenin şart olduğunu vurgulayan Gündüz, atölyesinin kapılarını bu sanata meraklı gençlere ve çıraklara açık tuttuğunu sözlerine ekledi.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…