HABER: FIRAT İPEK
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen GastroAntep Kültür Yolu Festivali, bu yıl "Deneyim Çağı" temasıyla sadece damaklara değil, şehrin sürdürülebilir geleceğine de damga vurdu. Festival kapsamında bir araya geldiğimiz Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, şehrin rotasını; Bereketli Hilal'de tarımı yeniden ayağa kaldıran hamleleri, elektrikli otobüs filosu ve sıfır karbon hedefleriyle nasıl "Yeşil Şehir" vizyonuna çevirdiklerini anlattı. Gastronominin temelinde toprağın ve çevrenin yattığını vurgulayan Başkan Fatma Şahin, festival coşkusunun arka planında tıkır tıkır işleyen bir iklim ve tarım "Master Planı" yattığını belirtti. Özellikle artan turist trafiğinin ve şehirleşmenin doğayı tehdit etmemesi için, tarladan ulaşıma kadar devasa bir "yeşil" neşter vurulmuş durumda. İşte Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in açıklamalarından öne çıkan o kritik başlıklar:

Ulaşımda elektrikli otobüs ve mikromobilite devrimi
GastroAntep gibi dev organizasyonların yarattığı yoğun ulaşım hareketliliğinin şehrin tarihi dokusuna ve havasına zarar vermemesi için yıllar öncesinden harekete geçtiklerini belirten Şahin, mobilite dünyasını yakından ilgilendiren şu çarpıcı verileri paylaştı: "Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından boşuna 'Yeşil Şehir' ilan edilmedik. Ben mühendisim; 2014'te göreve geldiğimizde Ulaşım, İmar ve İklim Master Planlarımızı eşzamanlı olarak hazırladık. İklim planımızda karbonmonoksit salınımını ve karbon ayak izimizi ölçtük. Belediyecilikteki en büyük kirletici unsur olan ulaşımı 'Akıllı ve Yeşil Ulaşım' modeline geçirdik. Önce eski otobüslerimizin yaşını gençleştirdik, ardından doğalgazlı (CNG) sisteme geçtik. Şimdi ise filomuza 25 adet sıfır emisyonlu, körüklü, yüzde 100 elektrikli otobüs kattık. Hatta diğer kurumlar da bu başarımızı görüp bizden elektrikli otobüs filomuzun tecrübelerini talep ediyor."
Şehir içi mikromobilite çözümlerine de büyük ağırlık verdiklerini belirten Şahin, " Şehrin kalbinde tam 110 kilometre bisiklet yolu inşa ettik. Hedefimiz 140 bin bisikletin aktif olarak kullanılması. Ayrıca hava kalitesini bozan kömür kullanımıyla da mücadele ediyoruz. Çevre Bakanlığımızla yarı yarıya fonlayarak, kömür yardımı alan 8 bin dezavantajlı ailemizin evine doğalgaz dönüşüm tesisi kurduk. Mahallelerimizde hava temizlendi, yeşil şehre dönüştük " dedi.

Bereketli Hilal'in tarım stratejisi: Kendi kendine yeten şehir
Sıfır emisyon vizyonunu toprağın bereketiyle harmanladıklarını ve küresel krizlerin yerel üretimin önemini bir kez daha kanıtladığını belirten Başkan Şahin, tarımdaki atılımlarını ise şöyle aktardı: " Ukrayna savaşı sırasında Türkiye'nin arabuluculuğu olmasaydı Afrika'daki çocuk ekmek, bizim sanayicimiz ham madde bulamayacaktı. Artık yeni dünyanın kuralı, kendi kendine yetebilmektir. Biz nohutun, kırmızı mercimeğin anavatanıyız; bunları dışarıdan ithal edemeyiz. Mezopotamya'nın ağaçsız bölgesini korumak zorundayız. Bu yüzden Büyükşehir olarak Tarım Daire Başkanlığı'nı kurduk. Sözleşmeli tarım modeline geçerek, 44 bin çiftçimize mazot, tohum ve eğitim desteği veriyor, toprağımızın bereketini yeniden ayağa kaldırıyoruz ."
Tarladan sofraya, üretimden eğitime: Bir peynir diğerine benzemeli
Bu yılki festivalin odak noktasının dünyaya ihraç edilebilecek "Antep Peyniri" olduğunu vurgulayan Şahin, tarımsal üretimin standartlaşma ve eğitimle nasıl büyüdüğüne değindi: " Keçi sütüyle yapılan Antep peynirimiz en az bir Hellim veya Mozzarella kadar kıymetli. Ancak ustalarımız vefat ettiğinde reçeteler de onlarla yok oluyor. Biz TÜBİTAK ile bilimsel bir çalışma yürütüyoruz; tecrübeyi kent arşivine aktarıp standart reçeteler oluşturuyoruz. Bir peynir diğerine, bir dolma ötekine benzemeli. Üstelik bu döngü, sadece damakta kalmıyor. Sumak veya peynir üreten kadın kooperatiflerimiz bu ürünleri makro marketlere satıyor. Buradan kazandığı parayla çocuğunu okutan, ertesi yıl festivalde o çocuğun doktor olarak annesine yardım ettiği muazzam başarı hikayeleri yazıyoruz. Gastronomi liselerimize ve enstitülerimize büyük yatırımlar yapıyoruz; çünkü bu iş artık eğitimle ve bilimle büyüyor ."
Hedef: 3 Aralık'ta Michelin Yıldızlarını Anadolu'ya getirmek
Turizm ve gastronomi tarafında büyük bir sıçrama yaşandığına dikkat çeken Şahin, Michelin rehberinin Anadolu'ya açılması için yürüttükleri lobi faaliyetlerini anlattı: " Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy bizi dinledi ve Michelin yetkilileriyle görüşerek rotanın Türkiye geneline açılmasını sağladı. İnsanlar Bodrum'a yeme-içme için gitmiyor ama Gaziantep'e, Şanlıurfa'ya, Hatay'a damak çatlatan lezzetler için geliyor. Şu an 10'a yakın işletmemiz Michelin şeflerinin onayından geçmek üzere birebir çalışıyor. 5-6 kuşaklık geleneksel altyapımız bunu hak ediyor. 3 Aralık'taki açıklamalardan çok umutluyuz; bu yıl birkaç yıldız alıp seneye bunu artırarak yolumuza devam edeceğiz ."
Asya pazarına doğrudan charter uçuşu masada
Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin üçgeninin özellikle Japon, Güney Koreli ve Çinli turistler için dev bir cazibe merkezi olduğunu, ancak ulaşım engeline takıldıklarını belirten Şahin, " Asyalı turist 1 haftalık tatilinde Kapadokya'ya geliyor ama oradan 5 saat karayolu çekmek istemiyor. Türk Hava Yolları ile bizzat görüştük ve Asya'dan direkt charter uçuşları için fizibilite çalışmalarına başladık. Bölgesel geçişleri hızlandırdığımızda, turizmden elde edilen ekonomi çok daha güçlü bir şekilde tabana yayılacak " diyerek yeni dönemin turizm stratejisini özetledi.

‘ANNEM BENİ O NAKIŞLARI İŞLEYEREK OKUTTU’
GastroAntep festivalindeki sohbet sırasında konu Gaziantep'in geleneksel el sanatlarına ve tasarıma geldiğinde, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in paylaştığı kişisel bir anı gazetecileri duygulandırdı. Geleneksel "Antep İşi" nakışının sadece coğrafi işaretli bir ürün olmadığını, kendi eğitim hayatının da temeli olduğunu belirten Şahin, annesinin fedakârlığını şu sözlerle anlattı: " Antep işi gerçekten çok zor bir zanaattır; adeta iğneyle kuyu kazmaktır. Kumaşın telleri tek tek çekilir, tek tek sabırla işlenir. Bu sanatın benim hayatımda çok özel bir yeri var. Rahmetli annem, o zorlu Antep işlerini ilmek ilmek işleyerek beni okuttu ."
‘O hikayeyi UNESCO'ya anlattık’
Anadolu kadınının el emeğiyle çocuklarını okuttuğu bu yaşam mücadelesinin bugün küresel bir başarıya dönüştüğünü vurgulayan Şahin, bu başarının perde arkasını da şu sözlerle özetledi: " Dünyada artık hikayesi olan işler değer görüyor. Biz annemin ve o emekçi kadınların bu hikayesini UNESCO'ya anlattık. Bu samimi ve gerçek hikaye sayesinde Antep İşini UNESCO'ya girdirdik. Ardından ünlü tasarımcı Bora Aksu bizimle iletişime geçti. Dün sandıklarda, çeyizlerde bekleyen; annelerimizin göz nuru olan o emek, bugün Londra Moda Haftası'nda defilelerle dünyaya tanıtılıyo r."

GastroAntep'in en çevreci molası: Her şey geri dönüşümden
Gaziantep’in “Yeşil Şehir” vizyonu sadece ulaşım ve altyapı projelerinde değil, gastronominin tam kalbinde de kendini gösteriyor. GastroAntep Festivali kapsamında kapılarını gazetecilere açan Havara Kafe ve Restoran , sürdürülebilirlik ve sıfır atık felsefesinin şehirdeki en canlı örneği konumunda.
Mekândan içeri adım attığınız anda sizi bir "ileri dönüşüm" (upcycling) harikası karşılıyor. Havara Kafe'de kullanılan masalardan sandalyelere, aydınlatma armatürlerinden dekoratif objelere kadar içerideki tüm malzemeler tamamen geri dönüştürülmüş atıklardan tasarlanmış. Tüketim kültürüne estetik bir itiraz niteliği taşıyan bu mekân, atık malzemelerin ne kadar şık ve işlevsel bir yaşam alanına dönüşebileceğini kanıtlıyor.

Kendi bahçesinden sofraya: Sıfır atık menü
Havara’nın çevreci vizyonu yalnızca mimarisiyle sınırlı değil; mutfakta da katı bir "sıfır atık" prensibi işliyor. Yemekler israfı önleyen, gıdanın her zerresini değerlendiren geri dönüşüm odaklı bir yaklaşımla hazırlanıyor. Tabaklara gelen o taptaze salataların sırrı ise restoranın kendi arka bahçesinde gizli. Mutfakta kullanılan pek çok sebze ve yeşillik, doğrudan restoranın kendi yetiştirdiği doğal ürünlerden elde ediliyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in altını çizdiği “kendi kendine yeten şehir” vizyonunun adeta bir mikro-modeli olan Havara Kafe, doğaya saygılı bir gastronomi kültürünün ne kadar lezzetli olabileceğini gözler önüne seriyor.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…