Haftanın kitaplarında bu hafta iki kitap öne çıkıyor.
Haftanın kitapları | Babür sarayından Londra sokaklarına “Avrupa’ya Seyahat”

Babür sarayından Londra sokaklarına
Rahul Markovits’in “ Avrupa’ya Seyahat ” adlı eseri bir Hint prensinin Batı’ya doğru çıktığı seyahati ele alıyor. İngiliz işgaliyle siyasi gücünü kaybeden Hintli bir nevvab ailesi, 1790’larda hak aramak için Avrupa’ya doğru yola çıkıyor. Bir Patan sipahisi olan Ahmed, Lyon’da ölen şehzadesinin kimliğine bürünerek “Ahmed Han” oluyor ve hikâye bambaşka bir boyut kazanıyor. Paris’te Fransız Devrimi’nin çalkantılı atmosferine giriyor, Londra’da hak arıyor ve İstanbul’da Sultan III. Selim’in saray çevresine ulaşıyor. Hatta şehzadelere layık bir ihsanla mükâfatlandırılıyor. Doç. Dr. Harun Tuncer tarafından Türkçeye tercüme edilen ve Timaş etiketiyle okurla buluşan eserde, Babür saraylarından Versailles salonlarına, Üsküdar dergâhlarından zindanlara uzanan bir serüven işleniyor. Kitap, ayrıca Osmanlının o devirdeki stratejik önemini ve Sünni dünya üzerindeki manevi rolünü gözler önüne seriyor.
Haftanın kitapları | Babür sarayından Londra sokaklarına “Avrupa’ya Seyahat”

Fars hikâyeleriyle kötü huylar
Büyük âlim Muhammed Avfî’nin 13. asır klasik Fars edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan “Cevâmiü’l-hikâyât” özenle seçilen kapsamlı bir hikâyeler mecmuası mahiyetinde. Osmanlı devrinde bir kısmı tercüme edilen eser, VakıfBank Kültür Yayınları tarafından ilk defa günümüz Türkçesine kazandırılıyor. Elif Çeviker’in çevirdiği “Bir Kıssa Bin Hisse-Doğu’nun En Güzel Hikâyeleri” adlı eserin ikincisi de okurla buluşuyor. Eserde Avfî, insan ve toplum hayatını etkileyen kötü huyları ele alıyor. Haset, hırs, açgözlülük, yalan, cehalet ve sözünde durmama gibi davranışlar, Kur’ân-ı kerim, hadis ve klasik ahlak kitaplarına yapılan atıfl arla işleniyor. Her bir kötü huy, ibret verici ve çoğu zaman mizahi nitelik taşıyan hikâyelerle örneklendiriliyor. Avfî, kötü huyları yalnızca tasvir etmekle kalmıyor; bunlardan kurtulmanın ve güzel ahlaka ulaşmanın yollarını da gösteriyor. Hikâyelerinde yargılayıcı değil, öğretici bir yaklaşım benimseyen Avfî, çoğu zaman anlatının sonunda kıssadan hisse niteliğinde, hikâyeden çıkarılması gereken dersi açıkça ortaya koyuyor.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…