Haftanın kitaplarında bu hafta üç kitap öne çıkıyor.
Haftanın kitapları | Osmanlı Devleti nasıl kurtulacak?

OSMANLI DEVLETİ NASIL KURTULACAK?
Mizancı Murad Bey’in 1891’de yazdığı “Turfanda mı Yoksa Turfa mı?”, Tanzimat sonrası Osmanlı edebiyatının millî romanlarından biri. Bu eser, M. Ertuğrul Düzdağ tarafından günümüz Türkçesine kazandırıldı ve Ketebe Yayınlarınca okura sunuldu. Eserde Cezayir’de büyüyüp Fransa’da tıp eğitimi alan Mansur, İstanbul’a gidip devlete ve millete hizmet etmek ister. Ancak payitahta geldiğinde kafasındaki Osmanlı ile gerçek Osmanlı arasında büyük bir fark olduğunu görür. Romanda devrinin problemleri ortaya konarak “Osmanlı nasıl kurtulabilir?” sualinin peşinden gidiliyor. Mizancı Murad Bey, çökmekte olan Osmanlı Devleti’ni kurtaracak yeni aydın tipinin nasıl olması gerektiğini anlatarak; bürokrasi, liyakat, eğitim ve ahlak meselelerini ele alıyor.
Haftanın kitapları | Osmanlı Devleti nasıl kurtulacak?

AMERİKA’DA DOĞAN YENİ “AYDINLANMA”
“Neoreaksiyoner Hareket”, liberal demokrasiye karşı çıkan ve siyasi gücün seçilmiş temsilciler yerine güçlü idareci bir elit tarafından kullanılmasını savunan düşünce akımı olarak ABD’de süratle yayılıyor. Curtis Yarvin’in öncülerinden biri olduğu bu akım, özgürlük, eşitlik ve halk egemenliği gibi meseleleri tartışmaya açıyor. Hareket, günümüzdeki ABD sağına da yön veriyor. Arnaud Miranda’nın İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan “Karanlık Aydınlanma: Neoreaksiyoner Düşünceyi Anlamak” eseri ise bu harekete oldukça eleştirel bir cepheden yaklaşıyor. Yazar, neoreaksiyoner hareketi ortaya çıkaran fikir adamlarını, siyasi hedeflerini ve teknoloji dünyasıyla ilişkilerini negatif cepheden ele alıyor.
Haftanın kitapları | Osmanlı Devleti nasıl kurtulacak?

DÖRT NESİLDEN KADININ DRAMATİK AİLE TARİHİ
Güney Koreli yazar Choi Eunyoung, yaklaşık bir asırlık döneme yayılan “Parlak Gece” adlı eserinde dört nesilden kadının hayatını birbirine bağlayarak aile ilişkilerini, Kore Savaşı’nın sosyal hafızasını ve dayanışmayı ele alıyor. Timaş Yayınları etiketini taşıyan eserde, 30’lu yaşlarındaki Jiyeon, hikâyenin merkezine konuyor. Ağır bir boşanma safhasından geçen genç kadın, evliliğinin sona ermesiyle birlikte Seul’den sahil kasabası Heeryong’a taşınıyor. Burada araştırmacı olarak çalışmaya başlarken yıllardır görmediği anneannesi Yeongok’la karşılaşıyor ve mazinin acılarıyla yüzleşiyor. Ancak feminist vurguları olan kitapta, yavaş gelişen olay örgüsüyle kadınların gözünden alternatif bir aile tarihi ele alınıyor.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…