Konuyu gazetemize değerlendiren hukukçu Oğuz Demir, yeni nesil suç örgütlerinin çocukları doğrudan suça çağırmak yerine dijital içeriklerle özendirdiğine dikkat çekti. Demir, “ Mevzuatımızda suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme gibi suçlar var. Ancak bunların oluşması için belirli şartların gerçekleşmesi gerekiyor. Bugün tehlike yalnızca suçun açıkça teşvik edilmesi değil . Çeteler; silahları, paraları, güçleri ve lüks hayatlarıyla çocuklara cazip gösteriliyor. Müzikler ve kısa videolarla çete üyeleri kahramanlaştırılırken şiddet, cesaret ve itibar göstergesi olarak sunuluyor. Böylece suç örgütlerine mensubiyet bir statü sembolüne dönüşüyor. Mevcut düzenlemeler, dolaylı özendirme faaliyetlerine müdahalede yetersiz kalabiliyor ” dedi.
Yeni nesil çetelerin çocuklara farklı kimlikler ve aidiyetler sunduğunu belirten Demir, “Bazı yapılar ideolojik veya dinî kimlik, bazıları para, güç ve lüks hayat vaat ediyor. Şiddeti yücelten topluluklarda ise öfke, dışlanmışlık ve görünür olma arzusu öne çıkıyor. Ortak noktaları, çocuklara kendilerini güçlü ve bir topluluğun parçası gibi hissettiren bir kimlik sunmaları. Pandemi döneminin etkisi de araştırılmalı. Bugün gündeme gelen okul saldırılarının bazı failleri, pandemi başladığında 8-11 yaşlarındaydı. Kimliklerinin şekillendiği dönemde okullardan ve arkadaşlarından uzak kalan bu çocuklar, sosyal izolasyon yaşadı ve zamanlarının önemli bölümünü dijital ortamlarda geçirdi . Bu durum tek başına radikalleşme nedeni sayılamaz ancak sosyal gelişimdeki kesintilerin ve dijital ortamların etkisi araştırılmalı” diye konuştu.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…