Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

İzmir'de Manşetiz'den çıkarılan 12 gazeteci Kod 48'e karşı hukuk mücadelesi başlattı

İzmir'de Manşetiz'den çıkarılan 12 gazeteci Kod 48'e karşı hukuk mücadelesi başlattı

İzmir'de Manşetiz'den 14 Ekim'de çıkarılan 12 gazeteci, Kod 48'in kaldırılmasını ve maaş, ihbar tazminatı, yemek kartı, fazla mesai alacaklarının ödenmesini istedi. Avukat Selanik, işlemlerin hukuka aykırı olduğunu belirterek hukuki süreç ve arabuluculuğun başladığını açıkladı.

(İZMİR) - İzmir'de faaliyet gösteren yerel haber sitesi Manşetiz'de çıkarılan 12 gazeteci, işten çıkarma işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, maaş, ihbar tazminatı, yemek kartı ücretleri ve fazla mesai alacaklarının ödenmesini istedi. Avukat Eren Selanik , gazetecilerin yasal haklarının ihlal edildiğini belirterek hukuki sürecin başladığını açıkladı.

İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı, Manşetiz haber sitesinde çalışırken işten çıkarılan 12 gazeteci için İzmir'deki Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Salona "Haklarımızı istiyoruz" pankartının asıldığı toplantıda açıklama yapan eski Manşetiz Sorumlu Yazıişleri Müürü Sercan Engerek, gazetecilerin 14 Ekim Çarşamba günü akşam saatlerinde işten çıkarıldıklarını ve bu durumdan şirket yönetiminin önceden herhangi bir sözlü ya da yazılı bildirimde bulunmaması nedeniyle haberdar olmadıklarını söyledi.

İşten çıkarıldıklarını telefonlarına gelen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) mesajlarıyla öğrendiklerini belirten Engerek, işlemlerin geriye dönük yapıldığını ve kendilerine devamsızlık gerekçesiyle Kod 48 üzerinden işlem uygulandığını ifade etti. Engerek, şöyle konuştu:

"İŞ YÜKÜMÜZ ARTTI, ÖDEMELER GECİKTİ"

"Bu noktaya gelinmesinden, sözleşmeleri hukuksuz bir şekilde feshedilene kadar her gün işinin başında olan Manşetiz emekçileri sorumlu değildir. Geçen nisan ayında Manşetiz için İzmir'de 9, Denizli'de 3 gazeteciyi harekete geçiren, Denizli'den Pamukkale Haber'in sahiplerinden Tahir Aygün ve ortağı Denizlili iş insanı Mehmet Tekağ olmuştu. Manşetiz geçen mayıs ayında yayın hayatına başlamadan önce İzmir'de yapılan yoğun görüşmelerde biz gazetecilere hem mesleğimizi iyi şartlarda sürdürebileceğimizin hem de özlük haklarımızın güvencesini vermişti aslında. Kimimiz başka iş tekliflerini reddederek, kimimiz de mevcut işlerinden istifa ederek Manşetiz'de işe başladık. Yeni bir haber mecrasını hem teknik hem gazetecilik açısından tutundurmak kolay değildir. Biz mayıs ayından itibaren Manşetiz'e çok emek verdik. Haberlerimizle, röportajlarımızla halkın haber alma hakkını ete kemiğe büründürmek için çalıştık aslında. Basın İlan Kurumu'ndan resmi ilan alacağız denildi. Fakat sitenin Basın İlan Kurumu'nun istediği okunma sayılarını yakalayabilmesi gerekliydi. Manşetiz'in Google'da görülmesini sağlamak, sitenin trafiğini artırmak için olağanüstü bir emekle çalıştık. Basın İlan Kurumu'na 24 kişilik kadro üzerinden başvuru yapacaktı şirket yönetimi. Fakat Manşetiz'in kadrosu 12 personelle kurulmuştu. Buna rağmen her gün iki katı iş yüküyle sitenin okunma sayılarını belli bir seviyeye getirdik. Ancak 24 kişinin yapacağı işi 12 kişi üretirken Tahir Aygün en başta vaat ettiği ofis ortamının gereklerini yerine getirmedi. Ofis ihtiyaçlarını sürekli erteledi. Su ihtiyacımızı her gün cebimizden karşıladık.

Daha başka ofis ihtiyaçları da vardı. Onlardan burada bahsetmiyoruz şimdi ama ağustos ayında maaş ve yemek kartlarımızın geciktirilmesiyle Manşetiz'de kriz başladı. Ağustos ayının maaş ve yemek ücretleri personele 12 gün gecikmeli ödendi. Biz tüccar değiliz, gazeteciyiz. Gazeteci işini hobi olarak yapan kimse değildir. Her bir personelin yaşamını idame etmek gibi bir sorumluluğu var. Fikir işçisi gazeteci, mesleğini sürdürebilmesi için maaşı peşin ödenmesi gereken aylık ücretiyle geçinen insandır. Ağustos itibarıyla her gün maaşların, yemek kartlarının ödenmemesinin ağırlığıyla işe devam eden editör ve muhabirler eylülde derin bir krizin içine çekildi. Eylül ayında maaşlarımız 15 gün geciktirildi. Yemek kartlarımız ise ödenmedi. Resmi tatil günlerinde fazla mesailerin adı bile anılmadı şirket yönetimince. Mayıs ayında 12 gazeteciyle yola çıkan Tahir Aygün, ağustosta başlayan kriz sürecinde Denizli'deki ikametinden bir kez olsun İzmir'de Manşetiz'in ofisine gelip personeli bilgilendirmedi. Kendisini çok defa davet ettik. Toplantı yapılsın, şartlar konuşulsun, bir yol haritası belirlensin istedik. Fakat Aygün her seferinde davetimizi geri çevirdi. Personel maaş ve yemek kartlarının ödenmesini talep ettiğimiz her seferinde Tahir Aygün, 'beceremedim, üzgünüm, öfkeliyim, kırgınım' demekle yetindi. Bu, gazeteci maaşlarının zaten çok düşük olduğu, ekonomik krizin yoksulu ezip geçtiği bir ortamda geçinmeye çalışan fikir işçisine verilebilecek bir yanıt değildir. Muhasebe personeliyle birlikte 13 personelin sorumluluğunu üstlenen Tahir Aygün maalesef personeline karşı sorumlu davranmadı. Eylül ayında personeli, ekimde şartların düzeleceğine inancının tam olduğunu söyleyerek namus sözü verdi bizlere. Patronun namusu, alın teri döken personelinin maaşıdır. Ortada bir mali kriz varsa bunun sorumlusu Manşetiz emekçileri değildir.

"KOD 48 DERHAL KALDIRILSIN"

Tahir Aygün'e ve ortağı Mehmet Tekağ'a sesleniyoruz burada. Biz neden Kod 48 ile bizi işten çıkardınız? Telefonlarımıza bildirim geldiği tarihten 10 gün önceye dönük işlem yaparak personeli işe gelmedi diyerek işten çıkarmak hangi vicdana sığar? Kod 48 düpedüz iftiradır. Bir aylık maaşlarımızı, ihbar tazminatlarımızı, yemek kartlarımızı ödememek için mi bizi Kod 48 ile işten çıkardınız? Haklarımız, 212 sayılı Basın Kanunu'yla güvence altına alınan haklardır. Biz iş gücümüzden, emeğimizden doğan haklarımızın peşindeyiz. Ne eksik ne fazla. Biz hakkımızı istiyoruz. Kod 48 lekesi derhal kaldırılsın. Ekim ayı maaşımız kuruşu kuruşuna ödensin. Eylül ve ekim ayından yemek kartlarımız ödensin. Bazı arkadaşlarımızın mayıs ayından yemek kartı alacakları, resmi tatillerde çalışan arkadaşlarımızın fazla mesaileri derhal ödensin. 212 sayılı Kanun'a göre işveren, işçiyi işten çıkarmadan bir ay önce personele bildirim yapmak zorundadır. Biz akşam operasyonuyla aniden işten çıkarıldık. İhbar tazminatımız derhal ödensin. Manşetiz emekçileri burada. Bir arada, haklarımızı alana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Verdiğimiz mücadele sadece maaş ve alacak mücadelesi değildir. Biz, hakları gasp edilen gazeteciler olarak, hakları gasp edilen, maaşları geciktirilen tüm meslektaşlarımız için de onur mücadelesi veriyoruz. Biz gazeteciler bu ülkede emeğimizle, onurumuzla yaşamak istiyoruz."

"SÖZLEŞMELER YAZILI YAPILMAMIŞ"

Avukat Eren Selanik de işten çıkarmayla ilgili tüm uygulamaların hukuka aykırı olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Normalde Basın İş Kanunu'na göre gazetecilerin sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması gerekir ama Manşetiz patronu hiç kimsenin sözleşmelerini yazılı halde yapmamış. Hatta gazeteci arkadaşlara imzalatıp kendileri imzadan kaçınıp bir taslak halinde bekletmiş sözleşmelerini. Öyle ki bir basın patronunun gazetecilerin sözleşmelerini mülki amirine, bakanlığa ve gazetecilerin bağlı bulunduğu meslek kuruluşuna bildirmesi gerekir. Herhangi bir bildirimde de bulunmamış ve hatta bazı arkadaşların SGK giriş kodlarını gazetecilik dışında farklı sektörlerde yapmış.

Yani aslında daha başlarken zaten Manşetiz patronu, Basın İş Kanunu'ndan kaynaklı gazetecilerin sahip olduğu bütün haklarını elinden almaya yönelik bir hamlede bulunmuş. Yol ücretleri üzerine anlaşılmış, hiçbir zaman yol ücreti ödememiş. Yemek ücretleri üzerinde anlaşmış, aylardır yemek ücreti ödememiş. Bayram günlerinde çalışmış gazeteciler; kanundan kaynaklı haklarını, bayram çalışmasından kaynaklı haklarını ödememiş. Fazla mesai yapmışlar yeri gelmiş, fazla mesai ödememiş. En son olarak bir aylık maaşlarını da ödememiş. Bir de üzerine gerçeğe aykırı bir kodla tazminatlarını alamayacakları ve gelecek basın hayatlarında da kendi önlerine hukuken çıkması muhtemel bir yalan kodla 12 gazeteciyi işten çıkarmış durumda. İyi niyete dair bir şey olmadı, çok açık. 12 gazeteci arkadaşımız bütün iyi niyetiyle yalnızca Basın İş Kanunu'nda ve 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki haklarını talep eder vaziyette arkadaşlar. Bu hakların ne yazık ki kanunlarda yer alması yetmiyor. Sektörde, gazetecilik sektöründe her örnekte gazetecilerin haklarını almak için ayrı ayrı mücadele etmesi gerekiyor. 12 gazeteci arkadaşımız mücadeleye başlamış durumda. Ayrıca bir arabuluculuk süreci başlatılmış vaziyette. Arabuluculuk Daire Başkanlığından bir arabulucu görevlendirildi."

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…