Haber: Kadir DEVİR / Kamera: Ünal AYDIN
(ANKARA) - Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği (KTEB) Başkanı Umut Öksüz, tüp bebek soruşturmasına ilişkin yaptığı açıklamada, KKTC'de tüp bebek tedavilerinde kullanılan ilaçların temini ve dağıtımına ilişkin belirsizlikler bulunduğunu belirterek, ilaç takip sisteminin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Ülkedeki 396 eczanenin büyük çoğunluğunun tüp bebek ilacı satmadığına dikkati çeken Öksüz, ilaçların ülkeye girişinden hastalara ulaştırılmasına kadar tüm süreçlerin denetlenmesi çağrısında bulundu.
KTEB Başkanı Umut Öksüz, KKTC'de yaşanan ilaç sıkıntılarının temelinde Türkiye'ye bağımlılık, döviz kaynaklı maliyetler ve tedarik sorunlarının bulunduğunu belirtti. İlaçların yaklaşık yüzde 75'inin Türkiye'den, KKTC'ye geldiğini vurgulayan Öksüz, Hürmüz Boğazı ve Akdeniz'deki gelişmelerin sevkiyatları aksattığını ifade etti.
Öksüz, KKTC'de tansiyon, kolesterol ilaçları ve göz damlaları başta olmak üzere ciddi ilaç eksikliği yaşandığını belirtti. Türkiye'den temin edilemeyen ilaçların muadillerinin Avrupa'dan getirilmeye çalışıldığını ifade eden Öksüz, döviz üzerinden yapılan bu tedarikin maliyetleri artırdığını ve ilaçların hastalara daha pahalıya ulaşmasına neden olduğunu vurguladı.
KKTC Sağlık Bakanlığı'nın doğrudan ilaç alımlarıyla eczaneleri rekabet dışı bıraktığını, bu nedenle eczanelerin kapandığını belirterek şöyle konuştu:
"Kıbrıslı Türk eczacıların en büyük rakibi ne yazık ki KKTC'nin Sağlık Bakanlığı'dır. Bakanlığımız ülkemize geçen sene ihalelerle ve direkt alımlarla 1.8 milyar Türk lirası değerinde ilaç getirdi. Bunun yaklaşık yarısı raflarımızda bulunan, sosyal sigorta kapsamında hastaların erişimine sağlanan ilaçlar. Eczanelerimiz ilaçları satamadıkları için imhaya götürüyorlar. Tarihte böyle bir şey yaşanmadı. Bakanlık kendini bize rakip ilan ettiği için geçen sene 3 eczane kapandı. Meslektaşlarımız artık 'kamuda münhal açılsa da kamuya girsek' diye düşünmeye başladılar. Bizim Türkiye'de bulunmamızın ve yaptığımız temasların en büyük sebebi de aslında KKTC'de sahada ve eczanelerimizde vatandaştan birebir yaşadığımız bütün konuları, hiçbir siyaset ve politika yapmadan, doğruyu kendilerine birinci ağızdan anlatmak üzere buradaki en üst mercilerle iki günlük bir temas gerçekleştirmekti. Türkiye Sağlık Bakanı Yardımcımız Şuayip Bey ile dün çok detaylı bir görüşme gerçekleştirdik. Detaylı bir şekilde ilgilendi ve anında gerektiği girişimleri de yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temaslarımız oldu. Dün Ankara Eczacı Odası'ndaydık. Ondan önce yine Türk Eczacıları Birliği'ndeydik. Meslektaşlarımıza da anlattık tüm sorunlarımızı. Doğru şeyleri aktararak, art niyet gütmeden, siyaset politika yapmadan KKTC'deki vatandaşlarımızın ilaca erişimini, eczaneyi saf dışı bırakmak isteyen politikaları aradan atarak bütün mücadelemizi yapıyoruz."
"ECZACI OLMAYAN BİRİLERİ VATANDAŞIMA ÜCRETSİZ ŞEKİLDE İLAÇ VERİYOR"
Öksüz, KKTC'de ilaç takip sisteminin eksikliği nedeniyle hayati ilaçların temininde yaşanan sorunlara dikkat çekerek açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Onkoloji, MS, ALS ilaçları, kan ürünleri gibi hastalarımızı ekonomik olarak ciddi külfet altında bırakan ilaçların temini KKTC'de her geçen gün daha da zorlaşıyor. Ülkemizde bu tarz ilaçlar KKTC Sağlık Bakanlığı'na bağlı İlaç ve Eczacılık Dairesi tarafından hastalarımıza veriliyor. Peki, buraya ilaçlar nasıl geliyor? İlaç ve Eczacılık Dairesi'ne KKTC yasaları çerçevesinde ihalelerle geliyor. Bakanlık ihaleye çıkıyor. Bir önceki yılın verilerini alarak, '2027 yılında X ilaçtan bu kadar ilaca ihtiyacımız var' diyor. Daire ihaleye çıkıyor. Eczacılık depolarımız bunları getiriyor. Fakat KKTC'de henüz daha ilaç takip sistemi olmadığı için yeterli sayıda ilaç gelemiyor. Bakanlık KKTC'de eczanelerin en büyük rakibi durumuna gelmiştir. KKTC'de 29 sağlık ocağı ve hastane var ve buralarda bu ilaçlar ücretsiz bir şekilde vatandaşa veriliyor. Eczanemizin rafındaki hastanın erişebileceği basit bir ağrı kesiciye kadar bunlar bugün hastaneden verilmeye başlandı. ve verilirken işin daha da acısı, insan sağlığı gözetilmiyor. Çünkü buralarda eczacı yok. Eczacı olmayan birileri bugün benim ülkemde vatandaşıma ücretsiz şekilde ilaç veriyor.
"HASTANIN İLACA ERİŞİMİNDEKİ KISIMDA ECZACI SAF DIŞI BIRAKILDI"
Ücretsiz ilaç verilmesi toplumun nezdinde kulağa çok hoş gelir. Ama işin iç yüzünü anlatayım. Hasta bir sağlık ocağına gidiyor. Hastaya üç aylık ilaçlar bir torbanın içerisine veriliyor. Hasta sağlık ocağından çıkıyor o, bölgedeki eczaneye gidiyor. Eczacımızın önüne ilaç bırakıyor ve diyor ki, 'Eczacım, bu ilaçlar ne işe yarar? Nasıl kullanacağım? Bana anlat.' Devletin eksik olan bacağını yine sokakta biz tamamlıyoruz. ve biz de diyoruz ki bu ilaçlar zaten sosyal sigorta kapsamındayken siz bu ilaçlara harcayacağınız paralarla gidin daha fazla onkoloji, MS, ALS ilacı alın ki hayati önem arz eden ve ilaca erişmek zorunda olan bu hastalarımızın ilaç eksikliğini ortadan kaldırın. KKTC'de son iki senede 40'a yakın ecza deposu açıldı. Sebebi, devletin çıktığı bu ihaleler. İhale rakamları inanılmaz derecede arttı ve günün sonunda hastanın ilaca erişimindeki kısımda eczacı saf dışı bırakıldı. Bizim bugün bütün mücadelemiz tamamen bu yöndedir."
Öksüz, KKTC'de ilaç takip sisteminin bulunmaması nedeniyle ilaçların tedarikinden hastaya ulaşmasına kadar olan sürecin yeterince denetlenemediğini belirtti. Türkiye'de kullanılan karekodlu sistemin ilaçların dağıtımını ve tüketimini takip ederek devletin kaynaklarını koruduğunu, bilinçsiz ilaç kullanımını önlediğini ve hasta güvenliğini sağladığını vurguladı. KKTC'de bu sistemin hayata geçirilememesinin temel nedeninin sivil toplum kuruluşları değil, Sağlık Bakanlığı'ndaki siyasi irade eksikliği olduğunu savundu.
"KKTC'YE BU İLAÇLARI KİM GETİRİYOR?"
"Tüp bebek" soruşturmasına değinen ve KKTC'de ilaç takip sisteminin bulunmamasının tüp bebek ilaçlarının temini ve dağıtımında ciddi denetim boşlukları yarattığını vurgulayan Öksüz, açıklamasında şunları kaydetti:
"KKTC'ye son beş sene içerisinde sağlık turizmi altında tüp bebek merkezlerine yurt dışından insanlar geliyor, tedaviler oluyor. KKTC'de ilaç takip sistemi yok. Tüp bebek ilaçları, tüp bebek tedavisinde en önemli unsurdur ve ciddi maliyetlidir. Bugün KKTC'de 396 eczane var. Bu eczanelerin dörtte üç buçuğu tüp bebek ilacı satmıyor. Soru şu, tüp bebek ilacı satmayan bir ülkenin eczanelerinde nasıl olur da o ülke tüp bebek adı altında sağlık turizmi diye lanse edilir ve ciddi şekilde yurt dışından hastalar gelir? Eczane bu ilacı satmıyorsa, bu hastalara bu ilacı kim veriyor? El altından veriliyor. Eczacının fiilen devre dışı bırakıldığı bir yapıda, bir umutla ülkeye gelen annenin ve embriyonun sağlığının hangi koşullarda denetlendiğinin bilinmemesi asıl meseledir. En büyük soru işareti, tüp bebek merkezlerinin işleyişidir. Biz bunu KKTC'de Sağlık Bakanlığı'na defalarca ilettik. Türkiye'de çok ciddi bir soruşturma yapıldı. ve bir ayağının KKTC olduğunu siz benden çok daha iyi takip ettiniz. O zaman KKTC'ye bu ilaçları kim getiriyor? Bu ilaçları getirenler nerelere veriyorlar? Eczane tüp bebek ilacı satmıyor şu an. Satılan ilaç da bir kalem, iki kalem. Binlerce insan geliyor. Türkiye'de yer yerinden oynadı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde şu an taş taş üstüne konulmadı. Nereye veriyor? Bu ilaçlarla tedavi gören bu insanlara ilaçları nasıl veriyorlar? Hepsi soru işareti. Bugün ilaç takip sistemi olsa bu tüp bebek tedavisinde bir umutla ülkeye gelen insanların kontrolü de takibi de o insandan her şeyden öte sağlığı da kontrol altına alınacaktı. Ama şu anda hiçbiri yok. KKTC'de ilaç takip sisteminin artık ivedi bir şekilde hayata geçmesi lazım."
Ankara'daki temaslarını da aktaran Öksüz, Sağlık Bakanlığı'na 17, TBMM'deki yetkililere ise 7 maddelik çözüm önerisi sunduklarını belirtti. KKTC'de 396 eczane ve 510 eczacı bulunduğunu ifade eden Öksüz, vatandaşların ilaçlarını sigorta kapsamında en yakın eczaneden almasını talep etti.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…