Türkiye’deki zeytin ağaçlarının çoğunun engebeli arazilerde bulunması nedeniyle makineli hasada uygun olmadığını belirten Çetin, toplamanın el işçiliğiyle yapıldığını ve işçiliğin ana maliyet kalemi hâline geldiğini vurguladı. Son üç yıldaki fiyat dengesizliğine dikkat çeken Çetin, üç yıl önce zeytinyağının litresinin 300 TL, günlük işçi yevmiyesinin ise 500 TL civarında olduğunu, bugün ise yağın litresi 200 TL seviyesinde kalırken yevmiyenin 2 bin TL’ye yükseldiğini ifade etti . Çetin, üreticinin kendi tarlasına gidip zeytinini kendisi toplaması hâlinde dahi zarar ettiğini, Akhisar gibi bazı bölgelerde üreticilerin hasada ara vermek zorunda kaldığını söyledi.
Litre başına 50 TL prim talebi var: Zeytinyağı üreticisi devlet desteği bekliyor

Zeytinyağında Avrupa Birliği’nde litre başına yaklaşık 1 avro destek uygulandığını hatırlatan Çetin, Türkiye’de de litre başına 50 TL prim verilmesini önerdi . Desteğin faturasının kesilen ürün üzerinden ödenmesi hâlinde hem kayıt dışı ekonominin önüne geçileceğini hem de devletin vergi gelirlerinin artacağını kaydeden Çetin, bu adımın üretici, tüketici ve devlet açısından bir kazan-kazan modeli olacağını vurguladı. Türkiye’de bu sezon yaklaşık 500 bin ton zeytin üretimi beklediklerini bildiren Çetin, maliyet baskısının hasadı aksatabileceği uyarısında bulundu. Her yıl yaklaşık 200 bin ton zeytinyağının elde kaldığını belirten Çetin, ABD ve Avrupa’daki kotalar ile yüksek gümrük vergilerine karşı Türk Cumhuriyetleri, Uzak Doğu ve İngiltere gibi alternatif pazarlara odaklanılması gerektiğini kaydetti . İhracatçıya litre başına nakit destek verilmesinin rekabet gücünü artıracağını vurgulayan Çetin, üreticiyi koruyacak ve tüketiciyi destekleyecek uzun vadeli politikalara ihtiyaç olduğunu dile getirdi.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…