Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Bahçeli'den fon soruşturması açıklaması: En güçlü yaptırım uygulanacak

Bahçeli'den fon soruşturması açıklaması: En güçlü yaptırım uygulanacak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yürütülen fon soruşturmasına ilişkin dikkat çeken ifadelere imza attı. Bahçeli, "Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır." dedi.

Bahçeli'den fon soruşturması açıklaması: En güçlü yaptırım uygulanacak

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM), partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, fon soruşturması, belediyelerdeki yolsuzluklar, Fransa'daki eylemler, terörsüz Türkiye ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail'in bölgedeki provokasyonlarına ilişkin önemli mesajlar verdi.

Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:

"İstanbul'la birlikte bazı şehirlerimizde yaşanan aşırı yağış, can ve mal kayıpları ile birlikte çok sayıda vatandaşımızın yararlanmasına sebep olmuştur. Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza, bir kez daha Allah'tan rahmet yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Yağışın olağanüstü olduğu kabul edilmekle birlikte, yaşanan tabloda altyapı ve imar disiplininin belirleyici olduğu ortadadır. Yaşanan felaket planlama, risk yönetimi ve önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır.

"AFETLERLE MÜCADELE, STRATEJİK BİR KAMU POLİTİKASI OLARAK ELE ALINMALI"

Afetlerle mücadele bütün kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, bilim çevrelerini ve toplumu kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalı, yerel seçimden riskli alanların dönüştürülmesine ve ıslah projelerine kadar doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmalıdır. Afetten etkilenen vatandaşlarımızın uğradıkları zararın behemehal karşılanacağı ve benzer hadiseler yaşanacak diye gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyor, Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetten esirgesin diyorum

Geçtiğimiz haftadan bu yana hem fon soruşturması hem de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır.

"ORGANİZE ŞEKİLDE HARAMA EL UZATILDI"

Sermaye piyasalarının gelişimi, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işleminin eş güdüm içinde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır.

"EN GÜÇLÜ YAPTIRIMLAR KUŞKUSUZ UYGULANACAKTIR"

Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır. Nitekim suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin meclis genel kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum.

"PARTİMİZ TAKİPÇİ OLACAK"

Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet, suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın, isabetle fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini söylemesi adaletin tecellisini olan güveni arttırmıştır. Milletimiz emin olsun, bazı sorunlarımız olsa da, Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz, milletimizin hak hukukunu savunurken, adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacak.

Dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler mutlaka yapılacaktır. 3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi, cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet, mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adalet ve terbiyesi ise devlet ahlakındadır.

"MAHKEMELER SİYASİ GÖSTERİ YERİ DEĞİLDİR"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine yönetilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler siyasi gösterilerin değil savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir. Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir.

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR"

Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir.

"HİÇBİR GİRİŞİM KABUL EDİLEMEZ"

Basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır. Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimi sınıf sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması, girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir.

"SİZ NEYİN VE NERENİN MİLLİYETÇİSİSİNİZ?"

MHP düşmanlığının sergilendiği gölge oyununda Türk milliyetçisi iddiasıyla konuşanlar, yazanlar ve çizenler siyasi ihtiraslarını, fikri buhranlarını ve şahsi menfaatlerini, kelamlarını ve kalemlerini satarak tatmin etmektedir. Türk gençliğinin milli hassasiyetlerini tenha köşelerde pazarlık konusu yapanlar, sefil oyunlara aşikar olduğunda Türk gençliğinin öfkesinden nasibini elbette alacaklardır. Buradan soruyorum, siyasi ikballeri için kendisini oturacak masa arayanlar, milliyetçiliğin mukaddesatını ise oturacakları masalarda meze yapanlar siz neyin ve nerenin milliyetçisisiniz? Kökü dışarıda mahfillerin mutfağında hazırlanan söylemlerle Türk milliyetçiliğinin huzur ve güven iklimini kirletenler siz hangi ağızların kelamısınız? Milliyetçilik evvel emirde duruş ve şahsiyet meselesidir.

Nice münevverlerin ilim ve düşüncesi ülküdaşlarımızın emek ve gözyaşı ile yeşerttiği Türk milliyetçiliğinin bereketli topraklarına kaçak yapı kurmaya çalışanlar, siz hangi fitne senaryosunun gönüllü kalemlerisiniz? Tarihin coğrafyada Türk akışını bilmeyen cahillere tekrardan hatırlatalım. Türk milliyetçiliği, Türklüğü arkaik ve etnik asabiyete hapsetmek değil, onu güçlü millet şuuru ve yüksek medeniyet ufkuyla yükseltme davasıdır: Kelamı Türkçe söylemek, kalemi Türkçe yazmak, istikbale Türkçe bakmaktır. Türk Milliyetçiliği, Yesevi Dergahı'nda okunan duaya Gül Baba Türbesinden 'amin' diyebilmektir. Kaşgar'da söylenen türküye, Ak Mescid'de eşlik edecek, kültür kaynağı Buhara'daki Türk estetiğini Mostar'a taşıyacak medeniyet vizyonudur.

"TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN KURUMSAL KALESİ MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ'DİR"

Tevatür tarihçiliğiyle, coğrafyaya at gözlüğüyle bakanlar, milliyetçilik namına bir hikaye yazamazlar. Milli mukaddesatına sırt çevirenlerin, yabancı kavramlarla düşünenlerin, sloganlarla konuşanların, milli mukadderatı sokakların karanlığında arayanların düşünce ikliminde evvela popülizm, sonrasında vandalizm, en son olarak da faşizm peydah olur. Bunun için diyoruz ki; Türk milliyetçiliğinin kurumsal kalesi Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçilik bayrağı da huzur ve bağımsız bir şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nin burçlarında dalgalanmaktadır.

"YANLIŞ YÖNDE SAF TUTMAYIN"

Kendisini 'Türk Milliyetçisi' diye addeden ülküdaşlarıma diyorum ki; orada burada vaktinizi heba etmeyin, geleceğimizi şekillendirdiğimiz bir dönemde yanlış yönde saf tutmayın. Gelin bir olalım, diri olalım, lider ülke Türkiye ülkümüzü hep birlikte gerçeğe dönüştürelim. Türkiye'nin önünde büyük fırsatlar olduğu kadar önemli sınamalar da bulunmaktadır. O sebeple milletçe günübirlik tartışmalarının ötesine geçen, aklı, ahlakı, devlet tecrübesini ve milli iradeyi birleştiren kapsamlı bir gelecek vizyonuna uygun hareket etmek mecburiyetimiz vardır. Stratejik hedefimiz lider ülke ve süper güç Türkiye'nin inşasıdır. Tüm unsurlarıyla buna uygun bir kapasite oluşturmak ise ortak sorumluluğumuzdur.

"GENÇLERİMİZ TAHRİKLERE KAPILMAMALI"

Gençlerimiz ne Fransa'da başlayan ve neredeyse tüm Avrupa'ya yayılan kan ve kargaşa üretmeye dönük eylemlere, ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan karanlık senaryolara heves etmemeli, tahriklere kapılmamalıdır. Vatanın bütün ümidinin, onların anlayış, bilgi ve enerjisinde olduğunu unutmadan bilimin ışığında Türk istiklali ve istikbali için kendilerini yetiştirmeye odaklanmalıdır.

"TERÖRÜ YERLE YEKSAN EDECEĞİZ"

Terörsüz bölge, bir coğrafyada bir arada yaşamaktan başka seçeneği olmayan Türk'ün de, Arap'ın da, Kürt'ün de, cümle halkların da huzuru, barışı, refah ve mutluluğu için tarihi ve vicdani mesuliyettir. İnşallah bu hedeflere ulaşacağız. Terörü yerle yeksan edecek, huzuru arşa çıkartacağız.

"KKTC TEMSİLCİLERİYLE RUM TARAFININ TEMASLARINI DİKKATLE TAKİP EDİYORUZ"

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeye odaklandığımız bir dönemde Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta provokasyonlar da devam etmektedir. Türkiye'nin güvenlik doktrininde Mavi Vatan'ın stratejik merkezi olan Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temsilcileriyle Rum tarafının temaslarını dikkatle takip ediyoruz. Rum basınına yansıyan ve yalanlanmayan Kapalı Maraş'ın Birleşmiş Milletler yönetimine verilmesi ve Gazimağusa Limanı'nın Avrupa Komisyonu gözetiminde işletilmesine yönelik iddialar, Kıbrıs Türklüğü'nün egemenlik hakları konusunda vahim bir tablo sunmaktadır.

"KIBRIS EBEDİYEN TÜRK KALACAK"

Birleşik Kıbrıs Federasyonu ham bir hayaldir ve Türk egemenliğinin de felaketidir. Rum yönetiminin İsrail'in Kıbrıs karakolu olma misyonunun işlendiği bu dönemde Kuzey Kıbrıs, Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum. Ve diyorum ki Kıbrıs asırlardan beri Türk'tür, ebediyen Türk kalacaktır.

HUSİ AÇIKLAMASI

Öte yandan İsrail, bölgesel güvenliği tehdit eden kışkırtıcı ve yayılmacı politikalarıyla katliamını sürdürmektedir. Bu saldırıların son bulması için uluslararası toplumun caydırıcı ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini tekraren vurguluyorum. Yemen kaynaklı istikrarsızlığın ve Suudi Arabistan'da masum siviller hedef alan Husi saldırılarının sona erdirilmesi için çok taraflı diplomasi mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesi gerektiğini hatırlatıyor, Türkiye'nin barış ve istikrarı önceleyen diplomatik yaklaşımını takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum.

Türkiye, Türk dünyasıyla ekonomik, siyasi, kültürel ve bilimsel bağlarımızı güçlendiren, Avrupa ile ilişkilerimizi karşılıklı çıkarlar temelinde yürüten, Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar ve Afrika'da barış ve kalkınmaya katkı sağlayan çok yönlü dış politikasıyla güvenilen ve itibar edilen bir ülkedir. Türk Devletleri Teşkilatı, bölgemizde ve küresel seviyede barışa, huzura ve adalete zemin hazırlayacak önemli bir aktördür. Vücut bulacak Türk kuşağı, Türk devlet ve topluluklar arasındaki diyalog ve iş birliği bağlarını güçlendirerek, Türk ve Türkiye'yi yüzyılını sarıp sarmalayacak, bağımsızlık ve egemenlik çerçevesinde fırsat ve imkanlar değerlendirilerek, Türk devletleri çağın kudretli aktörleri haline gelecektir.

"TÜRK DÜNYASININ KALBİ ANKARA'DA ATACAK"

Türk Devletleri Teşkilatı'nın 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek 13. zirvesiyle Türk dünyasının kalbi Ankara'da atacaktır. Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü Türk dünyası olarak hep birlikte kutlayacak, böylece birlik ve beraberliğimizi dosta düşmana bir kez daha ilan edeceğiz.

Türk milletini tarihin yeniden öznesi yapmak, Türk irfanını ilim ve teknik ile kuşatmak, vatanımızı barış ve huzur iklimine dönüştürmek için harcadığımız yoğun mesai, gösterdiğimiz gayret meyvelerini vermektedir. Türkiye'yi büyütürken anlamsız gerilimlere ve sebepsiz kutuplaşmalara karşı hep birlikte Türkiye olmak için çalışıyoruz. Türk siyasetine ilkeli, seviyeli ve aklı hep Türkiye olan anlayışını yerleştirmek gayesindeyiz."

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…