Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Prof. Dr. Arda Işık, ileri evre meme kanserinde tedavi seçenekleri olduğunu belirtti

Prof. Dr. Arda Işık, ileri evre meme kanserinde tedavi seçenekleri olduğunu belirtti

Meme Kanseri Farkındalık Haftası kapsamında konuşan Prof. Dr. Arda Işık, ileri evrede tanı almanın tedavi seçeneği kalmadığı anlamına gelmediğini söyledi. Işık, meme koruyucu cerrahi ve kişiye özel tedavilerin mücadelede önemli olanaklar sunduğunu anlattı.

(İSTANBUL) - Meme Kanseri Farkındalık Haftası kapsamında erken tanının ve gelişen tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Arda Işık, ileri evrede de tedavi seçeneklerinin bulunduğunu belirtti. Işık, meme koruyucu cerrahi, kişiye özel tedaviler ve yeni nesil ilaçların meme kanseriyle mücadelede sağladığı olanakları ANKA Haber Ajansı'na anlattı.

Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi'nde görev yapan Avrupa Meme Cerrahisi Yeterlilik Sınavı'nı tamamlayarak FEBS in Breast Surgery unvanını alan Prof. Dr. Arda Işık, Meme Kanseri Farkındalık Haftası kapsamında, erken tanıdan ileri evre tedavilere, meme koruyucu cerrahiden yeni tedavi yöntemlerine kadar merak edilen konuları Anka Haber Ajansı'na anlattı.

Meme kanseri tanısı alan bir hastada tedaviye karar verirken hangi faktörleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Hastalığın evresi ve biyolojik özellikleri tedavi yaklaşımını nasıl etkiliyor?

"Meme kanserinde tedavi kararını yalnızca tümörün boyutuna veya hastalığın evresine bakarak vermiyoruz. Öncelikle hastalığın memedeki yayılımını, koltuk altı lenf nodlarının durumunu ve uzak organlara yayılım olup olmadığını değerlendiriyoruz. Bunun yanında tümörün biyolojik özellikleri bizim için çok önemli. Östrojen ve progesteron reseptörleri, HER2 durumu, tümörün histolojik özellikleri ve gerekli hastalarda genetik özellikler tedavi yaklaşımını değiştirebiliyor. Aynı evrede iki hastanın tümörleri farklı biyolojik özelliklere sahipse, uygulanacak tedavi de farklı olabilir. Bu nedenle meme kanserini artık tek bir hastalık gibi değerlendirmiyoruz. Önce hastalığı doğru tanımlıyoruz, sonra o hastaya en uygun tedavi sıralamasını belirliyoruz. Cerrahi de bu planın önemli bir parçası ancak her hastada ilk adım olmak zorunda değil."

Meme kanseri ileri evrede teşhis edildiğinde hastalar çoğu zaman "Artık çok mu geç?" diye düşünüyor. İleri evrede tanı alan hastalar için günümüzde hangi tedavi seçenekleri bulunuyor?

Bu çok önemli bir nokta. Erken tanı elbette son derece değerli; çünkü hastalık ne kadar erken yakalanırsa tedavi seçeneklerimiz ve başarı şansımız o kadar artıyor. Ancak ileri evrede tanı almak, tedavi seçeneğinin kalmadığı anlamına gelmez. Özellikle lokal ileri meme kanserinde önce sistemik tedavi uygulayarak tümörü küçültmek ve ardından cerrahiyi yeniden değerlendirmek mümkün olabiliyor. Hastalık uzak organlara yayılmışsa da tedavi tamamen sona ermiyor. Bu durumda tedavinin amacı hastalığın biyolojik özelliklerine göre değişmekle birlikte, çoğu zaman hastalığı kontrol altında tutmak, yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini korumak oluyor. Günümüzde metastatik meme kanserinde hormon tedavileri, hedefe yönelik tedaviler, kemoterapi, immünoterapi ve biyobelirteçlere göre seçilen farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. Bazı hastalar hastalıkları kontrol altında olacak şekilde uzun yıllar tedavi alabiliyor. Dolayısıyla hastaya 'Geç kaldınız, artık yapılacak bir şey yok' demek günümüz meme kanseri tedavisinin gerçekleriyle örtüşmüyor. Hastalığın ileri olması, tedavinin daha karmaşık olabileceğini gösterir; tedavinin bittiğini değil.

Hastaların en büyük korkularından biri "Mememi kaybedecek miyim?" oluyor. Günümüzde meme koruyucu cerrahi hangi hastalarda mümkün ve bu kararı verirken nelere dikkat ediyorsunuz?

Bu korkuyu çok sık duyuyoruz. Ancak günümüzde uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi önemli bir tedavi seçeneği. Burada yalnızca tümörün kaç santimetre olduğuna bakmıyoruz. Tümörün memedeki yerleşimi, meme ile tümör arasındaki oran, hastalığın tek bir bölgede mi yoksa birden fazla bölgede mi olduğu ve tümör çıkarıldığında güvenli cerrahi sınırların sağlanıp sağlanamayacağı birlikte değerlendiriliyor. Ayrıca bazı hastalarda ameliyat öncesi uygulanan sistemik tedaviler tümörü belirgin şekilde küçültebiliyor. Bu da başlangıçta meme koruyucu cerrahi açısından uygun görünmeyen bazı hastalarda cerrahi seçeneklerin yeniden değerlendirilmesini sağlayabiliyor. Buradaki amacımız her hastada mutlaka memeyi korumak değil. Asıl hedef, onkolojik güvenlikten ödün vermeden, uygun hastada gereğinden fazla doku çıkarmamak.

Meme kanserinde bazı hastalara neden ameliyat öncesinde kemoterapi veya başka ilaç tedavileri uygulanıyor? Bu yaklaşım cerrahi açıdan ne gibi avantajlar sağlıyor?

Bu, hastaların çok sık sorduğu ve tedavi sürecini anlamaları açısından çok önemli bir soru. Meme kanserinde bazı hastalarda ameliyatın önce yapılması yerine, tümörün biyolojik özelliklerine uygun sistemik tedaviyi ameliyattan önce uygulamayı tercih ediyoruz. Bunun birkaç nedeni var. Öncelikle tedaviye başlamadan önce tümörün tedaviye nasıl yanıt verdiğini görme fırsatımız oluyor. Tümör küçülebiliyor ve bu küçülme, başlangıçta meme koruyucu cerrahi açısından uygun olmayan bazı hastalarda memeyi koruyucu bir ameliyatın yeniden değerlendirilmesine olanak sağlayabiliyor. Özellikle HER2 pozitif ve üçlü negatif meme kanserlerinde ameliyat öncesi tedavinin ayrı bir önemi var. Çünkü burada yalnızca tümörü küçültmeyi değil, tümörün tedaviye verdiği yanıtı da sonraki tedaviyi planlarken kullanıyoruz. Ameliyat sonrasında geride hastalık kalıp kalmadığı, bazı hastalarda ek tedavilerin gerekip gerekmediği konusunda bize önemli bilgiler verebiliyor. Bu nedenle ameliyat öncesi tedaviyi 'Ameliyatı geciktiriyoruz' şeklinde düşünmemek gerekiyor. Tam tersine, doğru hastada bu tedavi cerrahiyi daha iyi planlamamızı, gereksiz yere daha geniş bir cerrahi yapmaktan kaçınmamızı ve hastanın sonraki tedavisini tümörün gerçek yanıtına göre şekillendirmemizi sağlayabiliyor. Elbette her hastaya ameliyat öncesi tedavi uygulanmıyor. Karar; tümörün biyolojik özellikleri, boyutu, lenf nodlarının durumu, hastalığın yayılımı ve hastanın genel özellikleri birlikte değerlendirilerek multidisipliner olarak veriliyor.

Ameliyat öncesi tedaviye verilen yanıt neden bu kadar önemli? Ameliyat sonrasında elde edilen patoloji sonucu, hastalığın seyri ve sonraki tedavi kararları açısından bize ne söylüyor?

Ameliyat öncesi tedavi verdiğimiz hastalarda cerrahinin amacı yalnızca tümörü çıkarmak değil; aynı zamanda tedaviye verilen yanıtı da ortaya koymak. Ameliyat sonrasında çıkarılan meme ve lenf nodlarını patolojik olarak incelediğimizde tümörde ne kadar canlı kanser dokusu kaldığını görebiliyoruz. Bazı hastalarda invaziv kanser hücresinin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz. Buna patolojik tam yanıt diyoruz. Özellikle HER2 pozitif ve üçlü negatif meme kanserlerinde ameliyat öncesi tedaviye verilen yanıt, sonraki tedavinin planlanması açısından da önemli bilgiler sağlayabiliyor. Tam tersine, cerrahi sonrasında kalıntı hastalık saptanması da hastanın risk değerlendirmesinde önem taşıyor ve bazı hastalarda ek tedavilerin gündeme gelmesine neden olabiliyor. Bu nedenle ameliyat öncesi tedaviyi yalnızca 'tümörü küçültmek' olarak görmemek gerekiyor. Tümörün tedaviye verdiği biyolojik yanıt, sonraki tedavinin şekillenmesine yardımcı oluyor.

Meme kanserinde "daha fazla cerrahi daha iyi tedavi" anlayışı neden değişti?

Çünkü artık cerrahinin kapsamını hastalığın biyolojisi ve yayılımına göre belirliyoruz. Geçmişte daha geniş cerrahi yapılmasının her zaman daha güvenli olduğu düşünülüyordu. Oysa zaman içinde elde edilen bilimsel veriler, doğru hasta seçildiğinde daha sınırlı cerrahinin de onkolojik açıdan güvenli olabileceğini gösterdi. Meme koruyucu cerrahi bunun en önemli örneklerinden biri. Benzer değişimi koltuk altında da görüyoruz. Gereksiz lenf nodu diseksiyonlarından kaçınarak hastanın lenfödem ve omuz hareket kısıtlılığı gibi komplikasyon risklerini azaltmaya çalışıyoruz. Ben meme cerrahisini 'Ne kadar çok doku çıkarırsam o kadar iyi' şeklinde değerlendirmiyorum. Önemli olan, hastalığı yeterli onkolojik güvenlikle tedavi ederken gereksiz cerrahiden kaçınmak.

Meme kanseri tedavisinde her geçen gün yeni gelişmeler ve yeni tedavi seçenekleri ortaya çıkıyor. Hastalarımızın doktorlarına güvenmelerini, tedavi süreçlerini hekimleriyle birlikteyürütmelerini ve umutlarını kaybetmemelerini öneriyorum. Çünkü bugün meme kanseri tanısı alan hastalar için geçmişe göre çok daha fazla tedavi seçeneğimiz var ve bu gelişmeler devam ediyor."

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…