Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Sinop'ta nükleer düğüm: Güney Kore temasları çözüm olacak mı?

Sinop'ta nükleer düğüm: Güney Kore temasları çözüm olacak mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Güney Kore ziyaretinde nükleer enerji alanında atılan adımlar, Türkiye'nin ikinci nükleer santral projesini yeniden öne çıkardı. Yıllardır maliyet ve ortaklık sorunları nedeniyle ilerleyemeyen Sinop Nükleer Güç Santrali için uluslararası ortaklık arayışı sürüyor. Peki, Güney Kore Sinop'taki nükleer düğümü çözebilir mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Güney Kore ziyareti kapsamında gerçekleştirilen temaslar, Türkiye'nin ikinci nükleer santrali olarak planlanan Sinop Nükleer Güç Santrali projesini yeniden öne çıkardı. Erdoğan'ın Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile görüşmesinin ardından iki ülke arasında enerji ve madencilik alanlarında üç mutabakat zaptı imzalandı.

Bu kapsamda Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile Kore İhracat-İthalat Bankası (KEXIM) arasında nükleer güç projelerinin finansmanına yönelik iş birliği mutabakatı imzalandı. Anlaşma, potansiyel finansman modellerinin incelenmesini, mali analizlerin gerçekleştirilmesini ve taraflar arasında ortak çalışma mekanizması oluşturulmasını kapsıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore ziyareti öncesinde Yonhap Haber Ajansına verdiği mülakatta, iki ülke arasındaki ilişkilerde nükleer enerjinin önemli iş birliği alanlarından biri olduğunu belirtti. Sinop Nükleer Güç Santrali projesine yönelik müzakerelerde gelinen aşamayı da değerlendiren Erdoğan, Güney Kore ile yürütülen görüşmelere önem verdiklerini ifade etti.

KEPCO ile gerçekleştirilen çalışmalara ve yatırımın ekonomik koşullarına değinen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Koreli dostlarımızın nükleer enerji alanındaki tecrübesini biliyoruz. Geçtiğimiz yıl imzaladığımız mutabakat zaptının ardından KEPCO ile ön fizibilite kapsamında önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Projenin teknik ve ekonomik şartları ile yatırım modeli üzerinde değerlendirmelerimizi sürdürüyoruz. Elektriğin hangi maliyetle üretileceği, yatırımın nasıl finanse edileceği ve projenin Türkiye ekonomisine kazandıracakları nihai kararda belirleyici olacaktır."

Erdoğan, Güney Kore ile yürütülen görüşmelerin yanı sıra diğer ülkelerle sürdürülen temasların da değerlendirildiğini belirterek bütün seçeneklerin Türkiye'nin menfaatleri doğrultusunda ele alındığını aktardı.

Güney Kore ile imzalanan finansman mutabakatı, Sinop'un yapımına ilişkin kesinleşmiş bir ortaklık kararı içermiyor. Taraflar arasındaki çalışmalar ise projenin teknoloji, maliyet ve finansman koşullarının değerlendirilmesi kapsamında devam ediyor.

Akkuyu'dan Sinop'a uzanan nükleer hedef

Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki girişimleri 1960'lı yıllara kadar uzanırken ilk büyük ölçekli yatırım, Rusya ile 12 Mayıs 2010'da imzalanan anlaşmayla başladı. Mersin'de inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin, her biri 1.200 megavat kapasiteli dört reaktörle toplam 4.800 megavat kurulu güce ulaşması hedefleniyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ekim 2026 sonunda yaptığı açıklamada, Akkuyu'nun ilk ünitesinde yoğun test çalışmalarının sürdüğünü ve santralden üretilen elektriğin 2027 yılından itibaren sisteme verilmesinin planlandığını bildirdi.

Akkuyu'nun ardından Sinop ve Trakya'da yeni santraller kurmayı hedefleyen Türkiye, 2050 yılına kadar küçük modüler reaktörlerin de katkısıyla toplam 20 bin megavat nükleer kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor. Ancak ikinci nükleer santral olarak planlanan Sinop'ta yatırımcı ve finansman modeli henüz kesinleşmedi.

Sinop'ta nükleer santral neden kurulamadı?

Türkiye'nin ikinci nükleer santrali için belirlenen Sinop, yaklaşık 20 yıldır farklı ülkelerle yürütülen görüşmelere rağmen inşaat aşamasına geçemedi. Karadeniz kıyısındaki İnceburun bölgesinde kurulması planlanan projede teknoloji seçimi, elektrik satış koşulları, artan yatırım maliyetleri ve finansman sorunları belirleyici oldu.

Sinop için ilk önemli uluslararası girişimlerden biri, 2010 yılında Güney Kore ile gerçekleştirildi. EÜAŞ ile KEPCO arasında 10 Mart 2010'da imzalanan iş birliği protokolünün ardından dört APR1400 tipi reaktörden oluşan bir santral için görüşmeler yürütüldü. Ancak elektrik alım garantisinin sağlanmasına ilişkin koşullarda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle süreç sonuçlandırılamadı.

Güney Kore ile görüşmelerin ardından Türkiye, Japonya ile müzakerelere ağırlık verdi. İki ülke arasında 3 Mayıs 2013'te imzalanan anlaşma kapsamında dört ATMEA-1 reaktöründen oluşan yaklaşık 4.500 megavat kapasiteli bir santral kurulması planlandı.

Başlangıçta yaklaşık 22 milyar dolar olarak öngörülen yatırım maliyeti, sonraki fizibilite çalışmalarında önemli ölçüde yükseldi. 2018'de Japon basınına yansıyan değerlendirmelerde maliyetin 46 milyar doların üzerine çıkabileceği belirtilirken Japon Itochu şirketi aynı yıl projeden çekildi.

Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 2019 yılında yaptığı açıklamada, Japon tarafının hazırladığı fizibilite raporunun maliyet ve takvim açısından Bakanlığın beklentilerini karşılamadığını bildirdi. Bakanlığın 2020 Faaliyet Raporu'nda da bu gerekçelerle Japon tarafıyla projeye devam edilmeme kararı alındığı belirtildi.

Sinop'ta saha onayı alındı ancak inşaat başlamadı

Japonya ile yürütülen sürecin sonuçlandırılamamasının ardından Sinop'taki teknik ve idari hazırlıklar devam etti. Projeye 11 Eylül 2020'de olumlu Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararı verildi.

Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ), 2023 yılında saha onayına yönelik çalışmalarını sürdürürken Nükleer Düzenleme Kurumu, 3 Nisan 2024'te Sinop Nükleer Güç Santrali sahasına onay verdi.

Ancak ÇED kararına yönelik hukuki itirazlar da gündemde kaldı. Çevre örgütleri ve meslek kuruluşları tarafından açılan davalar kapsamında Nisan 2025'te bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirildi.

Saha onayı alınmasına rağmen Sinop için nihai yatırımcı, reaktör teknolojisi ve finansman modeli belirlenemedi. İnşaatın başlayabilmesi için ortaklık yapısının netleşmesi ve gerekli diğer izin süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.

Geçmişte Güney Kore ile elektrik satış koşullarında, Japonya ile ise yatırım maliyeti ve takvim konusunda yaşanan sorunlar, Sinop'un bugüne kadar inşaat aşamasına geçememesinin başlıca nedenleri arasında bulunuyor.

Sinop için hangi ülkeler masada?

Türkiye'nin ikinci ve üçüncü nükleer santral projelerine yönelik uluslararası görüşmeler devam ediyor. Bakan Bayraktar, Ekim 2026'da Sinop ve Trakya projeleri için Güney Kore, Kanada, Çin ve Rusya ile müzakerelerin sürdüğünü duyurdu.

Güney Kore'nin Sinop'a ilgisi geçmişte sonuçlandırılamayan görüşmelerin ardından yeniden güç kazandı. KEPCO, Ocak 2023'te Türkiye'nin kuzeyinde dört APR1400 tipi reaktörün kurulmasına yönelik ön teklif sundu.

Kasım 2025'te TÜNAŞ ile KEPCO arasında imzalanan nükleer enerji iş birliği mutabakatıyla teknik çalışmalar yeniden ele alındı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Şubat 2026'da yaptığı açıklamada, Güney Kore ile Sinop için yürütülen müzakere ve ortak çalışma sürecinde 6 ila 12 aylık bir takvim öngörüldüğünü belirtti.

Rusya ise Akkuyu'daki mevcut yatırımıyla Türkiye'nin nükleer enerji alanındaki önemli ortaklarından biri olarak yeni projelerle ilgileniyor. Çin ve Kanada ile görüşmelerde özellikle Trakya projesi öne çıkarken Kanada'nın CANDU reaktör teknolojisinin Türkiye'deki planlanan sahalarda uygulanabilirliği de araştırılıyor.

Ortaklık arayışında teknoloji güvenliği, yatırım maliyeti, elektrik satış koşulları, yerli sanayi katılımı ve finansman modeli belirleyici başlıklar arasında bulunuyor.

Sinop'un enerji faturasına olası etkileri

Sinop Nükleer Güç Santrali'nin hayata geçirilmesi, Türkiye'nin elektrik üretiminde kaynak çeşitliliğini artırabilecek ve ithal enerjiye bağımlılığını azaltabilecek yatırımlar arasında değerlendiriliyor. Ancak projenin ekonomik sonuçları, santralin üretim kapasitesinin yanı sıra yatırım maliyeti ve finansman koşullarına bağlı olacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının verilerine göre, Türkiye'de 2025 yılında üretilen elektriğin yüzde 22,3'ü doğal gazdan sağlandı. Aynı yıl 3,11 milyar metreküp doğal gaz üreten Türkiye, 58,34 milyar metreküp doğal gaz ithal etti.

Sinop'ta planlanan santralin faaliyete geçmesi halinde doğal gazla çalışan santrallerden sağlanan elektrik üretiminin bir bölümü nükleer enerjiyle karşılanabilecek. Böylece doğal gaz ithalatının azaltılmasına katkı sağlanabilecek. Ancak projenin nihai kapasitesi ve üretim miktarı kesinleşmediğinden olası tasarrufun büyüklüğü henüz belirlenemiyor.

Elektrik maliyetlerinde finansman belirleyici olacak

Sinop'un elektrik piyasasına olası etkilerinde yatırımın finansman modeli önemli rol oynayacak. Yüksek başlangıç maliyetleri ve uzun inşaat süreleri nedeniyle nükleer santrallerde kredi koşulları, geri ödeme takvimi ve elektrik satış fiyatları yatırımın ekonomik yapısını doğrudan etkiliyor.

Türkiye'nin ilk nükleer santral projesi Akkuyu'da, üretilmesi planlanan elektriğin ortalama yüzde 50'si için 15 yıl süreyle kilovatsaat başına 12,35 ABD senti üzerinden alım düzenlemesi bulunuyor. Sinop'ta ise benzer bir modelin uygulanıp uygulanmayacağı henüz açıklanmadı.

Bu nedenle Sinop'un elektrik üretimine başlamasının tüketici tarifelerine etkisi konusunda kesin bir değerlendirme yapılamıyor. Santralin nihai yatırım maliyeti ve üretilecek elektriğin satış koşulları, projenin ekonomik sonuçlarını belirleyecek.

Yatırımın sanayi ve istihdam boyutu

Sinop projesinin hayata geçirilmesi halinde inşaat, mühendislik, makine, elektrik ekipmanları ve lojistik alanlarında yeni iş imkanları oluşabilecek. Yerli şirketlerin projeye katılımı, teknoloji transferi ve nitelikli personel yetiştirilmesi de yatırımın olası ekonomik katkıları arasında bulunuyor.

Bununla birlikte santralin işletme giderleri, radyoaktif atık yönetimi, güvenlik yükümlülükleri ve kullanım ömrü sonunda devreden çıkarılması için gereken harcamalar da toplam yatırım maliyetinin bir parçasını oluşturacak.

Güney Kore ile imzalanan finansman mutabakatı kapsamında TÜNAŞ ve KEXIM'in potansiyel finansman modelleri üzerinde çalışması öngörülüyor. Henüz bağlayıcı bir yatırım kararı bulunmayan Sinop'ta, geçmişte maliyet sorunları nedeniyle sonuçlandırılamayan ortaklık girişimlerinin ardından finansman koşulları yeniden müzakerelerin merkezinde yer alıyor.

Güney Kore ile yürütülen temasların Sinop'taki nükleer düğümü çözüp çözemeyeceği ise teknoloji, finansman ve elektrik satış koşullarında sağlanabilecek uzlaşmaya bağlı olacak.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…