Trendyol Süper Lig'de sahasında Gaziantep FK'yi 2-0 mağlup eden Trabzonspor, teknik direktör Thomas Reis yönetiminde galibiyet serisini sürdürdü.
Alman teknik adam yönetiminde Gaziantep FK maçıyla birlikte 7. karşılaşmasına çıkan bordo-mavililer, bu müsabakaların tümünden galibiyetle ayrılmayı başardı.
Karadeniz ekibi, Thomas Reis'in görev yaptığı dönemde sırasıyla Süper Lig'de Galatasaray'ı sahasında 4-0, deplasmanda Samsunspor'u 3-0, Finlandiya'da da Kups Kuopio'yu 4-2 mağlup etti.
Spor yazarları, Trabzonspor-Gaziantep FK karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:
Cemal Ersen: Beşi bir yerde!
Trabzonspor’un ligde beşte beş yapması çok değerli. Thomas Reis ile adeta yeniden hayat buldu bordo-mavili ekip. Geçen hafta Ç.Rizespor karşısında müthiş bir geri dönüş yaşamıştı. Dün de Gaziantepspor önünde ilk yarıda oyun olarak rakibinden gerideydi. Konuk takım ciddi eksiklerle geldiği zorlu deplasmanda iyi mücadele etti. İki net pozisyon buldu. Ancak bu sezon harika bir performans sergileyen kaleci Onana engeline takıldı.
Trabzonspor’un uzatma dakikasındaki en ciddi gol girişimi şansının da yardımıyla sonuç verdi. Salah’ın köşe atışında Muçi’nin kafasından seken top Saviç’in önüne düştü, kaptan vurdu, üst direğe çarptı ve ağları buldu.
Franculino ve Aral’ın yokluğunu hissetti Karadeniz ekibi. İkisi de önemli oyuncular. Geçen sezonun gol kralı Onuachu, maalesef Thomas Reis’in önceliği değil. Oyunda kaldığı sürece istediği yüksek ortalardan bir tane buldu, beklenen vuruşu yapamadı. Lakin Alman hocanın elini onun üstünden çekmemesi gerek.
Muçi, Trabzonspor’un hayalet silahı. Öyle kritik anlarda ortaya çıkıyor ki, arkadaşlarının tüm yükünü hafifletiyor. 61. dakikada 25 metreden attığı müthiş gol, sezonun en iyileri arasında olacaktır.
Günün özel isimleri arasına Pina ve Nwaiwu’yu yazıyorum. Açık ara Süper Lig’in en iyi sağ beki ve stoperi Trabzonspor’da. Cabral’ın da hakkını yemeyelim, müthiş oynadı. Salah’ı anlatmaya gerek var mı? Tükenmeyen enerjisiyle tam bir lider, topa her dokunuşu sihirli.
Reis’in farkı yakaladıktan sonra yaptığı değişiklikler, hafta içindeki Freiburg maçını düşünmesine bağlıydı kuşkusuz.
Trabzonspor’un iki kulvardaki başarısını sürdürmesi rastlantı değil, geç alınmış bir “patron” tercihinin sonucudur. (Milliyet)

Aksal Yavuz: Muçi Hami Mandıralı!
Lafı eveleyip gevelemeden direk mevzuya girelim.
61’nci dakikada Muçi’nin Gaziantepspor filelerini havalandırdığı yerden Ataberk’in koruduğu kale arasında öyle az buz bir mesafe yok. O mesafe kadar yolu gitmek için dolmuşa binseniz, kaptan şoför indi bindi parası değil tam ücret ister! Şöyle de diyebiliriz; Muçi’nin golünün mesafesi için ticari taksi kullanıcıları yakın değil uzak mesafe olarak adlandırabilirler! Taksimetrenin kaç TL yazacağını artık siz hesaplayın!
Anlayacağınız, enfes bir gole imza attı geçtiğimiz hafta içinden Salah çıkan Muçi. İlk golde de Saviç’e kafasıyla asit yapan yine Muçi’ydi. Hazır yeri gelmişten, Trabzonspor’un ikinci golünde taraflı tarafsız izleyenlerin gözünün pasını silen Arnavut oyuncunun ayakları Hami Mandıralı’yı anımsattığını rahatlıkla söyleyebiliriz, meşin yuvarlak havada ıslık çalarak Mandıralı’nın kulaklarını çınlattı desek çok da abartmış olmayız.
Kapanan takımları açmak çok zordur. Hele çıkarken kaptırdığınız toplarda rakip geçişleri iyi yapar, bir de eksik yakalanırsanız her an bir iş kazasıyla karşılaşabilirsiniz. Dün de konuk takım zaman zaman pozisyonlara girdi ancak sonuca gidemediler.
Şunu da söylemek lazım; kırmızı-siyahlı ekip golü bulmuş olsaydı, bordo-mavili takım Allah ne verdiyse rakibin üstüne çullanır sonuca giderdi. Dememiz o, Trabzonspor rakibin durumuna bakarak çok da fazla sıkmadı… Perşembe günü Freiburg maçını düşündüklerinden olsa gerek. Zira en zor maçlarından birine çıkacaklar.
Kapanan takımları açmakta en etkili silah duran toplar ile uzaktan atılan şutlardır. Reis’in öğrencileri de bu uygulamayı devreye soktu. 2-0’dan sonra farkı açabilirlerdi, dedik ya Konferans Ligi’ndeki en zor maçlarına hatta turnuvanın en iddialı ekiplerinden biriyle oynayacakları için Umut ve Metehan’ı oyuna alıp maçı bitirmek istediler. Maç eksikliğinin ne demek olduğu Umut ve Metehan’ı izleyince çok daha iyi anlaşılmıştır umarız.
İşin içinde yorgunluk da var… Kolay değil dur durak bilmeden arka arkaya maçlar yapmak, her ne kadar en iyi idman maç yapmak olsa da…
Netice itibariyle bordo-mavili oyuncular, beş maç arka arkaya kazanarak teknik direktörleri Thomas Reis’in adını Gaziantep maçıyla tarihe yazdırarak hocalarına büyük bir gurur yaşattılar. Açıkçası Thomas hoca bunu anasının ak sütü gibi hak etti. Evet, bordo-mavili oyuncular diğer maçlara oranla çok da iyi oynamış olabilirler lakin kazanmayı bildiler, önemli olan da bu değil mi? (Milliyet)
Mehmet Ayan: Reis döneminin en kötü oyunu!
Futbol öyle bir oyun ki harika geçirdiğiniz ilk yarının sonunda teslim olduğunuz golle soyunma odasına moralsiz girebilirsiniz. Johnson maçı olarak anımsanan 99/00 sezonu G.Saray-F.Bahçe derbisi için Fatih Terim özel sohbetimizde “Rakip 18’de oynadık, 1-0 yenildik!” demişti.
Kuşkusuz G.Antep FK’nın ilk yarı oyunu öyle değildi ancak adaleti olsa şu futbolun o 45’in deplasman ekibine en azından 0-0’ı getirmesi lazımdı. Kozlowski, Camara, Sorescu üçlüsü Trabzonspor’a zor anlar yaşattılar. Pina tarafındaki madeni çok iyi işlediler. Ne hücumda, ne savunmada etkili olabilen Portekizli sağ bek üzerinden bilhassa Camara iyi işler yaptı.
Çok tekrara düşüyorum farkındayım ancak rakamlar yalan söylemiyor. Dünkü maç dahil olmak üzere Trabzonspor’un kazandığı her maçın bilhassa ilk yarılarında en az 3 Onana kurtarışı sizce soru işareti değil mi? 9 eksikle Trabzon’a gelen güney temsilcisi oyunu hiç çirkinleştirmedi. Sadece önlem almadı, hücum aksiyonlarında da etkin oldu. Neredeyse 40 dakika kalelerinde pozisyon görmediler. Onuachu’nun soldan gelen ortaya kafa vuruşu, gole neden olan korner öncesi Saviolo’nun şutu ve Muci asistiyle gelen Savic golü... Reis Trabzon’unun en kötü ilk yarısı duran top golüyle soyunma odasına galip gidiyordu.
MUCi’NiN GOLÜ TAM ZAMANINDA
İkinci yarıdaki Trabzonspor performansına da harika dememeli. Muci’nin golü öyle bir dakikada geldi ki, G.Antep FK biraz yüklenecekti, direksiyonu biraz eline alacaktı durmak zorunda kaldı. 2-0’dan sonrası skoru tutma adına büyük takım oyunu... Yoluna devam ediyor Reis ve talebeleri... Ancak bugünkü oyun skoru alsa gönülleri almadı sanki. Franculino ile tutturulan oyun ezberi onsuz aynı verimi sağlamadı. Salah da gününde sayılmazdı, Pina da diğerleri de... Özetle sadece 3 puan denebilir... Küçük hatırlatma ile tamamlayayım.
SORARLARSA FUTBOL SEViLiYOR
9 Kasım 2009... Kocaeli-Trabzon maçı... İzmit İsmetpaşa Stadyumu maraton tribününde bir pankart... “Türkiye’ye bakan Kocaeli, bir Kocaelispor’a bakamadı.” Ülke sanayisinin dinamiklerinden Kocaeli’nin tek Süper Lig takımının düştüğü hal..
1 Kasım 2026... Trabzon-Gaziantep maçı... Konuk takım Gaziantep FK’nın göğüs reklamı SPOR ŞEHRİ GAZİANTEP... Ülke sanayisinin dinamiklerinden Gaziantep’in tek Süper Lig takımının düştüğü hal...
Sorarlarsa TÜRKİYE, futbolu seviyor dersiniz... (Hürriyet)

Olcay Çakır: Bereket versin
Hikâyenin tam da bu bölümünde “kazanmasını bildi” ifadesi yardımına koşar takımların. Kötü oyuna yazılan üç puan sezon sonuna güzel şeyler atfeder hep! Trabzonspor’un Gaziantep karşısındaki galibiyeti de böyle okunmalı. Adeta heba edilen ilk 45 dakika; soyunma odasına giderken doğru oynanan birkaç dakika ve Saviç’in golüyle güzelleşti. İkinci yarıda oyunu istediği yere taşıyıp farkı açabileceği bir kapı aralandı. Ancak beklenen ritim gelmedi. 61’de mükemmel bir Muçi yapımı gol daha geldi. Folcarelli hamlesiyle başlanan ikinci yarı aslında akışı da dengeyi de belirledi. Muçi’nin mükemmel golünden sonra ise maç tamamen skoru idare etme mesaisine dönüştü. Gaziantep, kazanmaya muhtaç bir takımın mücadelesini gösterdi. Trabzonspor ise Avrupa dahil bu yoğun fikstürde kazanma alışkanlığını korurken Rize’den sonra taşıdığı yorgunluğu da sahaya yansıttı.
İhtiyaç listesi...
Bu karşılaşma devre arasının transfer politikasına da ışık tuttu. Dju ve Aral’ın yokluğunda onların yerine oynayanlarla aynı oyunu üretmenin mümkün olmadığı görüldü. Hücumun iki önemli aktörü olmayınca tempo, hız ve ritim de eksildi.
Thomas Reis, hamleleriyle kulübenin imkânlarını da sınırlarını da vitrine çıkardı. Bir anlamda ihtiyaç listesini sahaya yazdı. Yönetimin bu mesajı aldığını düşünüyorum.
Birkaç gün sonra zorlu bir Avrupa maçı daha var. Bu ligde her galibiyetin kıymeti, iki kulvarın yüküyle birlikte düşünülmeli. Futbol az, mücadele var. Kaybetmeme iradesi ve kazanma alışkanlığı var. Bu döneme bir “periyodik bakım” haftası gözüyle bakmak gerek. Yeter ki kazanırken alınan dersler unutulmasın. Ders çok, oyun az, üç puan cepte... Bereket versin! (Fanatik)

Tunç Kayacı: Artısıyla, eksisiyle...
Trabzonspor favori olarak çıktığı Gaziantep karşısında çok kısır bir ilk yarı performansı gösterdi. Üstelik konuk ekip sakat ve cezalı oyuncuları nedeniyle 7 isimden mahrumdu. Trabzonspor'da ise Aral ve Franculino'nun sakatlığı nedeniyle kadroda olmadığı karşılaşmada, Onachu ilk 11 de yer aldı. Thomas Ries orta alanı Melih ve Fabinho ikilisine teslim etti. Bordo-Mavililer adına ilk gol pozisyonunun 38. dakikada Onuachu'nun dışarı giden kafa vuruşuyla olması, sanırım olumsuz tabloyu fazlasıyla anlatıyordur. Rakibi bir türlü açamayan ve baskı yapmasına rağmen geriden oyun kurmasına müsaade eden Trabzonspor, kendi ceza alanına konuk ekibi soktu ama Onana gole izin vermedi.
Trabzonspor risk almadan kontrollü futbolu seçince, rahat alan bulan Gaziantep kanatlardan hücum denemeleri yaparak, rakip kaleyi yokladı. Artık takımlar soyunma odasına beraberlikle gider derken, Savic kornerden gelen topu ağlara yolladı... Reis'ın işler iyi gitmeyince ilk başvuracağı oyuncu, Folcarelli oluyor. Geçen hafta Rize deplasmanında da yenik durumdayken ikinci yarıda onu almıştı, dün de aynısını yaptı... Zaten Muçi'nin klasına yakışır golüyle Trabzonspor skoru perçinledikten sonra daha rahattı ve kontrollü futbolla maçı bitirmeyi planladı, öyle de oldu.
Fırtına sürüyor
Belki dün çok tatmin edici bir oyun yoktu ama bazen yarışta böyle galibiyetler önemlidir. Bazen beklenti yüksektir, futbolunuz düşük kalır öyle durumlarda önemli olan sonuçtur. Sanırım Salah'ın iç sahadaki en silik oyunuydu, bu da ofansif dengeyi bozdu Trabzonspor adına. Artısıyla eksisiyle "Fırtına" sürüyor Karadeniz'de... Gaziantep bana göre oyun planını uyguladı ama bu kadro ancak bu kadarını yaptı... (Fanatik)
İskender Günen: Kalite her zaman yolunu bulur
Son dört lig maçında rakip filelere gönderilen 11 gol…. Bu istatistik, Trabzonspor'un hücum hattında ne kadar iddialı ve korkutucu bir yapıya büründüğünü gözler önüne seriyor. Ancak her başarılı yapının kilit taşları vardır. O taşlar yerinden oynadığında tablonun rengi değişebiliyor. Gaziantep karşısında takımın hücum zenginliğine derinlik katan Aral ve Franculino gibi kilit isimlerin yokluğu derinden hissedildi. Özellikle Franculino'nun yokluğu, bu takımda büyük eksiklik. O sadece top bekleyen bir golcü değil, rakip savunma hatları arasında gezinen, stoperleri peşine takıp defansın dengesini bozan bir kriz çözücü... Bu maçta ileri uçta Onuachu ve Saviolo vardı. Onuachu hava toplarında rakibin korkulu rüyası fakat Franculino'nun o delici hareketliliği olmayınca Trabzonspor, aradığı o akışkanlığı ve dinamizmi bulamadı. Orta sahada Fabinho'nun yaptığı pas hataları da eklenince takımın oyun kurma ritmi kayboldu. Futbolda bazen en iyi oyununuzu oynayamazsınız. Ancak büyük takımlar böyle günlerde bireysel kalite ve karakterle kazanır. İlk yarıda Gaziantep, Trabzonspor'un sağ kanadından tehlikeli ataklarla baskı kurdu. Kritik dakikalarda sahneye çıkan Onana'nın yaptığı kurtarışlar var. İlk yarının sonunda Savic, duran toptan golü attı. İkinci yarıda ise maçın en özel anlarından birine imza atan Muçi oldu. Mükemmel golle skoru 2-0 yaptı. Zorlanan, pas hatalarıyla boğuşan ve eksikleriyle sınanan Trabzonspor her şeye karşın 3 puanı aldı ve yoluna devam dedi. Oyun her zaman mükemmel olmayabilir ama kazanan akıl ve kalite her zaman yolunu bulur… (Sabah)







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…