Galatasaray, Trendyol Süper Lig'in 8'inci haftasında Gençlerbirliği'ni deplasmanda 1-0 yendi. Spor yazarları, Sarı-Kırmızılılar'ın performansını değerlendirdi.
"Maçın kaderini Batrakov belirledi"
Uğur Meleke (Hürriyet): Dün Galatasaray kazandı ancak çok zorlandı 88’e kadar. Osimhen zaten Barcelona önünde de kötüydü, ona esas ihtiyaç duyulacak Lille-Fenerbahçe maçları öncesi ben Ankara’da 90 dakika sahada kalacağını beklemiyordum doğrusu. Davinson’da da yorgunluk belirtileri var. İlk devrede neredeyse asist yapıyordu Salih’e.
Ayrıca Eren’in Lamine Yamal karşısında dağılması belki normal karşılanabilir ancak dün Fıratcan önünde de zor durumlara düştü milli sol bek.
Maçın kaderini ise herkesin vazgeçtiği bir an koşup topu geri kazanan Batrakov belirledi bir bakıma.
Özellikle Sane bu kadar kolay kaybederken, yitirdiği topu (bir-iki istisna hariç) seyrederken Batrakov’un 88’de böyle bir top kazanması önemli bir detay.
"Uğurcan ve Yunus dışında iyi oynayan var mıydı? Hayır..."
Güntekin Onay (Hürriyet): Dün Galatasaray'da Uğurcan ve Yunus dışında iyi oynayan var mıydı? Hayır...
Galatasaray açısından bu sezon en zor maç haftalarından biriydi. Barcelona maçı sonrası Lille maçı ve Fenerbahçe derbisi öncesi Gençlerbirliği gibi mütevazı bir rakiple oynamak açıkçası bir şans gibi görünüyordu. Ancak ağır sahada işler Galatasaray’ın istediği gibi gitmedi. İlk yarıda pozisyonlar bulan ve dakikalar ilerledikçe daha da etkili çıkışlarla gole yaklaşan taraf Gençlerbirliği oldu.
Okan Buruk, asla verimli olamayan Sane’yi Yunus ile Barış Alper’i de Leao ile değiştirdi. Eren’in yerine giren Jakobs ve Sara’nın yerine oyuna alınan İlkay ile dengeler değişmeye başladı. Gençlerbirliği’nin son 20 dakikada etkili hücumları kesildi. Ancak yine de sarı kırmızılı takım özellikle Osimhen ile zorlasa da aradığı net pozisyonları bulamadı.
Gençlerbirliği’nin yeni Alman teknik direktörü Bernd Storck da iyi bir maç çıkartan takımını değişiklikleriye adeta geriye taşıdı. 2. Lig’deki 52 Orduspor’dan transfer edilmiş, daha önce hiç oynanamış Zafer Göktuğ Ertem’i 80’de sahaya sürüp, Koita’yı 89’da golü yedikten sonra oyuna almak Storck’un tercih hataları oldu.
Şu bir gerçek ki, Galatasaray, bu sezon savunmada problemler yaşasa da, hücümda Osimhen dışında istikrarlı skor katkısı yapan bir forveti olmasa da, zorlansa da liderlik koltuğunda oturmaya devam ediyor. Bu, ligimizin ve rakiplerin yetersizliğinden kaynaklanan bir durum.
Sporting Lizbon veya Barcelona karşısında özellikle ikinci yarılarda fiziksel olarak düşen Galatasaray Avrupa’da çökerken, ligde rakipler cezayı kesemiyor. Galatasaray’ın saha içinde bunca sorunlarına rağmen kazanması, rotasyon yapacak kadro genişliğini bulamamış olmasına rağmen lig liderliğinde oturuyor olması gerçekten de büyük iş. Dün Uğurcan hariç biraz da oyuna girdikten sonra Yunus dışında iyi oynayan var mıydı ? Hayır. Ancak bir şekilde kazanmayı başardı.
"Buruk'tan öz eleştiri"
Levent Tüzemen (Fotomaç): Galatasaray, Ankara'da kaybedebileceği bir maçta Deniz Gül sayesinde kıymetli bir 3 puan kazandı. Okan Buruk'u kutluyorum çünkü maç sonu yaptığı, "Sahayı, maç trafiğini, Şampiyonlar Ligi'ni bahane etmeden iyi konsantre olmalıydık. Çok fazla kötü performans var. Daha basit şeyleri yapamazken sahayı bahane etmeyeceksin" şeklinde açıklamayı alkışlıyorum. Okan hoca ilk kez oyuncuları da önüne katarak ciddi bir öz eleştiri yaptı.
350 milyon Euro'luk bir kadronun bu kadar kötü koşmaya, bu kadar kötü oynamaya ve bu kadar çok pas hatası yapmaya hakkı yok. Torreira'nın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha arkadaşları gördü. Torreria olmayınca Sara- Lemina ikilisinin makyajları aktı. Bu ikili hem orta alanı kontrol edemediler hem ikili mücadeleleri kazanamadılar hem de fazlasıyla pas hatası yaptılar. Eğer kaleci Uğurcan olmasaydı G.Saray kaybederdi çünkü Uğurcan net 6 tane pozisyonu kurtardı.
Okan hocanın iki büyük hamlesi nokta atışıydı. 1-Oyuna İlkay'ı alarak orta alandaki dağınıklığı, top kaybını ve oyun eksikliğini giderdi. İlkay, oyuna sakinlik getirirken arkadaşlarının rakip sahaya yerleşmelerini sağladı, hatta sıkışan oyunu tirbuşon gibi açtı. Okan hoca, İlkay'ı daha fazla kullanmayı düşünmeli. 2-Leao'nun sakatlanıp çıkmasından sonra Deniz Gül'ü oyuna alması çok büyük cesaretti. Kötü zeminde çift santrfora geçmek kolay bir karar değildi. O Deniz, rakip savunmanın dengesini bozdu ve kazanılan 3 puanın da mimarı oldu.
"Şampiyonlar Ligi’nde ne yapıldı ki burada zorlanıyorsunuz?"
Cem Dizdar (Fanatik): "Şampiyonlar Ligi dönüşünde lig zordur" gibi bir klişenin işlediği bir ülkede, "Şampiyonlar Ligi’nde ne yapıldı ki burada zorlanıyorsunuz?" türü bir soru da elbette anlamlı bulunmuyor.
İlk devre, Gençlerbirliği’nin top ile oynattığı Galatasaray’ın dişe dokunur bir hücum organizasyonu yoktu. Ancak yüksek ihtimalli iki, orta ihtimalli bir gol pozisyonu bulan da ev sahibi takımdı!
Öteden beri istatistik veriler içindeki “Gol Beklentisi” satırını anlamamışımdır. “Büyük Şans”ta 2’ye 1 Gençlerbirliği, “Şut”ta 10’a 8 Gençlerbirliği, “Korner”de 6’ya 3 Gençlerbirliği öndeyken “Kaleci Kurtarışı”nda 3’e 2 Galatasaray üstünlüğü vardı. Bunlara rağmen “Gol Beklentisi”nde 1,27’ye 0,65’le Galatasaray nasıl üstün olabiliyordu? Bu işi benim “organik zekâm” çözmedi!
Üstüne üstlük 61. dakikada Okan Buruk, sonuca etki edemeyeceklerine ikna olduğu üç ofansif oyuncusunu yenilediği hâlde, o anda bile “Gol Beklentisi”nde Galatasaray öndeydi!..
İkinci devre Gençlerbirliği ilkine göre daha derli toplu görünürken oyun iyiden iyiye “git gel”e döndü. Biri atacaktı ama hangisi? Takım davranışı olarak Gençlerbirliği daha yakınken oyuncu kalitesi, marifet ve borçlanarak kadro derinliği yaratma avantajı Galatasaray’daydı. Maç biterken buna yakın bir şey oldu!..







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…