Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'a konuşan Murat Yancı, dizi sektöründeki krizin yapımların kalitesi, senaryoları ya da izlenme oranlarıyla ilgili olmadığını belirtti. Yancı, krizin nedenini, "Dizi maliyetleri inanılmaz artarken Türk medyasının reklam geliri hızla düşüyor. Bu arada şunu da belirteyim: Sadece diziler değil, programların birçoğu da maliyetini karşılayamıyor" sözleriyle açıkladı.
Televizyonların reklam konusunda ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Yancı, dijital platformlarla aralarındaki rekabet koşullarının eşit olmadığını savundu. Yancı, şöyle konuştu:
“Televizyonlar inanılmaz bir kısıtlamayla karşı karşıya. Bazı reklamların Türk televizyonlarında yayınlanması yasakken dijital platformlarda hiçbir sınırlama yok. Her türlü reklamı çatır çatır yayımlıyorlar. Bir örnek vereyim: Takviye gıdaların reklamları bize yasak ama dijitale serbest. Bizde reklam sınırlaması ve denetim varken sanal platformlara hiçbir sınır yok. Buradan haksız rekabet çıkıyor. Bir de işin şu tarafını düşünün: Biz yüz milyonlarca liraya çekilen dizileri halka ücretsiz sunuyoruz, dijital platformlar parayla satıyor.”
"Dizilerin toptan kaldırılması bile tartışılıyor"
"Bu koşullarda yeni dizi yapılması imkânsız" değerlendirmelerine katılan Yancı, sektörün karşı karşıya olduğu tabloyu, "Evet, bu kadar vahim. Yeni dizi ve program yapılmasını imkânsız hale getirecek koşullarla karşı karşıyayız" sözleriyle anlattı.
Televizyon yöneticileri ve yapımcıların krizle ilgili toplantılar yaptığını belirten Yancı, bu görüşmelerde dizilerin tamamen yayından kaldırılmasının da gündeme geldiğini söyledi:
“Biz sektörün bileşenleri olarak konuyla ilgili toplantılar yaptık, yapıyoruz. Bu toplantılarda dizilerin toptan kaldırılması bile tartışılıyor. Çünkü dizi ve program maliyetlerini karşılayacak reklam yok.”
Dizilerin sona ermesinin televizyon izleyicisi açısından büyük bir kayıp olacağını savunan Yancı, Türkiye'de günlük televizyon izleme süresinin ortalama 3 saat 38 dakika olduğunu belirtti. Yancı, "Günlük ortalama 3 saat 38 dakika televizyon izleyen bir ülke için bu bir yıkım demek. Halkın en büyük eğlencesi bu. Çözüm gelmezse sektör için büyük yıkım olur. Ortada televizyon diye bir şey kalmayacak" dedi.
Türk televizyonlarının denklemden çıkması halinde dijital platformların daha da güçleneceğini ileri süren Yancı, bu durumu bir 'milli güvenlik sorunu' olarak nitelendirdi:
“Meydan tamamen kontrolsüz sanal / dijital platformlara kalacak. Televizyonların denklemden çıkması bir milli güvenlik sorununa yol açar. Hep şikâyet edilen şiddet, uyuşturucu ve her türlü sapkın içeriklerle dopdolu olan sanal ve dijital platformların önü iyice açılacak. Dijital bağımlılık daha da artacak. Algoritmalarla belirlenen gündemlere teslim olacağız.”
"En temiz içeriği televizyonlar yayınlıyor"
Televizyonların sıkı denetime tabi tutulduğunu, dijital platformların ise benzer yaptırımlarla karşılaşmadığını savunan Yancı, “En temiz içeriği televizyonlar yayınlıyor. Çünkü en ufak bir ihlalde on milyonlarca lira ceza ödüyorlar. Çok sıkı denetleniyorlar. Buna karşılık dijital platformlar her türlü manipülasyona, dezenformasyona açık. Her türlü kirli içeriği yayınlıyorlar ve hiçbir yaptırımla karşılaşmıyorlar” diye konuştu.
Yabancı menşeli dijital platformların avantajlı konumda olduğunu söyleyen Yancı, yerli medya kuruluşlarının aynı koşullarda rekabet edemediğini belirterek, “Televizyonların da dijital yatırımları var ama yerli yatırımlar, yabancılarla eşit şartlarda yarışamıyor. Yerlilerin mali yükümlülüğünü ve içerik sorumluluğunu yabancılar taşımıyor. Haksız rekabet var yani. Eşit şartlarda yarışın önü açılmalı” ifadelerini kullandı.
Dijital platformlarda yayımlanan içeriklerin televizyonlarda aynı şekilde gösterilemediğini de belirten Yancı, bu durumu şöyle değerlendirdi:
“Bizim dizilerimiz platformlarda gönül rahatlığıyla yayınlanabiliyor. Ancak biz, dijital platformlarda yayınlanan içeriklerin yüzde 90’ını yayınlayamayız. Çünkü bizim yayınlayabileceğimiz türden içerikler değil onlar. Yabancı sanal ağlar, her türlü suçun, sapkınlığın merkezi haline gelmiş durumda. Buna rağmen yerli medya hedefte. İtibar suikastlarına yerli medya maruz kalıyor. Bu işlerin perde arkasında kimler var? Kimler televizyonları ve dizi sektörünü yok etmek istiyor? Dizi sektörümüz yok olursa buna en çok kim sevinir? İşte bu soruların cevapları çok önemli.”
"Önlem alınmazsa dizi ihracatı bitecek"
Sektörün ayakta kalabilmesi için öncelikle yapım maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini belirten Yancı, dizi sektörünün tüm bileşenlerinin ortak adım atması çağrısında bulundu. Yancı, sektörün Türkiye'nin uluslararası alandaki etkisi açısından da önemli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Acil bir şekilde maliyetlerin düşürülmesi gerekiyor. Dizi sektörünün tüm bileşenlerinin burada ortak adımlar atması şart. Türkiye’nin yumuşak gücü olan ve katma değeri çok yüksek olan dizi sektörü çok önemli. Yaklaşık 1 milyar dolara ulaşan dizi ihracatımız var. Önlem alınmazsa önümüzdeki dönemde dizi ihracatı bitecek. Bu diziler, 1 milyara yakın kişiye Türkçe öğretti. Türkiye sempatisi oluşturdu. Yumuşak gücümüz oldu. Sektör biterse dünyadaki bu etkimiz de biter.”
Yancı, dizi sektörünün desteklenmesi için çeşitli ülkelerde teşvik mekanizmalarının uygulandığını belirterek, Türkiye'de de benzer adımlar atılması gerektiğini söyledi:
“Birçok Batı ülkesi, ülkesinin dizi sektörünü destekleyip teşvik ediyor. Mesela İspanya’da dizi maliyetlerinin yüzde 40’ına kadar teşvik veriliyor. Birçok ülke sektöre vergi avantajları sağlıyor. Dizi sektörünün üzerindeki ağır yükün kaldırılması gerekiyor. Hem de hiç vakit kaybetmeden.”







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…