Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Türk dünyasında tarihi hedef! Doç. Dr. Cantürk Caner, küresel güç olmanın 3 kritik şartını açıkladı

Türk dünyasında tarihi hedef! Doç. Dr. Cantürk Caner, küresel güç olmanın 3 kritik şartını açıkladı

Türk dünyasının birçok alanda birleşmesi ve güç toplaması dünya gündeminde geniş yer tutuyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Cantürk Caner, Türk dünyasının kültürel bağların ötesine geçerek ekonomi, enerji ve savunma alanlarında stratejik bir güç hâline gelme hedeflerini değerlendirdi.

Türk dünyası, ortak tarih ve kültürel bağların ötesine geçerek küresel güç dengelerinde etkili bir aktör olma yolunda ilerliyor. Ekonomiden enerjiye, savunma sanayisinden ulaştırmaya kadar birçok alanda yeni iş birliği fırsatları gündemde.

Peki “Türk Yüzyılı” hedefi somut adımlara nasıl dönüşecek? Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Cantürk Caner, Türk dünyasının stratejik hedeflerini, Türkiye'nin önceliklerini ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın geleceğini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi.

“Türk Yüzyılı” hedefi tam olarak ne anlama geliyor? Önümüzdeki 5-10 yılda bu iddianın gerçekleştiğini hangi somut göstergelerle anlayacağız?

Doç. Dr. Cantürk Caner: Türk Yüzyılı, yalnızca ortak tarih, dil ve kültür üzerinden tanımlanan bir birliktelik değildir. Türk devletlerinin ekonomik, teknolojik ve diplomatik alanlarda birlikte hareket edebilen, uluslararası sistemde daha fazla söz sahibi olan bir yapıya dönüşmesini ifade ediyor.

Bence burada temel mesele, kültürel birliktelikten ekonomik ve stratejik bütünleşmeye geçiştir.

Önümüzdeki 5-10 yılda bunun gerçekleşip gerçekleşmediğini üç temel göstergeyle anlayabiliriz. Birincisi, Türk devletleri arasındaki ticaret ve ortak yatırımların artmasıdır. İkincisi, Orta Koridor'un kesintisiz ve rekabetçi bir ticaret güzergâhına dönüşmesidir. Üçüncüsü ise enerji, savunma sanayisi ve teknolojide ortak projelerin hayata geçirilmesidir.

Türkiye'nin TDT üyesi ülkelerle ticareti 2025 yılında 16,9 milyar dolara ulaştı. Bunun önümüzdeki dönemde belirgin biçimde artırılması gerekiyor. Türk Yüzyılı'nın başarısını zirvelerde verilen mesajlarla değil, ortak üretim kapasitesi, ticaret hacmi ve somut yatırımlarla ölçeceğiz.

Türkiye'den Orta Asya'ya uzanan Türk dünyası, küresel güç rekabetinde kendi stratejik eksenini mi kuruyor?

Doç. Dr. Cantürk Caner: Türk dünyası, jeopolitik bakımdan son derece önemli bir coğrafyada bulunuyor. Rusya'nın güneyinde, Çin'in batısında, Avrupa ile Asya arasındaki ticaret ve enerji güzergâhlarının merkezinde yer alıyor.

Ancak burada henüz NATO veya Avrupa Birliği benzeri bütünleşmiş bir siyasi ve güvenlik ekseninden söz edemeyiz.

Kazakistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkeleri Rusya, Çin, Avrupa ve ABD ile ilişkilerini sürdürmek istiyor. Bu nedenle Türk dünyasının kendi stratejik eksenini oluşturması, mevcut güç merkezleriyle bütün ilişkilerini kesmesi anlamına gelmiyor. Burada gelişen şey, büyük güçler arasında tercih yapmak zorunda kalmadan kendi ekonomik ve diplomatik hareket alanını genişletme arayışıdır.

Türkiye'nin NATO üyeliği, Azerbaycan'ın enerji ve ulaştırma imkânları, Orta Asya'nın doğal kaynakları bu arayışa önemli katkılar sağlayabilir. Fakat ortak stratejik çıkarlar ile bütün üyelerin aynı dış politikayı izlemesi birbirinden farklıdır. Türk dünyasının başarısı da bu farklılıkları yönetebilmesine bağlı olacaktır.

Başlık / KonuDetay / Analiz Temel Soru Türkiye'den Orta Asya'ya uzanan Türk dünyası, küresel güç rekabetinde kendi stratejik eksenini mi kuruyor? Görüş Bildiren Doç. Dr. Cantürk Caner Jeopolitik Konum Rusya'nın güneyi, Çin'in batısı; Avrupa ile Asya arasındaki ticaret ve enerji güzergâhlarının merkezi. Mevcut Durum Henüz NATO veya AB benzeri bütünleşmiş bir siyasi ve güvenlik ekseni bulunmamaktadır. Orta Asya'nın Dış Politika Yaklaşımı Kazakistan, Özbekistan ve diğer bölge ülkeleri Rusya, Çin, Avrupa ve ABD ile çok yönlü ilişkilerini sürdürme arayışındadır. Stratejik Hedef Mevcut güç merkezleriyle bağları koparmadan, büyük güçler arasında tercih yapmaya zorlanmadan ekonomik ve diplomatik hareket alanını genişletmek. Ülkelerin Potansiyel Katkıları Türkiye: NATO üyeliği Azerbaycan: Enerji ve ulaştırma imkânları Orta Asya Ülkeleri: Doğal kaynaklar Gelecek Öngörüsü ve Başarı Kriteri Ortak çıkarlar ile birebir aynı dış politikanın izlenmesi farklı konulardır. Başarı, üyeler arasındaki dış politika farklılıklarının iyi yönetilebilmesine bağlıdır.

Türk devletleri enerji, doğal kaynaklar ve kritik madenlerde ortak bir strateji geliştirebilir mi?

Doç. Dr. Cantürk Caner: Türk dünyasının en önemli avantajlarından biri, sahip olduğu enerji kaynakları ve stratejik madenlerdir.

Azerbaycan petrol ve doğal gazda, Türkmenistan doğal gaz rezervlerinde, Kazakistan ise uranyum üretiminde önemli bir konuma sahip. Kazakistan, 2025 yılında dünya uranyum üretiminin yaklaşık yüzde 40'ını gerçekleştirdi. Ancak asıl mesele bu kaynaklara sahip olmak değil, bunları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmektir.

Türkiye burada enerji iletim altyapısı, sanayi, mühendislik ve teknoloji kapasitesiyle önemli bir rol üstlenebilir. Örneğin Hazar üzerinden Türkmen gazının Türkiye'ye ulaştırılması, enerji tedarikinin çeşitlendirilmesini sağlayabilir. Kritik madenlerde ise ortak rafinasyon, batarya teknolojileri ve ileri sanayi yatırımları geliştirilebilir.

Böyle bir iş birliği Türkiye'nin enerji güvenliğini güçlendirirken Orta Asya ülkelerinin yalnızca ham madde ihraç eden ekonomiler olmaktan uzaklaşmasına yardımcı olabilir. Türk dünyası yalnızca enerji ve maden satan bir coğrafya değil, bunları işleyen ve teknolojiye dönüştüren bir üretim merkezi olmayı hedeflemelidir.

Ankara'nın önceliği hangi somut projeler olmalı ve bunların gerçekleşmesini sağlayacak mekanizmalar neler?

Doç. Dr. Cantürk Caner: Türkiye'nin dönem başkanlığında dört alanın öne çıkması gerektiğini düşünüyorum.

Birincisi Orta Koridor'dur. Hazar geçişlerinin hızlandırılması, limanların kapasitesinin artırılması, gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi ve Kars-Dilucu demiryolunun tamamlanması önem taşıyor.

İkincisi ortak enerji ve kritik maden yatırımlarıdır. Özellikle doğal gaz, elektrik bağlantıları ve maden işleme teknolojilerinde ortak girişimler kurulabilir.

Üçüncüsü savunma sanayisi, siber güvenlik ve yapay zekâ alanlarında ortak üretim ve araştırma kapasitesinin geliştirilmesidir.

Dördüncüsü ise ticaretin finansmanıdır. Türk Yatırım Fonu'nun daha etkin kullanılması ve projelerin uluslararası finans kuruluşlarıyla desteklenmesi gerekiyor.

Ancak bunları gerçekleştirebilmek için yalnızca liderler zirvesi yeterli değildir. Bakanlıklar arasında sürekli çalışan koordinasyon mekanizmaları, proje takvimleri, finansman modelleri ve yıllık ilerleme raporları oluşturulmalıdır. Ankara'nın önceliği yeni hedefler ilan etmekten çok, mevcut hedefleri takvime, bütçeye ve sonuçlara bağlamak olmalıdır.

Öncelikli AlanSomut Projeler ve HedeflerGerekli Uygulama Mekanizmaları1. Orta Koridor- Hazar geçişlerinin hızlandırılması - Liman kapasitelerinin artırılması - Gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi - Kars-Dilucu demiryolunun tamamlanması- Bakanlıklar arası sürekli koordinasyon mekanizmaları - Belirlenmiş proje takvimleri - Finansman modelleri - Yıllık ilerleme raporları - Hedeflerin bütçe, takvim ve sonuç odaklı yönetilmesi2. Enerji ve Kritik Madenler- Doğal gaz ve elektrik bağlantıları - Maden işleme teknolojilerinde ortak girişimler3. Savunma, Siber Güvenlik ve Yapay Zekâ- Savunma sanayisinde ortak üretim - Siber güvenlik ve yapay zekâda araştırma kapasitesinin geliştirilmesi4. Ticaretin Finansmanı- Türk Yatırım Fonu'nun etkin kullanımı - Projelerin uluslararası finans kuruluşlarıyla desteklenmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugünkü açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doç. Dr. Cantürk Caner: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugünkü konuşmasında özellikle üç nokta dikkat çekiyor.

Birincisi, Türk devletlerinin dayanışmasını küresel belirsizlikler karşısında stratejik bir ihtiyaç olarak tanımlaması. İkincisi, Türkiye'nin Azerbaycan'dan devraldığı dönem başkanlığında kurumsal iş birliğini somut kazanımlara dönüştürme hedefi. Üçüncüsü ise ticaret, ulaştırma ve enerjinin yanında ortak uydu, siber güvenlik, dijital ticaret ve yapay zekâ projelerinin de gündeme alınmasıdır.

Bu yaklaşım, Türk Devletleri Teşkilatı'nın faaliyet alanının kültürel iş birliğinin ötesine taşınmasının hedeflendiğini gösteriyor.

Erdoğan'ın Türk dünyasında ayrılığa yer olmadığı yönündeki açıklaması da önemlidir. Çünkü üye devletlerin farklı dış politika öncelikleri ve güvenlik hassasiyetleri bulunuyor. Bunların ortak çıkarlar temelinde uzlaştırılması gerekiyor.

Türkmenistan'ın tam üyeliğine yönelik çağrı da teşkilatın gelecekteki kurumsal yapısı açısından dikkat çekicidir.

Burada belirleyici olan, açıklamaların nasıl uygulanacağıdır. Ortak projelerde finansman sağlanması, anlaşmaların imzalanması ve üye ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirmesi bu sürecin gerçek sınavı olacaktır. Türk dünyası siyasi dayanışmadan ekonomik bütünleşmeye geçebilirse, küresel güç rekabetinde yalnızca etkilenilen bir coğrafya değil, bölgesel dengeleri etkileyebilen bir aktör hâline gelebilir.

Başlık / KonuDeğerlendirme Özeti Uzman Doç. Dr. Cantürk Caner Konuşmada Öne Çıkan Üç Temel Nokta Türk devletlerinin dayanışmasının küresel belirsizlikler karşısında stratejik bir ihtiyaç olarak tanımlanması.Dönem başkanlığında kurumsal iş birliğini somut kazanımlara dönüştürme hedefi.Ticaret, ulaştırma ve enerjinin yanında ortak uydu, siber güvenlik, dijital ticaret ve yapay zekâ projelerinin gündeme alınması. Vizyon ve Kapsam Türk Devletleri Teşkilatı'nın faaliyet alanının sadece kültürel iş birliğiyle sınırlı kalmayıp ileri teknoloji ve ekonomiyi kapsayacak şekilde genişletilmesi. Birlik ve Dış Politika Vurgusu Üye devletlerin farklı dış politika ve güvenlik hassasiyetlerine rağmen, ortak çıkarlar temelinde uzlaşılması ve ayrılığa yer verilmemesi gerekliliği. Genişleme ve Kurumsal Yapı Türkmenistan'ın tam üyeliğine yapılan çağrının teşkilatın gelecekteki kurumsal gücü açısından önemi. Uygulama ve Kritik Eşikler Ortak projelerde finansman temini, resmi anlaşmaların imzalanması ve yükümlülüklerin yerine getirilmesinin sürecin asıl sınavı olması. Gelecek Projeksiyonu Siyasi dayanışmadan ekonomik bütünleşmeye geçilebilmesi halinde, Türk dünyasının küresel güç rekabetinde pasif bir coğrafya olmaktan çıkıp bölgesel dengeleri belirleyen bir aktör haline gelmesi.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…