Dünyanın en geniş katılımlı iklim zirvesi Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım'da Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek.
Zirve öncesinde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Hasar, COP31'de iklim diplomasisinde ülkeler arasında işbirliğinin geliştirilmesi, hedeflerin somut uygulamalara dönüştürülmesi ve Sıfır Atık hareketinin küresel ölçekte yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar planladıklarını kaydetti.
Hasar, Sıfır Atık hareketinin Türkiye'de 2017'de Emine Erdoğan'ın himayesinde başladığını anımsatarak, aradan geçen zamanda 90 milyon ton atığın geri kazanıldığı ve ekonomiye 365 milyar lira kazandırıldığı bilgisini paylaştı.
Bu süreçte geri kazanım oranının yüzde 13'ten yüzde 37,53'e çıktığına işaret eden Hasar, hedefin, bu oranı 2035'te yüzde 60'a çıkarmak olduğunu bildirdi.
Hasar, COP31'de Sıfır Atık kapsamında hayata geçirilecek önemli konulara ilişkin şunları söyledi:
"COP31'de 11 Kasım'da Sıfır Atık Günü kapsamında etkinlikler düzenlenecek ve aynı gün liderler düzeyinde döngüsel ekonomi alanında uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımını artırmayı ve işbirliğini güçlendirmeyi hedefleyen Döngüsellik Bilgi Paylaşım Ağı Girişimi ile atık sektöründen kaynaklanan metan emisyonlarının azaltılmasına yönelik uluslararası işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan Atıktan Kaynaklanan Metan Emisyonlarına İlişkin Küresel Üst Düzey Diyalog Girişimi duyurulacak. Hedef, 2035 yılına kadar belediye atığındaki artışı dünya genelinde yarıya indirmek."
"Atık bir maliyet değil, doğru yönetildiğinde hem iklim hem ekonomi için bir kaynaktır"
Türkiye'nin iklim ve çevre alanındaki öne çıkan girişimlerinden biri olan Sıfır Atık'ı COP31 Eylem Gündemi'nin ayrı bir teması yaptıklarını ifade eden Hasar, bu kapsamda metan, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim ve tüketim başlıklarını aynı çatı altında topladıklarını dile getirdi.
Atık sahalarından kaynaklanan metan salımının iklim açısından önemine işaret eden Hasar, "Atıktan kaynaklı metan, kısa vadede karbondioksitten 80 kat daha güçlü bir sera gazı. Atık yönetimi, iklim mücadelesinin en hızlı sonuç veren alanlarından biri." tespitinde bulundu.
Konferans alanında da Sıfır Atık uygulamalarını hayata geçirdiklerini belirten Hasar, "Antalya'nın kendisi de bu yaklaşımın vitrini. Konferans alanı sıfır atık belgeli. Dünyaya anlattığımız modeli önce kendi alanımızda uyguluyoruz. Bizim mesajımız açık. Atık bir maliyet değil, doğru yönetildiğinde hem iklim hem ekonomi için bir kaynaktır." şeklinde konuştu.
"Türkiye'nin iklim diplomasisindeki konumu, coğrafyasının bir yansımasıdır"
Müzakerelerde yedi başlığın takibi için biri gelişmiş, diğeri gelişmekte olan ülkeden iki bakanın görevlendirildiğini anlatan Hasar, Antalya'da Kuzey ile Güney'in, azaltım ile uyumun, iddia ile finansmanın birbirini tamamladığı bir COP hedeflediklerini vurguladı.
Türkiye'nin farklı uluslararası kuruluşlar ve bölgesel yapılarla ilişkilerinin COP31 Başkanlığı kapsamında üstlendiği role zemin oluşturduğunun altını çizen Hasar, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin iklim diplomasisindeki konumu, coğrafyasının bir yansımasıdır. Biz hem gelişmiş ülkelerle hem de gelişmekte olan dünyayla aynı masada oturabilen ender ülkelerden biriyiz. NATO üyesiyiz, G20'deyiz, İslam İşbirliği Teşkilatının ve Türk Devletleri Teşkilatının üyesiyiz, Afrika'nın stratejik ortağıyız, Avrupa Birliği ile gümrük birliğimiz var. COP31 Başkanlığı'nı da tam olarak bu konumla üstlendik. Daha ilk günden bunu gösterdik. Belem'de COP31'in ev sahipliği konusunda Avustralya ile uzlaşarak dünyaya nadir görülen bir örnek sunduk. Ev sahipliği Türkiye'de, müzakere başkanlığı Avustralya'da. İki ülke tek bir Başkanlık olarak çalışıyor. COP31'in ardından iklim taahhütlerinin uygulanmasına yönelik işbirliğinin sürmesini istiyoruz. Antalya'dan dünyaya taşınacak olan, bir metin değil, bir çalışma biçimidir. Söz verenin, verdiği sözün nasıl tutulacağını da gösterdiği bir COP."
"Köprü kurmak bizim için bir slogan değil, bir çalışma yöntemi"
Hasar, COP31'in temel yaklaşımının uygulama olduğunu bu nedenle ülkelerin iklim taahhütlerini somut projelere ve yatırımlara dönüştürmesini sağlayacak mekanizmalar hazırladıklarını bildirdi.
Bu kapsamda İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE) platformuyla ülkelerin ulusal katkı beyanlarında yer alan öncelikli projelerin teknik ve finansal ortaklarla buluşturulmasının amaçlandığını aktaran Hasar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Paris Anlaşması 10 yaşında. Dünya artık hedef koymakta değil, hedefi hayata geçirmekte zorlanıyor. Bu yüzden COP31'i daha ilk günden 'Uygulama COP'u' olarak tanımladık. Antalya'nın mirası yeni bir taahhüt listesi değil, verilmiş sözleri yatırıma, projeye ve sahada sonuca dönüştüren bir mekanizma seti olacak. Ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları'ndaki öncelikli projeleri teknik ve finansal ortaklarla buluşturan köprü, finansmanla projeler arasındaki boşluğu kapatmayı amaçlıyor. Finansman var ama projeye ulaşmıyor, proje var ama finansmana ulaşamıyor. Köprü tam bu boşluğu kapatıyor."
Hasar, iklim değişikliğinin en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kalan küçük ada devletlerinin sesini Antalya'ya taşımak amacıyla Pre-COP toplantısını Pasifik bölgesindeki Fiji ve Tuvalu'da düzenlediklerini hatırlatarak, "Köprü kurmak bizim için bir slogan değil, bir çalışma yöntemi. Bir yıl boyunca Afrika Grubu'ndan Arap Grubu'na, Avrupa Birliği'nden en az gelişmiş ülkelere kadar bütün müzakere gruplarıyla ayrı ayrı istişare ettik." dedi.
"COP31'de müzakere başlıklarında uzlaşı aranacak"
COP31'de müzakerelerin yanı sıra iklim finansmanı ve eylem gündemi kapsamında da sonuç alınmasının hedeflendiğini ifade eden Hasar, müzakere gündeminde adil geçiş mekanizması, küresel uyum hedefinin göstergeleri, azaltım çalışma programının gözden geçirilmesi ve ikinci küresel durum değerlendirmesine ilişkin hazırlıkların yer aldığını aktardı.
Hasar, COP31'de beklenen sonuçlara ilişkin şunları söyledi:
"Dört başlıkta somut sonuç bekliyoruz. Birincisi, bilimin ortaya koyduğu aciliyeti mevcut taahhütler ve sahadaki çözümlerle birleştiren, kısa, dengeli ve uygulama odaklı bir Başkanlık Örtü Kararı. Bu karar müzakereleri tekrarlamayacak, taraflara tek bir yol dayatmayacak, tarafların görüş ve sahiplenmesiyle şekillenecek. İkincisi, müzakere masasında sonuç. Adil geçiş mekanizması, küresel uyum hedefinin göstergeleri, azaltım çalışma programının gözden geçirilmesi ve ikinci küresel durum değerlendirmesinin sağlam bir başlangıç yapması. Teknik konuları ilk hafta tamamlayıp ikinci haftayı siyasi uzlaşıya ayırmak istiyoruz. Üçüncüsü, finansmanda güven. Bakü'de kabul edilen yeni kolektif finansman hedefinin uygulanması, uyum finansmanının artırılması ve iklim fonlarına güçlü kaynak sağlanması. Gelişmekte olan ülkeler için finansmanın miktarı kadar erişilebilirliği de önemli. Dördüncüsü, elektrifikasyon, yeşil sanayileşme, dirençli şehirler, sıfır atık ve erken uyarı başlıklarında yeni ülke taahhütleri ve ortaklıkları içeren eylem gündemi."







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…