Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Türkiye'yi kasım ayında neler bekliyor? Halit Hamzaoğlu'ndan 6 kritik diplomasi uyarısı

Türkiye'yi kasım ayında neler bekliyor? Halit Hamzaoğlu'ndan 6 kritik diplomasi uyarısı

Türkiye'nin kasım ayı dış politika gündemi yoğunlaşıyor! ABD ile ilişkilerden Doğu Akdeniz'deki gerilime, İran-İsrail hattından Rusya-Ukrayna savaşına kadar kritik başlıklar Ankara'nın diplomatik ajandasında. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu, Türkiye'yi bekleyen riskleri ve bölgesel güç olma hedefinin şifrelerini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a değerlendirdi.

Dünyada diplomatik dengeler yeniden şekillenirken Türkiye, ABD'den Rusya'ya, Avrupa'dan Orta Doğu'ya uzanan geniş bir coğrafyada kritik sınavlarla karşı karşıya. Doğu Akdeniz'den Karadeniz'e, İran-İsrail geriliminden bölgesel ittifak arayışlarına kadar pek çok başlık Ankara'nın dış politika gündemini belirliyor.

Peki Türkiye'yi kasım ayında hangi diplomatik gelişmeler bekliyor, bölgesel güç olma hedefinde nasıl bir yol haritası izlenecek? Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu, Türkiye'nin önündeki kritik gelişmeleri ve diplomatik denklemleri Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a değerlendirdi.

DOĞU AKDENİZ'DEKİ GELİŞMELER KRİTİK

Türkiye'yi kasım ayında hangi diplomatik sınavlar bekliyor? ABD, Rusya, Avrupa, İran, İsrail ve Körfez ülkeleriyle eş zamanlı ilişkilerini sürdürmeye çalışan Ankara'nın önündeki en kritik diplomatik sorunlar hangileri?

Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: Jeopolitik dinamiklerin hızla değiştiği Doğu Akdeniz, Türkiye'nin ulusal güvenlik ve dış politika projeksiyonunda birincil öncelik alanlarından biri olmayı sürdürecektir. Ankara, uluslararası deniz hukukundan doğan meşru hak ve menfaatlerini koruma noktasında proaktif ve caydırıcı bir diplomasi yürütmektedir. Nitekim Yunanistan'ın, Avrupa Birliği'nin kurumsal desteğini arkasına alarak bölgede tek taraflı olarak hayata geçirmeye çalıştığı deniz altı elektrik kablosu projesi, Türkiye'nin kıta sahanlığını ve ilan edilmiş deniz yetki alanlarını doğrudan ihlal etme riski taşımaktadır.

Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini tek taraflı eylemlerle değiştirme arayışlarına karşı Türkiye, egemenlik haklarını korumak adına tüm diplomatik, hukuki ve gerekirse angajman kuralları çerçevesindeki enstrümanları kararlılıkla devreye sokacaktır. Çünkü Doğu Akdeniz'deki jeopolitik mücadele, Türkiye için stratejik bir beka meselesidir. Son dönemde Avrupa Birliği'nin Libya ile yaptığımız deniz yetki anlaşmasına yönelik tavırları, Brüksel'in çifte standartlarla hareket ettiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu çerçevede Doğu Akdeniz'deki gelişmeler dikkatle takip edilmelidir.

ABD SEÇİMLERİNDEKİ SONUÇ TÜRKİYE'NİN BEKLENTİLERİNİ NASIL ETKİLEYECEK?

ABD'de gerçekleştirilen ara seçimlerde Kongre'nin her iki kanadında (Senato ve Temsilciler Meclisi) çoğunluğun Demokratlara geçmesi, Başkan Donald Trump'ın iç politikadaki manevra alanını daraltırken Washington'ın Ankara politikasında yasama-yürütme dengesini yeniden şekillendirmiştir. Kongre mimarisindeki bu değişim, özellikle Rum-Yunan lobisinin Demokrat Parti tabanındaki kurumsal nüfuzu göz önüne alındığında, F-35 programı, CAATSA yaptırımları ve KAAN millî muharip uçak motoru tedariki gibi kritik savunma sanayii dosyalarında bürokratik ve yasama kaynaklı direncin artacağına işaret etmektedir. Buna karşın, Amerikan siyasal sisteminde yürütmenin dış politika yapımındaki görece özerkliği, iç sahada sıkışan Trump'ın 2028'e kadar olan görev süresinde küresel dosyalara ve lider diplomasisine daha fazla ağırlık vermesine yol açabilir. Dolayısıyla Ankara açısından Kongre kaynaklı kurumsal bariyerleri aşabilmek adına Beyaz Saray ile doğrudan, rasyonel ve liderler düzeyindeki diyalog mekanizmalarının etkin tutulması stratejik bir gerekliliktir.

TERÖRSÜZ BÖLGE VİZYONU: SURİYE VE IRAK

Suriye ve Irak'taki gelişmeler, terörsüz bölge vizyonunun gerçekleşmesi bakımından oldukça önemlidir. Terörsüz bölge vizyonu, Türkiye'nin hareket kabiliyetini artırmakta ve güçlendirmektedir. Bu bağlamda Suriye ve Irak'taki gelişmelerin seyri belirleyici bir etkendir.

İRAN DOSYASI KAPANMADI

İran dosyasında birçok muamma hâlâ devam etmektedir. Farklı beklentiler söz konusudur. Örneğin Trump'ın İran savaşını tekrar başlatacağı ve bu kez daha saldırgan bir tutum içerisinde olacağı ihtimali üzerinde durulmaktadır. Bu koşullarda Türkiye'nin bölgesel istikrar vurgusu önem taşımaktadır. Türkiye'nin temel önceliklerinden biri, yakın çevresinde istikrarın sağlanmasıdır. Bu bağlamda İran savaşı etrafında gelişen jeopolitik olaylar ve özellikle Körfez'in güvenliği gibi konular oldukça önem taşımaktadır.

İSRAİL'DE SEÇİM SONUÇLARI

İsrail'deki seçim sonuçları ve hükümet kurma girişimleri de dikkatle takip edilecektir. Arap partilerinin seçimde 19 sandalye kazanması olumlu bir gelişmedir. Yeni İsrail kabinesinin kurulma süreci, bölgedeki jeopolitik tansiyonun yönünü belirleyecek ana gösterge olacaktır.

KARADENİZ'DE TİCARİ KAYGI

Türkiye aynı zamanda Karadeniz'deki gelişmeleri dikkatle takip edecektir. Rusya-Ukrayna savaşı, Karadeniz'de ticari güvenliği tehdit etmektedir. Türkiye hem Moskova hem de Kiev ile iyi ilişkilere sahiptir. Karadeniz'deki Rusya-Ukrayna çatışma dinamikleri, gıda, enerji ve lojistik hatlarını sabote ederek küresel ve bölgesel jeoekonomik riskleri büyütmektedir. Türkiye, bölgedeki en büyük kıyıdaş güç olarak bu istikrarsızlığı yakından takip etmekte ve iki savaşan aktörle de işlevsel diyalog kanallarını sürdürebilen tek bölgesel güç olarak öne çıkmaktadır.

Türkiye'nin bölgesel güç olma hedefi ile ekonomik, askerî ve diplomatik kapasitesi arasındaki denge nasıl kurulacak?

Doç. Dr. Halit Hamzaoğlu: Türkiye, yakın çevre kuşağında geliştirdiği caydırıcı askerî kapasite, proaktif diplomasi ve kriz yönetimi deneyimiyle ağırlığını hissettiren merkezi bir bölgesel aktör konumuna yükselmiştir. Ankara'nın sahada inşa ettiği bu yeni nüfuz alanı ve asimetrik güç kapasitesi, Washington, Moskova ve Pekin gibi küresel güç merkezleri tarafından göz ardı edilemeyen bir jeopolitik realite olarak tescillenmiştir.

Küresel aktörler, bölgeye yönelik projeksiyonlarında Türkiye'nin rızasını ve kırmızı çizgilerini gözetmek zorunda oldukları gerçeğini rasyonel bir dış politika girdisi olarak kabullenmişlerdir. Lider ülke ve süper güç Türkiye'ye giden yolda bölgesel rıza üretmek oldukça önemlidir. Halihazırda Türkiye bunu gerçekleştirmektedir. Bölgesel kalkınma ortaklıkları ve güvenlik iş birlikleri vasıtasıyla işlevsel bir zemin oluşmaktadır. Türkiye, salt dayatmaya dayanmayan; hakkaniyetli paylaşıma, bölgesel sahiplenmeye ve kolektif güvenliğe odaklanan mevcut dış politika pratikleriyle bölgesel rıza zeminini rasyonel bir biçimde konsolide etmektedir. Türkiye, dış kaynaklı müdahaleleri dengelemek amacıyla bölgesel ittifak sistemlerine ağırlık vermektedir. Bu çerçevede Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ve Meclis'ten geçen Mekke Anlaşması, çok taraflı ve kolektif bir caydırıcılık mimarisi inşa etme arayışının ürünüdür.

ORTA KORİDOR, ZENGEZUR, KALKINMA YOLU VE MODERN HİCAZ YOLU

Türkiye'nin inşa ettiği bölgesel düzen, ekonomik bir kapasite de üretmektedir. Orta Koridor, Zengezur, Kalkınma Yolu ve Modern Hicaz Yolu gibi projelerle istikrar ve refah kuşağı oluşturmayı hedeflemektedir. Mevzubahis kuşak, güvenliği ve ekonomiyi bir araya getiren, kalkınmayı konsolide eden ve nihayetinde çok katmanlı refahın ortaya çıkmasını sağlayan bir muhtevaya sahiptir. Bütün bu projeler, istihdamın artmasına, Türkiye'nin enerji ve lojistik merkezi hâline gelmesine ve dolayısıyla ekonomik kalkınmaya büyük katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede bölgesel gücün sağladığı imkân ve kabiliyetler, ekonomik dönüşümün lokomotif gücü olacaktır.

Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve istikrar mimarisindeki kurucu rolü; ticaret yollarının güvenceye alınması, doğrudan yabancı yatırımların çekilmesi ve sınır ötesi enerji/lojistik koridorlarının tahkimi yoluyla yüksek katma değerli bir ekonomik büyüme modelinin de temel finansörünü ve stratejik dinamizmini oluşturacaktır.

Yorumlar

Yorumlar yükleniyor…