Obezitenin dünya genelinde hızla artmasıyla birlikte GLP-1 analogları olarak bilinen zayıflama iğnelerinin kullanımı da yaygınlaşıyor. Çeşitli yan etkileri ile gündeme gelen bu ilaçların yeni bir etkisi de gebelik şansını artırması. GLP-1 grubu ilaçları kullanırken beklenmedik gebelikler bildiren kadınların sayısındaki artış sosyal medyada “ Monjouro Bebekler i”nin konuşulmasına sebep oluyor. Zayıflama iğnelerinin doğurganlık üzerindeki etkilerini 5. Tüp Bebek ve İnfertilite Derneği Kongresi’nde TÜBİD İkinci Başkanı Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu’na sorduk... Hamilelik öncesinde kilo vermenin anne sağlığı açısından önemli bir adım olduğunu söyleyen Prof. Dr. Zeyneloğlu, zayıflamanın kadınlarda insülin direncini azaltarak yumurtlama düzenini olumlu etkileyebildiğini belirterek, “ Tüp bebek tedavisi sırasında kilo verirken kendiliğinden gebelik elde eden hastalarımız oluyor ” dedi.
Zayıflama iğnelerinde bebek sürprizi! Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin can simidi yeni nesil zayıflama ilaçları

AŞIRI KİLO KISIRLIK SEBEBİ
Obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığına işaret eden Prof. Dr. Zeyneloğlu, “ Fazla kilo; insülin direnci, diyabet, kolesterol yüksekliği ve hormonal dengesizlikler başta olmak üzere pek çok sağlık sorunuyla birlikte kadınların üreme sistemini de etkileyebiliyor. Bu yüzden kilo verildiğinde insülin direnci azalıyor, hormonal dengeler olumlu yönde değişebiliyor ve yumurtlama daha düzenli hâle gelebiliyor. Bunun sonucunda bazı kadınların yardımcı üreme tedavilerine gerek kalmadan gebelik elde edebildiği görülüyor ” değerlendirmesini yaptı.
Prof. Dr. Zeyneloğlu, tüp bebek tedavisi için başvuran hastalarda da kilo yönetiminin önemli bir aşama olduğunu belirtiyor. “ Bize tüp bebek için gelen hastalarımızda kilo vererek, hayat tarzı değişiklikleri yaparak gebelik elde ettiğimiz durumlar oluyor. Yani bazı hastalar tüp bebek tedavisine başlamadan kendiliğinden gebe kalabiliyor” diyen Zeyneloğlu, tedavi öncesinde kilo kontrolü ve fiziksel aktivitenin artırılmasını önemsediklerini ifade ediyor.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: GLP-1 ilaçlarının doğrudan “doğurganlık ilacı” olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Gebelik şansındaki artış, özellikle kilo kaybı ve metabolik-hormonal durumdaki düzelmeyle ilişkili olabileceği düşünülüyor.
GLP-1 grubu ilaçların yaygınlaşması, beraberinde kontrolsüz kullanım endişesini de getiriyor. Prof. Dr. Zeyneloğlu, hastaların bu ilaçları doktor kontrolü olmadan kullanmaması gerektiğini vurguluyor.
YUMURTAYI ŞARJ EDEREK GENÇLEŞTİRİYORLAR
Çocuk sahibi olamamak yüzde 5-15 oranında rahimle ilgili sebeplere dayanıyor. Tüp bebekte son yıllarda geliştirilen bazı yenileyici tedaviler, hem yumurta hem de rahmi iyileştirmeyi başardı. Daha önce yumurtalıklara yapılan PRP uygulaması artık rahim içine de yapılarak hamilelik şansının katlanarak artırılmasını sağlıyor. Türkiye’de TÜBİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş ve ekibi tarafından uygulanan rahim içi PRP tedavilerine ait kanıtların giderek arttığını vurgulayan Prof. Dr. Emre Seli, Türkiye’den gördüğü bu tedavi protokolünü Yale’deki kliniğinde de uyguladığını söyledi. Tüp bebek tedavilerinde embriyonun rahme tutunabilmesi için rahim zarı kalınlığının yaklaşık 7 mm olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tıraş, “ Ancak bazı kadınlarda yapılan tedavilere rağmen rahim içi, yeterince kalınlaşmıyor. Bu durumda rahim içine PRP (büyüme faktörleri ve trombosit yönünden zengin kan sıvısı) enjekte ederek rahim zarının toparlanması sağlanıyor. Böylece tüp bebekte tedavinin başarı şansı artıyor” dedi.
Zayıflama iğnelerinde bebek sürprizi! Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin can simidi yeni nesil zayıflama ilaçları

BİYOLOJİK YAŞ GERİ ÇEVRİLİYOR
Hücrelerin âdeta “enerji santrali” gibi çalışan küçük merkezleri olan mitokondriler, kadın doğurganlığında yeni araştırmaların odağına girdi. Uzmanlar, bu merkezlerin enerji üretme kapasitesini destekleyerek yaşla birlikte azalan yumurta fonksiyonunun korunup korunamayacağını araştırıyor. Bu konuda Amerika’da çalışmalarını sürdüren Türk Prof. Dr. Emre Seli, Yale Üniversitesindeki çalışmalarını 5. TÜBİD Kongresi’nde Türk meslektaşlarıyla paylaştı. Bu çalışmaların hedefinin yaşla birlikte ortaya çıkan hücresel değişikliklerin yumurta fonksiyonu üzerindeki etkisini azaltmak ve üreme potansiyelini destekleyebilmek olduğunu anlatan Prof. Dr. Seli, “ Araştırılan yöntemler arasında mitokondri fonksiyonunu hedefleyen uygulamaların yanı sıra, bazı yaklaşımların doğrudan yumurta veya embriyoya uygulanması, bazılarının ise ilaçlarla birlikte kullanılması bulunuyor. Daha ileri ve invaziv yöntemlerde ise yumurtanın içeriğinin değiştirilmesi gibi yaklaşımlar tartışılıyor. Tüp bebekte artık biyolojik yaşı geri çevirme çalışmaları var” diye konuştu.







Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…