Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Acemaşiran baş uçuran makamı

Ahmet Battal
Akşam3 dk okuma56 okunma
Akşam

Klasik müzikteki makamlar hakkında fazlaca bir bilgimiz yok. Ama devletteki makamlar hakkında –mecburen- biraz bir şeyler biliyoruz. 2016'dan bu yana Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Oktay Saral, Azerbaycan'daki başörtüsü yasağını eleştirdikten sonra, oradan gelen tepkiler üzerine, Cumhurbaşkanının görevden almasıyla, danışmanlık vazifesinden istifa etmiş. (Görevden alma ve istifa işi garip ama DW'nin haberine göre olay aynen böyle. Ne garip değil ki zaten.) Bu basit hadise bazı yönlerden "olay" oldu. Kıdemli ve şeddeli muhalif Alparslan Kuytul ve ekibi hakkında açılan son yargı operasyonunun Saral'ın "senin de suyun ısındı" sözünden sonra başlamış olması sebebiyle bu operasyonu Saral'ın ve dolayısıyla Saray'ın yargı üzerindeki gücüne delil sayan birileri sosyal medyada "şimdi de sıra sende, men dakka dukka" gibi şeyler yazıp söyledi. Saral, Saray ve yargı ilişkisi hakkındaki hüküm doğru olabilirdi ama delil yanlıştı. Zira o operasyon Saral'ın sözünün üzerinden yirmi dört saat geçmeden başlamıştı. Böyle geniş kapsamlı bir operasyon için hazırlık gerekeceğine göre "o dedi de oldu" denilemez. Ama "o olacağını biliyordu ve bu yüzden bunları dedi" denilebilir. O zaman da "ciddi bir adam bunu neden desin ki" sorusu akla gelir. Neyse, bu kısmı geçelim. Saral'ın açıklamasının bir kısmı şöyleydi: "Makamlar gelip geçer, unvanlar el değiştirir. Asıl mesele, insanın hangi makamda oturduğu değil, hangi değerlerin arkasında durduğudur." Doğru, dünya geçici olduğuna göre makamlar da geçicidir. Hepimiz hesap vereceğiz. Hem korkmak ve hem de ümit etmek lazım. Ama biz bu makam meselesine takıldık. Dünyada ve devlette "danışmanlık makamı" diye bir "makam" var mıdır Kamu bürokrasisinde bir hiyerarşi vardır ve emir komuta zinciri buna göre yürür. Eskiden bu hiyerarşide aktif görevden kızağa çekilenler danışman yapılırdı ve genellikle "imza attırılmayan ve hatta danışılmayan" olmuş olurdu. Siyasette de milletvekili danışmanları diye bir grup vardı ama makamları yoktu. Odaları bile yoktu. Sonra birileri onlar için de küçük bir oda ve bir masa ayarladı ve onlar da makam-mansıp sahibi(!) oldular. Hatta vekil şoförleri bile makam şoförü oldular. Üstelik "bizim vekiller 'devlet vekili' mi Milletvekilinin makamı mı var ki bizim de makamımız olsun" dahi demediler.

2016'dan bu yana Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Oktay Saral, Azerbaycan'daki başörtüsü yasağını eleştirdikten sonra, oradan gelen tepkiler üzerine, Cumhurbaşkanının görevden almasıyla, danışmanlık vazifesinden istifa etmiş. (Görevden alma ve istifa işi garip ama DW'nin haberine göre olay aynen böyle. Ne garip değil ki zaten.)

Bu basit hadise bazı yönlerden "olay" oldu.

Kıdemli ve şeddeli muhalif Alparslan Kuytul ve ekibi hakkında açılan son yargı operasyonunun Saral'ın "senin de suyun ısındı" sözünden sonra başlamış olması sebebiyle bu operasyonu Saral'ın ve dolayısıyla Saray'ın yargı üzerindeki gücüne delil sayan birileri sosyal medyada "şimdi de sıra sende, men dakka dukka" gibi şeyler yazıp söyledi.

Saral, Saray ve yargı ilişkisi hakkındaki hüküm doğru olabilirdi ama delil yanlıştı. Zira o operasyon Saral'ın sözünün üzerinden yirmi dört saat geçmeden başlamıştı. Böyle geniş kapsamlı bir operasyon için hazırlık gerekeceğine göre "o dedi de oldu" denilemez. Ama "o olacağını biliyordu ve bu yüzden bunları dedi" denilebilir. O zaman da "ciddi bir adam bunu neden desin ki" sorusu akla gelir.

Neyse, bu kısmı geçelim.

Saral'ın açıklamasının bir kısmı şöyleydi:

"Makamlar gelip geçer, unvanlar el değiştirir. Asıl mesele, insanın hangi makamda oturduğu değil, hangi değerlerin arkasında durduğudur."

Doğru, dünya geçici olduğuna göre makamlar da geçicidir. Hepimiz hesap vereceğiz. Hem korkmak ve hem de ümit etmek lazım.

Ama biz bu makam meselesine takıldık.

Dünyada ve devlette "danışmanlık makamı" diye bir "makam" var mıdır

Kamu bürokrasisinde bir hiyerarşi vardır ve emir komuta zinciri buna göre yürür.

Eskiden bu hiyerarşide aktif görevden kızağa çekilenler danışman yapılırdı ve genellikle "imza attırılmayan ve hatta danışılmayan" olmuş olurdu.

Siyasette de milletvekili danışmanları diye bir grup vardı ama makamları yoktu. Odaları bile yoktu. Sonra birileri onlar için de küçük bir oda ve bir masa ayarladı ve onlar da makam-mansıp sahibi(!) oldular. Hatta vekil şoförleri bile makam şoförü oldular.

Üstelik "bizim vekiller 'devlet vekili' mi Milletvekilinin makamı mı var ki bizim de makamımız olsun" dahi demediler.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Koltuk altından çıkıp kola girmek

Ön not: Bu yazı bir "muhalefet eleştirisi" değildir.29 Ekim merasiminin Anıtkabir kısmında İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin koluna girip yürümesi hayli eleştiri aldı. Genel Başkanlığı eski DYP'li (Demokrat Partili) ve eski MHP'li Meral Akşener'den devralmış olan Dervişoğlu'nun bu eylemi, eylemini

Yeni Asya · Bugün

Üst kurullar ve keyfî yönetim modeli

Fon skandalının devlet yönetimi ile ilgili olarak açıkça gösterdiği en önemli husus şu:-Hemen her konuda kararı tek kişi verirse, -Bu tek kişi yıllarca değişmezse, -Bu tek kişi karar verirken sistematik bir yardımcılar mekanizmasından değil de menfaate dayalı kapalı ilişkiler ağından etkilenirse, -Üçüncü göz de denilen iç denetim mekanizmaları da y

Yeni Asya · 29.10.2026

AKP-MHP ortaklığında ideolojik iktidar kimde

İki hafta kadar önce "AKP-MHP ortaklığında patron kim" başlıklı yazımızda MHP Lideri Devlet Bahçelinin Grup Toplantısında söylediği şu cümleyi tahlil etmiştik:"Önümüzdeki beş yılın siyasî formülünü şu şekilde ifade ediyorum: Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP; Türkiye'de Cumhur İttifakı, Dünyada Türk asrı." Sözcü'nün üvey kardeşi denilen Nefes Gazetes

Yeni Asya · 28.10.2026

"Olmadı şöyle bir fotomuz" diyenlere...

Bir instant (enstantane) olarak aynı fotoğraf karesinde yer almış olmak iki kişiyi birbirine ne kadar yakıştırır ve yaklaştırırOlgusal olarak bakıldığında aslında neredeyse hiç. Zira insan sosyal bir varlıktır ve sosyalleşmenin bir gereği olarak herkes herkesle bir an beraber olabilir. Hele bu durum bir grubun içinde iken anlık beraber olmak ve g

Yeni Asya · 27.10.2026