Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Gençlerimizi kaybediyoruz

Mehmet Kara
AkşamBugün3 dk okuma44 okunma
Akşam

Gençler artık birçok mesele sebebiyle mutsuz ve geleceklerinden endişeli. MAK Danışmanlık Şirketi'nin yaptığı "Türkiye Geneli Gençlik Araştırması"nın sonuçları bunu net şekilde ortaya koymuştu. "Hayatınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlu ya da mutsuz olduğunuzu söyler misiniz" sorusuna gelen cevaplarda "Mutluyum" diyenlerin oranı yüzde 18, "ok mutluyum" diyenlerin oranı 7.8 oldu. Buna karşılık "Hiç mutlu değilim", "Mutlu değilim" ve "Kendimi mutlu hissetmiyorum" diyenlerin toplamı yüzde 74'e ulaşıyor. Resmî rakamlara göre, işsizlik oranı yüzde 8.4 iken, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 198 bin kişi artarak 2 milyon 967 bin kişiye ulaştı. Buna resmî makamlara yapılan başvurulara göre belirlendiği için iş bulma ümidi kalmayanlar buna dâhil edilmiyor. Bu sebeple geniş tabanlı işsizlik oranı yüzde 31,2 seviyelerine kadar çıkarken işsiz durumdaki kişilerin sayısı yaklaşık 12 milyon 762 bine ulaştı. İş bulma umudu kalmayan gençler için artık "ev genci" tabiri kullanılıyor. Gençlerin tek problemi işsizlik de değil. Gençlerin adalet ve liyakat algısındaki zayıflama, evlilik ve aile kurma imkânlarının daralması, eğitim ile istihdam arasındaki derin uçurum, barınma krizi, dijital bağımlılık, madde bağımlılığı ve hukuk devletine duyulan güvensizlik problemleri de var. *** BÜYÜK TEHLİKE Bu sorunlar, gençlerimizi yurtdışına gitmeye zorlarken geleceğimiz için de büyük bir tehlike oluşturuyor. Aynı araştırmadaki sonuçlar da bu tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyuyor. "Bir okuldan eğitim alıp hayata atılmak istediğinizde gerçekten fırsat eşitliği olduğunu düşünüyor musunuz" sorusuna verilen cevapta gençlerin yüzde 75'i, liyakatin değil adam kayırmacılığın hâkim olduğunu düşünüyor. "Size geçici süreli değil, kalıcı olarak bir başka ülke vatandaşlığı verilse Türkiye'yi terk edip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsünüz" sorusuna verilen cevap çok dikkat çekici. "Evet, terk eder giderim" diyenleri oranı yüzde 64 olurken, "Hayır, ülkemde kalırım" diyenlerin oranı sadece yüzde 14. TÜİK verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2025'te yüzde 2,2'ye ulaştı. Bu oran 2024'te yüzde 2,0'dı. Bilişim ve iletişim teknolojileri alanındaki mezunlarda oran yüzde 7,0, mühendislik alanlarında ise yüzde 4,8 olarak açıklandı. Son bir yılda beyin göçü oranının yüzde 10, son 10 yılda ise yüzde 37.5 arttığı açıklandı.

MAK Danışmanlık Şirketi'nin yaptığı "Türkiye Geneli Gençlik Araştırması"nın sonuçları bunu net şekilde ortaya koymuştu.

"Hayatınızı bir bütün olarak düşündüğünüzde ne kadar mutlu ya da mutsuz olduğunuzu söyler misiniz" sorusuna gelen cevaplarda "Mutluyum" diyenlerin oranı yüzde 18, "ok mutluyum" diyenlerin oranı 7.8 oldu. Buna karşılık "Hiç mutlu değilim", "Mutlu değilim" ve "Kendimi mutlu hissetmiyorum" diyenlerin toplamı yüzde 74'e ulaşıyor.

Resmî rakamlara göre, işsizlik oranı yüzde 8.4 iken, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 198 bin kişi artarak 2 milyon 967 bin kişiye ulaştı.

Buna resmî makamlara yapılan başvurulara göre belirlendiği için iş bulma ümidi kalmayanlar buna dâhil edilmiyor. Bu sebeple geniş tabanlı işsizlik oranı yüzde 31,2 seviyelerine kadar çıkarken işsiz durumdaki kişilerin sayısı yaklaşık 12 milyon 762 bine ulaştı. İş bulma umudu kalmayan gençler için artık "ev genci" tabiri kullanılıyor.

Gençlerin tek problemi işsizlik de değil.

Gençlerin adalet ve liyakat algısındaki zayıflama, evlilik ve aile kurma imkânlarının daralması, eğitim ile istihdam arasındaki derin uçurum, barınma krizi, dijital bağımlılık, madde bağımlılığı ve hukuk devletine duyulan güvensizlik problemleri de var.

***

BÜYÜK TEHLİKE

Bu sorunlar, gençlerimizi yurtdışına gitmeye zorlarken geleceğimiz için de büyük bir tehlike oluşturuyor.

Aynı araştırmadaki sonuçlar da bu tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyuyor.

"Bir okuldan eğitim alıp hayata atılmak istediğinizde gerçekten fırsat eşitliği olduğunu düşünüyor musunuz" sorusuna verilen cevapta gençlerin yüzde 75'i, liyakatin değil adam kayırmacılığın hâkim olduğunu düşünüyor.

"Size geçici süreli değil, kalıcı olarak bir başka ülke vatandaşlığı verilse Türkiye'yi terk edip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsünüz" sorusuna verilen cevap çok dikkat çekici. "Evet, terk eder giderim" diyenleri oranı yüzde 64 olurken, "Hayır, ülkemde kalırım" diyenlerin oranı sadece yüzde 14. TÜİK verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2025'te yüzde 2,2'ye ulaştı. Bu oran 2024'te yüzde 2,0'dı. Bilişim ve iletişim teknolojileri alanındaki mezunlarda oran yüzde 7,0, mühendislik alanlarında ise yüzde 4,8 olarak açıklandı.

Son bir yılda beyin göçü oranının yüzde 10, son 10 yılda ise yüzde 37.5 arttığı açıklandı.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Dert bini aştı

Fon soygunu, milletin yaşandığı birçok problemin gündeme gel(e)memesine yol açıyor.Öyle büyük bir vurgundan söz ediliyor ki, hadise tarihin en büyük soygunlarından biri olarak nitelendiriliyor. Hatta 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yol açtığı maddî zarardan daha büyük bir kayıptan bahsediliyor. Vurgunun boyutunu anlatmak için tı

Yeni Asya · 26.10.2026

Emeklilik endeksinde de sonuncuyuz

Türkiye'nin dünyadaki durumunu ortaya koyan, demokrasi, adalet, hukuk ve hürriyetler endekslerine bakıldığında içler acınası halimiz ortaya çıkıyor.Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 143 ülke arasında 117. sırada yer aldı. Bu alanda bölgesindeki 15 ülke arasında 14. sırada bulunuyor. Temel haklar alanında 143 ülke arasında 135. sıradayız. Bölge

Yeni Asya · 25.10.2026

Bu kış zor geçecek

Türkiye, fon soygunu ile çalkalanıyor. Bir yanda tırlar dolusu para kazananlar, diğer yanda bu kışı nasıl geçireceğini düşünen vatandaşlar.Bir tarafta yolsuzluk, rüşvet, irtikâp, kayıt dışı ekonomi, fon soygunu; diğer tarafta yoksulluk, açlık, işsizlik, enflasyon, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı... Açlık sınırının 38 bin lira, yoksulluk sınırını

Yeni Asya · 19.10.2026

Fon soruları

Fon vurgunu, Türkiye'nin yaşadığı en büyük krizi olarak tarihi geçti. Vurgunun üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçmesine rağmen onlarca soru cevapsız kalıyor.Fonlardan haksız kazanç sağlayanların durumu, vatandaşın uğradığı zararların nasıl giderileceği, kriz çıkana kadar sorumlu olan kurumlara neden işlem yapmadığı gibi onlarca soru cevap bekl

Yeni Asya · 18.10.2026