Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Soykırım üç yılını doldurdu!

Nurettin Taşkesen
Akşam2 dk okuma45 okunma
Akşam

7 Ekim'de başlayan soykırım, sessiz dünyanın gözü önünde maalesef üç yılını doldurdu. 74 bin şehidin şahitliğinde Müslümanlar hiç iyi bir imtihan vermediler. İlk günlerde; mazlumu terörist yerine koyup katil Siyonistleri mağdur gibi gösterenlere destek verdiler. Hamas için "İyi ama, durup dururken niye saldırdılar" suçlamasına hemen inandılar.

Daha önce yazdıklarımdan bazı bölümleri hatırlatmak istiyorum. Zira her zaman olduğu gibi yine Gazze'yi de, Kudüs'ü de Filistin'i de unutmaya başladık. Güya Gazze'de ateşkes olmuş ve barış görüşmeleri yapılıyormuş diye içimiz ferahladı. Artık zulüm bitti. Filistinliler sapasağlam evlerine döndü. İnsanlar işine, çocuklar okuluna gitmeye başladı. Mutfaklarında üç öğün yemekleri pişiyor. Rahat ve huzur içinde hayatlarını devam ettiriyorlar(!)

Lütfen kendimizi kandırmayalım. Müslümanların derleriyle dertlenelim. Film seyreder gibi yapmacık tavırlardan kendimizi kurtaralım. Emperyalistlerin ve Siyonistlerin istediği duyarsız Müslümanlardan olmayalım!

Üç yıl önce şöyle yazmıştım:

"Siyonist işgalcilerin, 75 yıldır Filistinlilere yaptığı zulüm, sürgün ve katliam yetmezmiş gibi, Gazze'yi ablukaya alıp açıkhava hapishanesine çevirmesi buradaki insanların sabrını taşırdı. Ülkesini, toprağını korumak ve istiklaline kavuşmak için Gazze'deki kahramanların başlattığı "Aksa Tufanı" tam anlamıyla "vatan savunması" olarak ifade edilmelidir.

Çünkü, bu topraklarda yüzyıllardır Filistinliler yaşamaktadır. Yasa dışı yollarla dünyanın çeşitli ülkelerinden gelerek burayı işgal eden Siyonistlerdir. Sonra en acımasız terörist yöntemlerle bu yurdun asıl sahiplerinin bir kısmını öldürmüş, kalanları da evlerinden zorla çıkarıp sürgüne göndermişlerdir.

Şimdi insaf ve vicdan sahibi insanlara soralım. Bunların hangisi saldırgan ve terörist, hangisi kendini savunan kahraman Hamas, ülkesini savunan Filistin'in Kuva-yı Milliyesi'dir. İşgalci İsrail ise, devlet bile olamamış bir terör örgütüdür. Sivil ve masum insanların üzerine hergün tonlarca bomba yağdırıp binlerce çocuk ve kadını şehit eden bu katil teröristler, bugün de yarın da lanetle anılacaklardır."

İşgalcilerin hiçbir zaman "kendini savunma hakkı" olamaz. Yurdunu, toprağını korumaya çalışan insanlar asla "saldırgan" olarak nitelendirilemez. Kaldı ki Siyonist terörizminin herhangi bir saldırıya karşılık vermek gibi bir bahaneye de ihtiyacı yoktur. Hiçbir sebep yokken Gazze'de masum insanlara saldırıp yüzlerce, binlerce Müslümanı şehit ettiği çok iyi bilinmektedir.

Filistin için onurlu direniş ve milli mücadele olan, İsrail için insanlık dışı bir vahşeti ifade eden bu katliamın sonunda, Siyonizmin her yönden çöküşe geçtiğini görmekteyiz. "Kendini savunma hakkı" yalanıyla ve Hamas'ı terör örgütü gösterme iddiasıyla tüm dünyayı arkasına aldığını zanneden çocuk katili zalim Siyonistler, desteklerini bir bir kaybettiler. Vicdan sahibi milyonlar, mazlum Filistin'in sesi oldu. Şehit ettikleri her bir masumun kanı, onları boğacak bir tufana dönüştü.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Kâtip Çelebi ve Cihannümâ

6 Ekim 1657 tarihinde 48 yaşında vefat eden tarihçi, coğrafyacı ve bibliyografya yazarı Kâtip Çelebi'nin en önemli eseri Cihannümâ'dır. Kâtip Çelebi, Girit seferi sırasında coğrafya ve harita çizimine ilgi duydu. Coğrafya kitaplarının yetersiz olması yüzünden bir kitap yazmaya karar verdi. "Cihannüma" eserini iki bölüm halinde yazan Kâtip Çelebi, i

Milat · Bugün

Nuri Pakdil'i özlüyoruz!

Kudüs şairi merhum Nuri Pakdil'i en çok "klas duruş" tarifiyle hatırlıyorum. Bugünlerde bu "klas duruş"a ne kadar ihtiyacımız olduğu herkesin malumudur. Onun yazdıkları ve savunduğu fikirlerle hayatı arasında en ufak bir çelişkiye rastlanmaz. Kazanmış olduğu Kültür Bakanlığı, Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün maddi kısmını kabul etmemesi tam bir "kla

Milat · 25.10.2026

Servet hırsı Allah'a isyan suçudur!

Dizginlenemeyen ihtiras ve arzular, bertaraf edilemeyen aşırı imrenme ve kıskançlıklar gibi menfî temâyüllerin doğurduğu huzursuzluktan kurtulabilenler azın azıdır. Hırs, frenlenmediği takdirde haset denilen kalbî hastalığa müncer olur. Kendisini hırs ve hasedin girdabına kaptıranlar, er-geç hüsran ve huzursuzluk gayyasına düşerler. İnsanlık cevher

Milat · 11.10.2026

Her şeyden önce ahlak!

Toplumdaki ahlaki çöküntüyü dile getirmek için, mutlaka büyük çapta yolsuzluk ve sahtekarlıklar mı olması gerekiyor Üzülerek izlediğimiz son olayların hiç yaşanmadığını farz edelim. Çalışan insanların ve özellikle gençlerin sosyal medyada dile getirdikleri hayat felsefesi; fazla çaba göstermeden kısa zamanda zengin olmak ve lüks bir yaşantı sürmek

Milat · 04.10.2026