Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Filistin'e desteğin bedeli Fransa'ya mı ödetiliyor

Zeynep Alkış
Akşam2 dk okuma48 okunma
Akşam

Fransa'daki olayları anlamak için yalnızca sokakta yaşananlara bakmak yetmiyor. Görüntülerin dünya kamuoyuna nasıl sunulduğunu, kimlerin hangi açıklamalarla devreye girdiğini ve toplumsal öfkenin nasıl bir dış politika tartışmasına dönüştürüldüğünü de incelemek gerekiyor.

Çünkü bir ülkedeki krizin nedenleriyle o krizden yararlanmak isteyenlerin amaçları farklı olabilir. Sokakta başlayan bir itiraz, başka başkentlerde siyasi bir silaha dönüşebilir.

Fransa, Filistin'in devlet olarak tanınmasını savunuyor, Gazze konusunda İsrail hükümetiyle karşı karşıya geliyor. Ardından kendi sokaklarında yükselen şiddet, bu diplomatik tutumunu mahkûm etmek için kullanılıyor. Üzerinde durulması gereken siyasi çelişki burada.

Sokaktaki her itirazı dış müdahaleyle açıklamak kolaycılık olur. Fransa'nın eğitimden geçime, eşitsizlikten toplumsal bütünleşmeye kadar biriktirdiği sorunlar var. Ancak bu sorunların varlığı, yaşananların uluslararası bir hesaplaşmanın malzemesine dönüştürülmesini görmezden gelmemizi gerektirmiyor.

Fransa'nın Filistin devletini tanıma yönündeki adımı, İsrail yönetiminin açık tepkisini çekmişti. Netanyahu bu kararı terörizmi ödüllendirmekle suçlamıştı. Paris'in attığı adımın diplomatik ağırlığı düşünüldüğünde, gerilimin iki lider arasındaki söz düellosunu aştığı görülüyor.

Çünkü Filistin'in tanınması, Filistinlileri sürekli yardım bekleyen bir topluluk olarak gören anlayışın ötesine geçer. Onların siyasi iradesini, devlet olma hakkını ve uluslararası hukuk içindeki yerini kabul eder. Sahadaki sonuçları sınırlı kalsa bile böyle bir kararın siyasi anlamı büyüktür.

Bu arka plan, Fransa'daki şiddet görüntülerine ilişkin açıklamaları da dikkatle okumayı gerektiriyor.

Netanyahu, i24NEWS röportajında olayları radikal İslam üzerinden açıklarken, Hamas'ın durdurulmaması hâlinde Paris'e ulaşacağı yönündeki eski uyarısını hatırlattı. Böylece Fransa'nın iç krizi, İsrail'in Gazze politikasına ilişkin tezini doğrulayan bir örnek olarak sunuldu.

Bu yaklaşımın taşıdığı siyasi mesajı şöyle okuyorum: "Bizim politikalarımıza itiraz ediyorsunuz; şimdi kendi sokaklarınıza bakın."

Fransa'ya Filistin desteğinin bedelinin ödetilmek istendiği düşüncesi, en somut karşılığını bu söylemde buluyor. Olayların kim tarafından başlatıldığı ayrı bir araştırma konusudur. Fakat yaşananların Paris'in Filistin tutumuna karşı kullanıldığı, bu açıklamalarda görülebiliyor.

Burada bir başka çelişki de ortaya çıkıyor. Ortadoğu'dan Avrupa'ya göç etmiş, geride bıraktığı coğrafyanın acılarını bilen bir insanın, eylemlerinin o coğrafyaya nasıl yansıdığını düşünmesi beklenir. Eğer böyle bir kişi, Filistin'in haklarını tanıyan bir ülkede kamu binalarını yakıyor, işyerlerini yağmalıyor veya sivilleri korkutuyorsa, ortaya çıkan siyasi sonuçla da yüzleşmek zorundadır.

Elbette kimse kökeni nedeniyle belirli bir siyasi görüşü taşımak zorunda değildir. Göçmen olmak, yaşadığı ülkenin yönetimine itiraz hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak hak aramak adına kullanılan şiddetin kime alan açtığı sorusunu da geçersiz kılmaz.

Filistin'e destek veren bir ülkede yaratılan yıkım, Filistin'in hangi hakkını güçlendirir

Böyle bir şiddet, dayanışmayı savunanların elini zayıflatabilir, göçmen karşıtlığını büyütebilir. Gazze'deki sivillerin yaşadıklarını konuşması gereken kamuoyunu, Filistin bayrağının bir tehdit olup olmadığını tartışmaya sürükleyebilir.

Bu sonuçların doğması için şiddete katılan herkesin aynı amacı taşıması gerekmez. İnsanın niyetiyle eyleminin hizmet ettiği siyasi sonuç birbirinden farklı olabilir. Öfke, kendisini kullananların hesabını her zaman göremez.

Yazara Ait Diğer Yazılar

İsrail'de isimler değişir, hedefler değişir mi

İsrail'de seçim sonuçlarını anlamak için yalnızca kimin kaç sandalye kazandığına bakmak yetmiyor. O sandalyelerin hangi siyasi sınırlar içinde bir araya gelebildiğini de incelemek gerekiyor. Çünkü hükümeti kuracak çoğunluk ile devletin yönünü değiştirecek irade aynı şey değil. 27 Ekim sandığının ortaya çıkardığı düğüm tam da burada: Netanyahu'ya ka

Milat · Bugün

Değişen Azerbaycan, değişmeyen iktidar aklı

Bir ülkenin modernleştiğini anlamak için başkentinin siluetine bakmak yetmez. Bazen bir okulun kapısında yaşananlar, görkemli binalardan ve uluslararası organizasyonlardan daha çok şey anlatır. Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitimden dışlandığına ilişkin haberler, tam da böyle bir gerçeği önümüze koyuyor: Ekonomik kalkınma ve devletin güçlen

Milat · 18.10.2026

Şiddet sınıfa girdi, sorumluluk dışarıda kaldı

Bir çocuğu sabah okula uğurlarken aklımızda dersleri, sınavları, arkadaşları olurdu. Şimdi bunların yanına ağır bir soru yerleşiyor: Akşam eve sağ salim dönecek mi Bir toplum için bundan daha sarsıcı bir güven kaybı olabilir mi Yıllarca Amerika'dan gelen haberlerde izlediğimiz okul saldırıları, artık kendi şehirlerimizin acı gündeminde. Silahlı bas

Milat · 11.10.2026

Üç Y'den son "Mü"ye: Bir hikâyenin vicdan muhasebesi

Bir siyasi hareketin en ağır krizi, kendi kuruluş cümlelerinin yıllar sonra kendisine yöneltilen sorulara dönüşmesidir. Fon krizi etrafında yaşananları böyle okuyorum. Mesele yalnızca para, hisse ve kazanç değil. Yirmi beş yıl önce adalete inanan insanların bugün hangi söze güveneceğidir. Soruşturmalar sürüyor; iddialarla kesinleşmiş hukuki hükümle

Milat · 04.10.2026