Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

İsrail'de isimler değişir, hedefler değişir mi

Zeynep Alkış
AkşamBugün2 dk okuma51 okunma
Akşam

İsrail'de seçim sonuçlarını anlamak için yalnızca kimin kaç sandalye kazandığına bakmak yetmiyor. O sandalyelerin hangi siyasi sınırlar içinde bir araya gelebildiğini de incelemek gerekiyor. Çünkü hükümeti kuracak çoğunluk ile devletin yönünü değiştirecek irade aynı şey değil. 27 Ekim sandığının ortaya çıkardığı düğüm tam da burada: Netanyahu'ya karşı bir çoğunluk ihtimali var; İsrail'in Filistin politikasını değiştirecek bir çoğunluğun varlığı ise henüz gösterilmiş değil.

Netanyahu karşıtı blok ile Arap partileri birlikte 67 sandalyeye ulaşıyor. Kâğıt üzerinde hükümet kurulmasına yetecek bir sayı. Fakat siyasetin önüne koyduğu engeller, aritmetiğin sunduğu imkânlardan daha ağır olabilir. Arap seçmenin temsilcileri, hükümetin kaderini belirleyebilecek güçteyken hükümetin siyasi yönünü belirlemede ne kadar söz sahibi olabilecek

İsrail'de sandıktan başka bir başbakan çıkabilir. Fakat başka bir İsrail'in çıkacağını düşünmek, seçim sonuçlarına taşıyabileceklerinden fazla anlam yüklemektir.

Çünkü devletlerin yönünü yalnızca liderlerin kişilikleri belirlemez. Kuruluş anlayışları, güvenlik doktrinleri, kurumları ve kendilerine biçtikleri tarihsel roller, hükümetlerin ömrünü aşar. İsrail'deki iktidar mücadelesini değerlendirirken de sandalyelerin dağılımı kadar bu sürekliliğe bakmak gerekir.

Netanyahu'nun siyasi geleceği elbette önemlidir. Ancak bütün meseleyi onun kalıp gitmesine indirgemek, Filistin sorununu bir liderin tercihlerinden ibaret sayma tehlikesini taşır. Böyle bir okuma, Netanyahu öncesini görünmez kıldığı gibi ondan sonrasına da gerçekçi olmayan beklentiler yükler.

İşgal, yerleşimler ve Filistinlilerin egemenlik haklarının sınırlandırılması Netanyahu'yla başlamadı. Dolayısıyla onun iktidardan ayrılmasıyla bunların kendiliğinden sona ereceğini düşünmek için bir neden yok.

İsrail, kendisini yalnızca mevcut sınırlarını yöneten bir siyasi yapı olarak tanımlamıyor. Yahudi halkının tarihsel yurdu ve güvenliğinin teminatı olma iddiası, devletin kimliğinde merkezi bir yer tutuyor. Dinî ve milliyetçi hareketler ise bu tarihsel aidiyet anlayışını toprak üzerinde genişleyen egemenlik talepleriyle birleştiriyor. Bu hareketlerin hükümetler üzerindeki etkisi, seçimleri yalnızca sağ ile sol arasında bir yönetim yarışından çıkarıyor.

Burada dikkat edilmesi gereken, İsrail toplumunu veya bütün Yahudileri tek bir siyasi iradeye indirgememektir. İsrail içinde işgale karşı çıkanlar, Filistinlilerle eşitliği savunanlar ve hükümet politikalarına itiraz edenler bulunuyor. Asıl mesele, bu itirazların devlet politikasını değiştirecek güce ulaşıp ulaşamadığıdır.

Nitekim Netanyahu'ya karşı olmakla onun Filistin politikasının temel kabullerine karşı olmak aynı şey değildir. Bir siyasetçi Netanyahu'nun yönetim tarzını, yargıya müdahalesini veya koalisyon ortaklarını eleştirirken Filistinlilerin bağımsızlığı konusunda benzer sınırlarda durabilir.

Bu nedenle muhalefetin hangi başbakan adayında birleştiğinden önce, hangi politikadan ayrıştığını sormak gerekiyor.

Yerleşimlerin genişlemesine karşı mı Filistinlilerin kendi geleceklerini belirleme hakkını kabul ediyor mu Güvenliği yalnızca İsrail vatandaşları için değil, Filistinliler için de vazgeçilmez görüyor mu Toprak üzerindeki tarihsel ve dinî iddiaların başka bir halkın haklarını ortadan kaldıramayacağını söyleyebiliyor mu

Yazara Ait Diğer Yazılar

Filistin'e desteğin bedeli Fransa'ya mı ödetiliyor

Fransa'daki olayları anlamak için yalnızca sokakta yaşananlara bakmak yetmiyor. Görüntülerin dünya kamuoyuna nasıl sunulduğunu, kimlerin hangi açıklamalarla devreye girdiğini ve toplumsal öfkenin nasıl bir dış politika tartışmasına dönüştürüldüğünü de incelemek gerekiyor. Çünkü bir ülkedeki krizin nedenleriyle o krizden yararlanmak isteyenlerin ama

Milat · 25.10.2026

Değişen Azerbaycan, değişmeyen iktidar aklı

Bir ülkenin modernleştiğini anlamak için başkentinin siluetine bakmak yetmez. Bazen bir okulun kapısında yaşananlar, görkemli binalardan ve uluslararası organizasyonlardan daha çok şey anlatır. Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin eğitimden dışlandığına ilişkin haberler, tam da böyle bir gerçeği önümüze koyuyor: Ekonomik kalkınma ve devletin güçlen

Milat · 18.10.2026

Şiddet sınıfa girdi, sorumluluk dışarıda kaldı

Bir çocuğu sabah okula uğurlarken aklımızda dersleri, sınavları, arkadaşları olurdu. Şimdi bunların yanına ağır bir soru yerleşiyor: Akşam eve sağ salim dönecek mi Bir toplum için bundan daha sarsıcı bir güven kaybı olabilir mi Yıllarca Amerika'dan gelen haberlerde izlediğimiz okul saldırıları, artık kendi şehirlerimizin acı gündeminde. Silahlı bas

Milat · 11.10.2026

Üç Y'den son "Mü"ye: Bir hikâyenin vicdan muhasebesi

Bir siyasi hareketin en ağır krizi, kendi kuruluş cümlelerinin yıllar sonra kendisine yöneltilen sorulara dönüşmesidir. Fon krizi etrafında yaşananları böyle okuyorum. Mesele yalnızca para, hisse ve kazanç değil. Yirmi beş yıl önce adalete inanan insanların bugün hangi söze güveneceğidir. Soruşturmalar sürüyor; iddialarla kesinleşmiş hukuki hükümle

Milat · 04.10.2026