Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Yeni Almanya -1

Ahmet Said Aydil
Akşam3 dk okuma84 okunma
Akşam

Sachsen-Anhalt eyalet seçimleri Almanya siyasetinde yeni bir dönemin kapısını açtı. Alternative für Deutschland (AfD), ön sonuçlara göre oyların yüzde 43,8'ini alarak açık ara birinci parti oldu. 2021'de yüzde 20,8 oy alan parti, beş yılda desteğini iki katından fazla artırdı. CDU (Hristiyan Demokratlar) ise yüzde 17,2'ye geriledi. AfD tek başına hükümet kuracak çoğunluğu kıl payı kaçırdı. Bu yükseliş Sachsen-Anhalt'la da sınırlı değil. AfD, Almanya genelindeki son kamuoyu araştırmalarında yüzde 28 civarıyla ülkenin en popüler partisi konumunda. Göçmen nüfusun çok daha yoğun olduğu ve siyasi olarak daha liberal kabul edilen Berlin'de bile son anketler AfD'yi yüzde 18-19 bandında gösteriyor. Bu sonucu önemli kılan yalnızca rakamlar değil. AfD seçime, nasıl bir Sachsen-Anhalt kurmak istediğini açık biçimde anlatan yaklaşık 150 sayfalık bir hükümet programıyla girdi. Programın İslâm'a ayırdığı bölümün başlığı doğrudan "Ezan ve minarete hayır". İlk cümlesi ise daha da açık: "İslâm ne Almanya'ya ne de Sachsen-Anhalt'a aittir." İslâm, "siyasî bir din" ve şeriat da "arkaik" bir hukuk sistemi olarak tanımlanıyor. Program Alman Anayasası'nın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 4. maddesinin Müslümanlar bakımından fazla geniş yorumlandığını savunuyor. Din özgürlüğünün son yıllarda adeta bir "Supergrundrecht", yani diğer hakların üzerinde duran aşırı güçlü bir temel hak haline getirildiğini ileri sürüyor. AfD iktidarının din özgürlüğünü yeniden "makul ölçülere" çekeceğini söylüyor. Ardından neyin kastedildiği açıklanıyor: camilerin uzaktan görülen "oryantal ihtişamlı yapılar" olmak zorunda olmadığı söyleniyor, ezanın dini özgürlük açısından gerekli olmadığı savunuluyor ve bir AfD hükümetinin bu "kültüre yabancı dinin" Sachsen-Anhalt'taki etkisini hukuken mümkün olan her yolla sınırlandıracağı ilan ediliyor. Program devlet okullarında seçmeli İslâm din dersini de reddediyor. Gerekçelerden biri yine aynı: "İslâm Almanya'ya ait değildir." Müslüman çocukların dini eğitim almak istemeleri halinde cami derneklerinin eğitim faaliyetlerine gitmeleri öneriliyor. Üniversite alanında ise bir "Eleştirel İslâm Araştırmaları Enstitüsü" kurulması isteniyor. Program mevcut İslâm araştırmalarını çokkültürcü siyasete hizmet etmekle suçluyor; kurulacak kurumun Müslüman toplulukları değerlendirmesi ve siyasete yön göstermesi öngörülüyor.

Alternative für Deutschland (AfD), ön sonuçlara göre oyların yüzde 43,8'ini alarak açık ara birinci parti oldu. 2021'de yüzde 20,8 oy alan parti, beş yılda desteğini iki katından fazla artırdı. CDU (Hristiyan Demokratlar) ise yüzde 17,2'ye geriledi. AfD tek başına hükümet kuracak çoğunluğu kıl payı kaçırdı.

Bu yükseliş Sachsen-Anhalt'la da sınırlı değil. AfD, Almanya genelindeki son kamuoyu araştırmalarında yüzde 28 civarıyla ülkenin en popüler partisi konumunda. Göçmen nüfusun çok daha yoğun olduğu ve siyasi olarak daha liberal kabul edilen Berlin'de bile son anketler AfD'yi yüzde 18-19 bandında gösteriyor.

Bu sonucu önemli kılan yalnızca rakamlar değil. AfD seçime, nasıl bir Sachsen-Anhalt kurmak istediğini açık biçimde anlatan yaklaşık 150 sayfalık bir hükümet programıyla girdi.

Programın İslâm'a ayırdığı bölümün başlığı doğrudan "Ezan ve minarete hayır". İlk cümlesi ise daha da açık: "İslâm ne Almanya'ya ne de Sachsen-Anhalt'a aittir."

İslâm, "siyasî bir din" ve şeriat da "arkaik" bir hukuk sistemi olarak tanımlanıyor.

Program Alman Anayasası'nın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 4. maddesinin Müslümanlar bakımından fazla geniş yorumlandığını savunuyor. Din özgürlüğünün son yıllarda adeta bir "Supergrundrecht", yani diğer hakların üzerinde duran aşırı güçlü bir temel hak haline getirildiğini ileri sürüyor. AfD iktidarının din özgürlüğünü yeniden "makul ölçülere" çekeceğini söylüyor.

Ardından neyin kastedildiği açıklanıyor: camilerin uzaktan görülen "oryantal ihtişamlı yapılar" olmak zorunda olmadığı söyleniyor, ezanın dini özgürlük açısından gerekli olmadığı savunuluyor ve bir AfD hükümetinin bu "kültüre yabancı dinin" Sachsen-Anhalt'taki etkisini hukuken mümkün olan her yolla sınırlandıracağı ilan ediliyor.

Program devlet okullarında seçmeli İslâm din dersini de reddediyor. Gerekçelerden biri yine aynı: "İslâm Almanya'ya ait değildir." Müslüman çocukların dini eğitim almak istemeleri halinde cami derneklerinin eğitim faaliyetlerine gitmeleri öneriliyor.

Üniversite alanında ise bir "Eleştirel İslâm Araştırmaları Enstitüsü" kurulması isteniyor. Program mevcut İslâm araştırmalarını çokkültürcü siyasete hizmet etmekle suçluyor; kurulacak kurumun Müslüman toplulukları değerlendirmesi ve siyasete yön göstermesi öngörülüyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Hukuk, devlet ve hicap

Son haftalarda medya organlarında yanıltıcı bir gündem söz konusu.Sanılanın aksine, Azerbaycan'da başörtüsü yasaklanmadı. Tıpkı bir zamanlar Türkiye'de de yasak olmadığı gibi. En azından kanunların dili bize bunu söylüyor. Azerbaycan'da Temmuz ayında Genel Eğitim Kanunu'na eklenen "millîlik ve dünyevîlik" ilkesi ile ardından Eylül ve Ekim aylarında

Yeni Asya · 31.10.2026

Bir istiare olarak Gazze

2016 yılında Helga Tawil-Souri ve Dina Matar'ın editörlüğünde yayımlanan Gaza as Metaphor kitabı, Gazze'yi yalnızca coğrafî bir mekân veya insanî bir felaketin sahnesi olarak değil, modern dünyanın daha geniş çelişkilerini görünür kılan bir mercek olarak ele alır."Açık hava hapishanesi", kuşatma, işgal, yoksulluk, direniş, travma ve mahrumiyet gibi

Yeni Asya · 23.09.2026

Yeni Almanya -2

Avrupa genelinde derinleşen iş gücü açığı, yaşlanan nüfus ve ekonomik durgunluk artık inkâr edilemeyecek boyutta.Almanya dahil birçok ülke sanayi, hizmetler ve kamu sektöründe genç göçmen emeğine ihtiyaç duyarken siyaset giderek göçmen karşıtlığı ve "remigration", yani tersine göç söylemi etrafında şekilleniyor. Peki, iktisadî gerçeklikle taban tab

Yeni Asya · 19.09.2026

Mekke Anlaşması-2

Mekke Anlaşmasının temel hükmü, taraflardan birine yönelik silahlı bir saldırının diğerlerine de yapılmış sayılacağını öngörüyor.Ankara ve İslamabad yetkilileri anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu, İran dâhil herhangi bir devleti doğrudan hedef almadığını ve tarafların mevcut ikili veya çok taraflı taahhütlerini etkilemediğini vurguluyor. Anlaşmanın

Yeni Asya · 24.08.2026