Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Haseke'de Yeni Dönem: Devlet kurumları Sahaya Geri Dönüyor

Ali Akbaba
Akşam3 dk okuma57 okunma
Akşam

Suriye'de 8 Aralık sonrası başlayan yeni dönemin en kritik başlıklarından biri, ülkenin parçalanmış idari ve güvenlik yapısının yeniden merkezi devlet çatısı altında bütünleştirilmesidir. Bu sürecin en hassas adreslerinden biri ise Haseke'dir.

Uzun yıllardır YPG/SDG'nin güçlü bir şekilde varlık gösterdiği Haseke'de bugün yaşanan gelişmeler, yalnızca bazı kamu kurumlarının bir yapıdan diğerine devredilmesi olarak okunmamalıdır. Sahadan alınan bilgilere göre, devlet kurumlarının yeniden asli görevlerine dönmesi ve merkezi yönetimle kurumsal entegrasyon sürecinin ilerlemesi, Suriye'nin yeniden devletleşme sürecinde önemli bir aşamaya işaret etmektedir.

Haseke Vilayeti Yürütme Kurulu Üyesi Adnan Cedean'ın tarafımıza aktardığı bilgilere göre, vilayetteki ulusal kurumlar asli görevlerini sürdürmekte ve halka kamu hizmeti sunmaya devam etmektedir. Bu süreçte özellikle Adalet Sarayı'nın devralınması ve Suriye Arap Cumhuriyeti'nin resmi bayrağının Adalet Sarayı karşısındaki meydanda göndere çekilmesi dikkat çekici bir gelişmedir.

İlk bakışta bu durum basit bir idari işlem gibi görülebilir. Oysa Haseke'nin son yıllardaki siyasi ve güvenlik yapısı dikkate alındığında, bunun çok daha derin bir anlamı vardır.

Mesele yalnızca bina ve kurum devri değil

Bir devletin egemenliği yalnızca askerî güçle ölçülmez. Mahkemenin çalışması, nüfus işlemlerinin yapılması, güvenliğin sağlanması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin devlet tarafından yürütülmesi, kamu personelinin merkezi idareye bağlı olması ve hukukun aynı devlet sistemi içerisinde uygulanması da egemenliğin göstergeleridir.

Bu nedenle Haseke'de kurumların merkezi devlet yapısına yeniden bağlanması, askeri gelişmeler kadar önemli bir dönüşümdür.

Çünkü mesele, "Bu binada kim oturuyor" sorusundan ibaret değildir.

Asıl soru şudur:

Haseke'de kamu otoritesini kim temsil ediyor

Bu sorunun cevabı, Suriye'nin gelecekte nasıl bir devlet yapısına sahip olacağını da doğrudan etkilemektedir.

YPG/SDG'nin yıllar içerisinde bölgede oluşturduğu fiilî idari ve güvenlik yapılanması, merkezi Şam yönetiminden bağımsız veya yarı bağımsız bir alan algısının oluşmasına yol açmıştı. Bugün ise kurumların yeniden devlet çatısı altında toplanması, bu fiilî yapının yerine merkezi kamu düzeninin geçirilmesi anlamına geliyor.

Adalet Sarayı neden önemli

Haseke'de Adalet Sarayı'nın devralınması özellikle sembolik bir öneme sahip.

Çünkü adalet, devletin en temel göstergelerinden biridir.

Bir bölgede mahkemeler devletin hukuk sistemi dışında faaliyet gösteriyorsa, orada yalnızca idari bir farklılık değil, aynı zamanda farklı bir hukuk düzeni algısı ortaya çıkar. Buna karşılık adalet kurumunun merkezi devlet yapısına bağlanması, vatandaşın hukuk karşısındaki konumunun yeniden Suriye devlet sistemi içerisinde tanımlanması anlamına gelir.

Bu açıdan Adalet Sarayı'nın devralınması, Haseke'de devletleşme sürecinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Adnan Cedean'ın ifadesiyle, Adalet Sarayı karşısındaki meydanda Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi de yalnızca sembolik bir tören değildir.

Bayrak burada devlet egemenliğinin görünür işaretidir.

Haseke semalarında yeniden dalgalanan bayrak, "Haseke kime ait" tartışmasına verilen siyasi cevabın da bir göstergesidir.

Entegrasyonun en zor aşaması şimdi başlıyor

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Bir devlet binasına bayrak çekmek ile bir bölgenin bütün kurumlarını gerçek anlamda merkezi devlet sistemine entegre etmek aynı şey değildir.

Asıl zor süreç bundan sonra başlayacaktır.

Kurumların personel yapısı nasıl düzenlenecek

Güvenlik birimleri hangi komuta zincirine bağlanacak

Yerel yönetimlerin yetki sınırları nasıl belirlenecek

Kamu çalışanlarının statüsü ne olacak

Mahkemeler hangi hukuk sistemiyle ve hangi idari hiyerarşi içerisinde çalışacak

Bütün bu soruların cevabı, entegrasyonun gerçek niteliğini belirleyecektir.

Dolayısıyla Haseke'de yaşanan gelişmeleri yalnızca "kurumlar teslim alındı" şeklinde okumak eksik kalır. Daha geniş açıdan bakıldığında burada bir devlet kapasitesinin yeniden inşası söz konusudur.

Kürtler ile silahlı yapı birbirinden ayrılmalı

Bu noktada özellikle dikkat edilmesi gereken bir husus var.

Haseke'de devlet kurumlarının yeniden merkezi yönetime bağlanması, Kürt halkının dışlanması anlamına gelmemelidir.

Tam tersine, kalıcı bir entegrasyonun temel şartlarından biri, Kürt vatandaşlar ile YPG/SDG gibi silahlı yapıları birbirinden ayırabilmektir.

Kürtler Suriye toplumunun asli unsurlarından biridir. Devletin bütün vatandaşlarına eşit hukuk ve vatandaşlık temelinde yaklaşması, yeni dönemin toplumsal barış açısından en önemli sınavlarından biri olacaktır.

Burada hedef, bir topluluğu başka bir topluluğun yerine geçirmek değil; bütün vatandaşları aynı devlet çatısı altında buluşturmaktır.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Bir fotoğrafa sığan ömürler: Gazze'nin şehit âlimleri ve yarım kalan bir divan

Bazı fotoğraflar vardır; yalnızca bir anı kaydetmez, bir dönemin hikâyesini, bir toplumun hafızasını ve insanlığın vicdanına bırakılmış ağır bir emaneti taşır. İlk bakışta sıradan bir toplantı gibi görünen bu fotoğraf da onlardan biri. Dar bir odada, birbirine yakın oturmuş, önlerinde defterler ve kitaplar bulunan insanlar... Kimi dinliyor, kimi dü

Milat · Bugün

Suriye'de Kürt Meselesi ve SDG Anlaşmasına yönelik toplumsal tutumlar

Suriye'de Kürt meselesine ilişkin son gelişmeler, yalnızca Kürtlerin değil, Arap nüfusunun ve genel olarak Suriye toplumunun geleceği açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir süreci ortaya koymaktadır. Bölgedeki farklı toplumsal kesimlerin anlaşmaya yönelik yaklaşımları birbirinden ayrışmakla birlikte, genel eğilimin Suriye'nin toprak bütünlü

Milat · 01.09.2026

Mekke'de yeni denklem: Üç ülke, dört güç ve eksik olan insan

Mekke'de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşması, yalnızca üç ülke arasındaki askeri iş birliğini güçlendiren bir anlaşma olarak değil, İslam dünyasının geleceği açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gelişme olarak okunmalıdır. Anlaşmaya göre üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, üçüne bir

Milat · 09.08.2026

Suriye'nin önceliği savaş değil, istikrar

Ortadoğu, uzun yıllardır savaşların, vekâlet mücadelelerinin ve güç rekabetlerinin merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle bölgede yaşanan her gelişme yalnızca ilgili ülkeleri değil, aynı zamanda uluslararası aktörleri de yakından ilgilendirmektedir. Son dönemde Suriye-Lübnan ilişkileri ve özellikle Lübnan Hizbullahı'nın geleceği üzerine yapılan tart

Milat · 26.06.2026