Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

"Durun" diyen çıkmayacak mı

Faruk Çakır
Akşam3 dk okuma96 okunma
Akşam

Ülkemizin dertlerinden biri de "beyin göçü"dür. "Beyin göçü" kısaca, iyi eğitim almış, konusunda uzman kişilerin (hekim, mühendis, akademisyen vb.) yaşadıkları ve yetiştikleri ülkeleri terk edip daha iyi çalışma imkânları olan ülkelere göç etmesi olarak tarif ediliyor. Türkiye bu dertten çok muzdarip. "Beyin göçü" geçmiş yıllarda da yaşanıyordu, ancak son yıllarda bu durum iyice arttı. Günümüzde sadece üniversite mezunları değil, lise mezunları bile "başka ülkeler"de okumak için yurt dışına çıkıyorlar. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı yükseköğretim beyin göçü istatistiklerine göre, üniversite mezunlarının yurt dışına göç oranında artış yaşandı. Bir önceki yıl yüzde 2 olan beyin göçü oranı, 2025'te yüzde 2,2'ye yükseldi. TÜİK verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı erkeklerde yüzde 2,7, kadınlarda ise yüzde 1,8 olarak kaydedildi. Eğitim alanları arasında en yüksek beyin göçü oranı ise bilişim ve iletişim teknolojilerinde görüldü. Yükseköğretim beyin göçü oranının en yüksek olduğu il 2025 yılında yüzde 4 ile İstanbul olurken, bu ili sırasıyla İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi. Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 1,7 iken, 2025 yılında artarak yüzde 1,9 oldu. Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 4,3 iken, 2025 yılında artarak yüzde 4,4 oldu. Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2025 yılında en yüksek beyin göçü oranı yüzde 8,6 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bu sırayı yüzde 3,8 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve yüzde 3,7 ile ücretli eğitim alanlar izledi. En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanları bilişim ve iletişim teknolojileri yüzde 7, mühendislik, imalat ve inşaat yüzde 4,8 ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik yüzde 3 oldu. (ntv.com.tr, 23 Ekim 2026) Türkiye'yi idare edenlerin bu meselenin ciddiyetini anlayabildiğini söylemek kolay değil. Bunca genç beyin ülkeyi terk ederken idarecilerin "her şey yolunda" tavrı takınması hiç de iyi değil. Hatta ve hatta "Bu mesele ciddi olarak ele alınsın, genç beyinleri başka ülkelere kaptırmayalım" diyenlere; idarecilerimiz "Giden gitsin, kalanlar bize yeter" tavrıyla yaklaşıyorlar.

Türkiye bu dertten çok muzdarip. "Beyin göçü" geçmiş yıllarda da yaşanıyordu, ancak son yıllarda bu durum iyice arttı. Günümüzde sadece üniversite mezunları değil, lise mezunları bile "başka ülkeler"de okumak için yurt dışına çıkıyorlar.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı yükseköğretim beyin göçü istatistiklerine göre, üniversite mezunlarının yurt dışına göç oranında artış yaşandı. Bir önceki yıl yüzde 2 olan beyin göçü oranı, 2025'te yüzde 2,2'ye yükseldi. TÜİK verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı erkeklerde yüzde 2,7, kadınlarda ise yüzde 1,8 olarak kaydedildi. Eğitim alanları arasında en yüksek beyin göçü oranı ise bilişim ve iletişim teknolojilerinde görüldü. Yükseköğretim beyin göçü oranının en yüksek olduğu il 2025 yılında yüzde 4 ile İstanbul olurken, bu ili sırasıyla İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi.

Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 1,7 iken, 2025 yılında artarak yüzde 1,9 oldu. Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 4,3 iken, 2025 yılında artarak yüzde 4,4 oldu. Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2025 yılında en yüksek beyin göçü oranı yüzde 8,6 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bu sırayı yüzde 3,8 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve yüzde 3,7 ile ücretli eğitim alanlar izledi. En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanları bilişim ve iletişim teknolojileri yüzde 7, mühendislik, imalat ve inşaat yüzde 4,8 ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik yüzde 3 oldu. (ntv.com.tr, 23 Ekim 2026)

Türkiye'yi idare edenlerin bu meselenin ciddiyetini anlayabildiğini söylemek kolay değil. Bunca genç beyin ülkeyi terk ederken idarecilerin "her şey yolunda" tavrı takınması hiç de iyi değil. Hatta ve hatta "Bu mesele ciddi olarak ele alınsın, genç beyinleri başka ülkelere kaptırmayalım" diyenlere; idarecilerimiz "Giden gitsin, kalanlar bize yeter" tavrıyla yaklaşıyorlar.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Herkes barış istesin!

Her ne kadar "Dünya bir padişaha çok, iki padişaha az" denilmiş olsa da barışın hükmettiği bir dünya hem herkese yeter hem de herkes rahat eder. Buna rağmen daha çok kazanma hırsıyla hareket eden bazı insanlar silaha yatırım yaparak dünyayı yaşanmaz hale getiriyor.Peygamberimizin (asm) hayatına bakıldığında da ilk saldıranın Müslümanlar olmadığı da

Yeni Asya · 31.10.2026

Kendi düşen de ağlar

Atalarımız her ne kadar "Kendi düşen ağlamaz" demiş olsa da kendi düşenlerin de ağladığına şahit oluyoruz.Türkiye'nin dertlerinden biri de genelde hürriyetlerin kısıtlanmış olması, özelde de medyaya ciddi bir baskı ve ayrımcılık uygulanmış olmasıdır. Türkiye'yi idare edenler ise hadiseye çok farklı bakıyorlar. Onlara göre Türkiye'deki medya dünyan

Yeni Asya · 30.10.2026

Herkes 'adalet' istesin!

Türkiye'nin ekonomik potansiyelini yeterince değerlendiremediğini belirten Sabancı Holding eski CEO'su ve Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Göçmen, ekonominin en az 300-350 milyonluk bir nüfusa hitap edecek şekilde konumlanması gerektiğini söyleyerek Türkiye'nin yeniden bölgesel bir ekonomik merkez hâline gelebilece

Yeni Asya · 29.10.2026

Bu tablo kimin eseri

Hepimizin önünde duran bir "Türkiye tablosu" var ve bu tabloyu hiç kimse savunabilecek durumda değil.Resmî açıklamalara göre şu anda Türkiye'deki cezaevlerinde 434 bin kişi var ve bunun yüzde 36'sı uyuşturucu suçlarından dolayı hapse girmiş kişiler. Cezaevlerinin kapasitelerinin üstünde kişiyle dolu olması zaten başlı başına bir problem. Bu büyük p

Yeni Asya · 28.10.2026