Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Herkes 'adalet' istesin!

Faruk Çakır
Akşam2 dk okuma89 okunma
Akşam

Türkiye'nin ekonomik potansiyelini yeterince değerlendiremediğini belirten Sabancı Holding eski CEO'su ve Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Göçmen, ekonominin en az 300-350 milyonluk bir nüfusa hitap edecek şekilde konumlanması gerektiğini söyleyerek Türkiye'nin yeniden bölgesel bir ekonomik merkez hâline gelebileceğini hatırlatmış. Göçmen, ayrıca Türkiye'yi "yüksek potansiyelli, düşük performanslı bir ülke" olarak tanımlamış. Bu açıklama, Uluslararası İşbirliği Platformu'nun (UİP) düzenleyeceği 17. Boğaziçi Zirvesi'nin tanıtım toplantısında yapılmış. Türkiye ekonomisinin yalnızca 85 milyonluk iç pazara odaklanmasının büyüme fırsatlarını sınırlandırdığını belirten Göçmen, yetişmiş insan gücü ve teknolojik dönüşümün sunduğu fırsatlarla küresel rekabette yeniden güçlü bir konuma ulaşılabileceğini dile getirmiş. Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Göçmen'in tespitlerinin bir bölümü şöyle: "Dünyada bir denge arayışı var. Ancak biz bütün bu gelişmeleri eski ezberlerimizle çözmeye çalışıyoruz. Küresel sermaye henüz hangi yöne gideceğine karar verebilmiş değil. Ülkeler kendi üretimlerini koruma içgüdüsüyle hareket ediyor. Dünya sermayesi küresellikten bölgeselliğe kaymış durumda. Türkiye ise yetişmiş insan gücü ve kurumsal yönetim deneyimiyle bu dönüşümde önemli avantajlara sahip. Eskiden bütün büyük uluslararası kuruluşlar bölgeyi Türkiye'den yönetiyordu. Türkiye hem idarî hem de iktisadî merkez konumundaydı. Türkiye ne zaman kendisini 85 milyonun içerisine kilitlediyse ekonomi açısından kayıp yıllar yaşandı. Türkiye geçmişte uluslararası şirketlerin bölgesel yönetim merkezi olarak üstlendiği role yeniden ulaşabilir." Kurumsal yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesinin önemini hatırlatan Göçmen, "Şefkat, adalet, tüm paydaşların sorumluluğunu taşımak ve karar vericilerin her aşamada hesap verebilir olması... Bu dört ilkeyi hayata geçirdiğimiz takdirde Türkiye eski gücüne kavuşabilir. Öncelikle kurumsal kimliğimizi hatırlamamız gerekiyor" diye konuşmuş. (ekonomim.com, 26 Ekim 2026)

Göçmen, ayrıca Türkiye'yi "yüksek potansiyelli, düşük performanslı bir ülke" olarak tanımlamış.

Bu açıklama, Uluslararası İşbirliği Platformu'nun (UİP) düzenleyeceği 17. Boğaziçi Zirvesi'nin tanıtım toplantısında yapılmış. Türkiye ekonomisinin yalnızca 85 milyonluk iç pazara odaklanmasının büyüme fırsatlarını sınırlandırdığını belirten Göçmen, yetişmiş insan gücü ve teknolojik dönüşümün sunduğu fırsatlarla küresel rekabette yeniden güçlü bir konuma ulaşılabileceğini dile getirmiş.

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Göçmen'in tespitlerinin bir bölümü şöyle:

"Dünyada bir denge arayışı var. Ancak biz bütün bu gelişmeleri eski ezberlerimizle çözmeye çalışıyoruz. Küresel sermaye henüz hangi yöne gideceğine karar verebilmiş değil. Ülkeler kendi üretimlerini koruma içgüdüsüyle hareket ediyor. Dünya sermayesi küresellikten bölgeselliğe kaymış durumda. Türkiye ise yetişmiş insan gücü ve kurumsal yönetim deneyimiyle bu dönüşümde önemli avantajlara sahip. Eskiden bütün büyük uluslararası kuruluşlar bölgeyi Türkiye'den yönetiyordu. Türkiye hem idarî hem de iktisadî merkez konumundaydı. Türkiye ne zaman kendisini 85 milyonun içerisine kilitlediyse ekonomi açısından kayıp yıllar yaşandı. Türkiye geçmişte uluslararası şirketlerin bölgesel yönetim merkezi olarak üstlendiği role yeniden ulaşabilir."

Kurumsal yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesinin önemini hatırlatan Göçmen, "Şefkat, adalet, tüm paydaşların sorumluluğunu taşımak ve karar vericilerin her aşamada hesap verebilir olması... Bu dört ilkeyi hayata geçirdiğimiz takdirde Türkiye eski gücüne kavuşabilir. Öncelikle kurumsal kimliğimizi hatırlamamız gerekiyor" diye konuşmuş. (ekonomim.com, 26 Ekim 2026)

Yazara Ait Diğer Yazılar

Herkes barış istesin!

Her ne kadar "Dünya bir padişaha çok, iki padişaha az" denilmiş olsa da barışın hükmettiği bir dünya hem herkese yeter hem de herkes rahat eder. Buna rağmen daha çok kazanma hırsıyla hareket eden bazı insanlar silaha yatırım yaparak dünyayı yaşanmaz hale getiriyor.Peygamberimizin (asm) hayatına bakıldığında da ilk saldıranın Müslümanlar olmadığı da

Yeni Asya · 31.10.2026

Kendi düşen de ağlar

Atalarımız her ne kadar "Kendi düşen ağlamaz" demiş olsa da kendi düşenlerin de ağladığına şahit oluyoruz.Türkiye'nin dertlerinden biri de genelde hürriyetlerin kısıtlanmış olması, özelde de medyaya ciddi bir baskı ve ayrımcılık uygulanmış olmasıdır. Türkiye'yi idare edenler ise hadiseye çok farklı bakıyorlar. Onlara göre Türkiye'deki medya dünyan

Yeni Asya · 30.10.2026

Bu tablo kimin eseri

Hepimizin önünde duran bir "Türkiye tablosu" var ve bu tabloyu hiç kimse savunabilecek durumda değil.Resmî açıklamalara göre şu anda Türkiye'deki cezaevlerinde 434 bin kişi var ve bunun yüzde 36'sı uyuşturucu suçlarından dolayı hapse girmiş kişiler. Cezaevlerinin kapasitelerinin üstünde kişiyle dolu olması zaten başlı başına bir problem. Bu büyük p

Yeni Asya · 28.10.2026

"Durun" diyen çıkmayacak mı

Ülkemizin dertlerinden biri de "beyin göçü"dür. "Beyin göçü" kısaca, iyi eğitim almış, konusunda uzman kişilerin (hekim, mühendis, akademisyen vb.) yaşadıkları ve yetiştikleri ülkeleri terk edip daha iyi çalışma imkânları olan ülkelere göç etmesi olarak tarif ediliyor.Türkiye bu dertten çok muzdarip. "Beyin göçü" geçmiş yıllarda da yaşanıyordu, anc

Yeni Asya · 27.10.2026