Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Kendi düşen de ağlar

Faruk Çakır
Akşam3 dk okuma63 okunma
Akşam

Atalarımız her ne kadar "Kendi düşen ağlamaz" demiş olsa da kendi düşenlerin de ağladığına şahit oluyoruz. Türkiye'nin dertlerinden biri de genelde hürriyetlerin kısıtlanmış olması, özelde de medyaya ciddi bir baskı ve ayrımcılık uygulanmış olmasıdır. Türkiye'yi idare edenler ise hadiseye çok farklı bakıyorlar. Onlara göre Türkiye'deki medya dünyanın başka ülkelerinden daha "özgür." Bir yandan "Bizi eleştirenlerle bir sorunumuz yok, her türlü eleştiriye açığız" mealinde beyanlarda bulunuyorlar; bir yandan da "Gözünün üstünde kaşın var" diyenleri mahkeme kapılarına sürüklüyorlar. Bu mesele o kadar bedihi ve açıktır ki, delil getirmeye bile ihtiyaç duyulmaz. Hatta iktidarı destekleyenler bile gönül huzuruyla "Medyaya bir baskı yoktur" diyemez. İktidarın, kendilerine muhalif gördüğü gazetecilere her türlü ayırımı yaparak "akredite" uyguladığı, aynı şekilde muhalif gördüğü gazetecilere hak ettikleri halde "basın kartı" vermediği bir sır değil. Hatta ve hatta yürürlükteki kanun ve yönetmeliklere göre "Sürekli Basın Kartı" hakkı olanların kartlarını yenilemeyerek fiilen iptal etmiş oluyor. Süresi dolduğu için kartları yenilenmeyen "Sürekli Basın Kartı" sahipleri yüzde yüz haklı oldukları halde dertlerini anlatacak bir merci bulamıyor. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın bu uygulamadan haberi olmadığı söylenebilir mi Peki, bu yapılan keyfilik değil mi Bu apaçık keyfilik devam ederken "Basın mensuplarına ayırım yapmıyoruz, medya tam özgür şekilde yayın yapıyor" denilebilir mi Denilse bu beyanın inandırıcılığı olur mu ABD merkezli Freedom House, 2026 İnternette Özgürlük Raporu'nda Türkiye'yi 100 üzerinden 31 puanla "Özgür Değil" kategorisinde değerlendirmiş. Türkiye'nin puanı geçen yıla göre değişmezken raporda, muhalefet gösterileri sırasında sosyal medya platformlarına erişimin yavaşlatıldığı, internet sitelerine erişim engelleri getirildiği ve gazeteciler ile sosyal medya kullanıcılarının paylaşımları nedeniyle adlî süreçlerle karşı karşıya kaldığı belirtilmiş. Gazetecilerin, aktivistlerin ve sosyal medya kullanıcılarının çevrim içi paylaşımları nedeniyle cezaî soruşturma ve kovuşturmalarla karşı karşıya kaldığı kaydedilen raporda, hükümet yanlısı içeriklerinin yayılmaya devam ettiği ifade edilmiş. (ankahaber.net, 26 Ekim 2026)

Türkiye'nin dertlerinden biri de genelde hürriyetlerin kısıtlanmış olması, özelde de medyaya ciddi bir baskı ve ayrımcılık uygulanmış olmasıdır.

Türkiye'yi idare edenler ise hadiseye çok farklı bakıyorlar. Onlara göre Türkiye'deki medya dünyanın başka ülkelerinden daha "özgür." Bir yandan "Bizi eleştirenlerle bir sorunumuz yok, her türlü eleştiriye açığız" mealinde beyanlarda bulunuyorlar; bir yandan da "Gözünün üstünde kaşın var" diyenleri mahkeme kapılarına sürüklüyorlar. Bu mesele o kadar bedihi ve açıktır ki, delil getirmeye bile ihtiyaç duyulmaz. Hatta iktidarı destekleyenler bile gönül huzuruyla "Medyaya bir baskı yoktur" diyemez. İktidarın, kendilerine muhalif gördüğü gazetecilere her türlü ayırımı yaparak "akredite" uyguladığı, aynı şekilde muhalif gördüğü gazetecilere hak ettikleri halde "basın kartı" vermediği bir sır değil. Hatta ve hatta yürürlükteki kanun ve yönetmeliklere göre "Sürekli Basın Kartı" hakkı olanların kartlarını yenilemeyerek fiilen iptal etmiş oluyor. Süresi dolduğu için kartları yenilenmeyen "Sürekli Basın Kartı" sahipleri yüzde yüz haklı oldukları halde dertlerini anlatacak bir merci bulamıyor. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın bu uygulamadan haberi olmadığı söylenebilir mi Peki, bu yapılan keyfilik değil mi Bu apaçık keyfilik devam ederken "Basın mensuplarına ayırım yapmıyoruz, medya tam özgür şekilde yayın yapıyor" denilebilir mi Denilse bu beyanın inandırıcılığı olur mu

ABD merkezli Freedom House, 2026 İnternette Özgürlük Raporu'nda Türkiye'yi 100 üzerinden 31 puanla "Özgür Değil" kategorisinde değerlendirmiş. Türkiye'nin puanı geçen yıla göre değişmezken raporda, muhalefet gösterileri sırasında sosyal medya platformlarına erişimin yavaşlatıldığı, internet sitelerine erişim engelleri getirildiği ve gazeteciler ile sosyal medya kullanıcılarının paylaşımları nedeniyle adlî süreçlerle karşı karşıya kaldığı belirtilmiş. Gazetecilerin, aktivistlerin ve sosyal medya kullanıcılarının çevrim içi paylaşımları nedeniyle cezaî soruşturma ve kovuşturmalarla karşı karşıya kaldığı kaydedilen raporda, hükümet yanlısı içeriklerinin yayılmaya devam ettiği ifade edilmiş. (ankahaber.net, 26 Ekim 2026)

Yazara Ait Diğer Yazılar

Herkes barış istesin!

Her ne kadar "Dünya bir padişaha çok, iki padişaha az" denilmiş olsa da barışın hükmettiği bir dünya hem herkese yeter hem de herkes rahat eder. Buna rağmen daha çok kazanma hırsıyla hareket eden bazı insanlar silaha yatırım yaparak dünyayı yaşanmaz hale getiriyor.Peygamberimizin (asm) hayatına bakıldığında da ilk saldıranın Müslümanlar olmadığı da

Yeni Asya · 31.10.2026

Herkes 'adalet' istesin!

Türkiye'nin ekonomik potansiyelini yeterince değerlendiremediğini belirten Sabancı Holding eski CEO'su ve Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Göçmen, ekonominin en az 300-350 milyonluk bir nüfusa hitap edecek şekilde konumlanması gerektiğini söyleyerek Türkiye'nin yeniden bölgesel bir ekonomik merkez hâline gelebilece

Yeni Asya · 29.10.2026

Bu tablo kimin eseri

Hepimizin önünde duran bir "Türkiye tablosu" var ve bu tabloyu hiç kimse savunabilecek durumda değil.Resmî açıklamalara göre şu anda Türkiye'deki cezaevlerinde 434 bin kişi var ve bunun yüzde 36'sı uyuşturucu suçlarından dolayı hapse girmiş kişiler. Cezaevlerinin kapasitelerinin üstünde kişiyle dolu olması zaten başlı başına bir problem. Bu büyük p

Yeni Asya · 28.10.2026

"Durun" diyen çıkmayacak mı

Ülkemizin dertlerinden biri de "beyin göçü"dür. "Beyin göçü" kısaca, iyi eğitim almış, konusunda uzman kişilerin (hekim, mühendis, akademisyen vb.) yaşadıkları ve yetiştikleri ülkeleri terk edip daha iyi çalışma imkânları olan ülkelere göç etmesi olarak tarif ediliyor.Türkiye bu dertten çok muzdarip. "Beyin göçü" geçmiş yıllarda da yaşanıyordu, anc

Yeni Asya · 27.10.2026