Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Herkes barış istesin!

Faruk Çakır
Akşam2 dk okuma52 okunma
Akşam

Her ne kadar "Dünya bir padişaha çok, iki padişaha az" denilmiş olsa da barışın hükmettiği bir dünya hem herkese yeter hem de herkes rahat eder. Buna rağmen daha çok kazanma hırsıyla hareket eden bazı insanlar silaha yatırım yaparak dünyayı yaşanmaz hale getiriyor. Peygamberimizin (asm) hayatına bakıldığında da ilk saldıranın Müslümanlar olmadığı da görülür. Savaşın son çare olarak görülmesi, her zaman için sulh ve barışın tavsiye edilmesi her halde günümüz idarecilerine de bir mesajdır. İslâm ülkelerinin silahlanma yarışıyla övünmesi kıyamet alameti sayılsa yeridir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) raporuna göre askerî harcamalar dünyadaki yoksulluk ve gıda krizini de derinleştiriyormuş. SIPRI, artan jeopolitik riskler karşısında askerî harcamalara öncelik verilmesinin küresel insanî yardım bütçeleri üzerinde baskı oluşturduğunu, bu durumun küresel güvensizliği, yapısal yoksulluğu ve gıda krizlerini derinleştiren en büyük unsurlar arasında yer aldığını duyurmuş. (bloomberght.com, 27 Ekim 2026) SIPRI'nin raporunda, donör ülkelerin askerî harcamalara öncelik vermesi nedeniyle resmî kalkınma yardımları ile gerçek insanî ihtiyaçlar arasındaki uçurumun tehlikeli bir şekilde büyüdüğü ikazı yapılmış. Enstitünün verilerine göre, küresel askerî harcamalar geçen yıl 2,9 trilyon dolarla küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 2,5'ine ulaşarak tarihî rekor kırmış. Buna karşılık, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine dayandırılan raporda, resmî kalkınma yardımlarının 2021 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde gerilediği de vurgulanmış. Raporda, askerî harcamalara aktarılan ek kaynakların sadece küçük bir kısmıyla dünyadaki gıda açığının tamamen kapatılabileceğine dikkat çekilerek, askerî kapasitelerin tek başına küresel güvenliği garanti edemeyeceği, kalkınma yardımlarının da güvenliğin tamamlayıcı bir unsuru olarak görülmesi gerektiği savunulmuş.

Peygamberimizin (asm) hayatına bakıldığında da ilk saldıranın Müslümanlar olmadığı da görülür. Savaşın son çare olarak görülmesi, her zaman için sulh ve barışın tavsiye edilmesi her halde günümüz idarecilerine de bir mesajdır. İslâm ülkelerinin silahlanma yarışıyla övünmesi kıyamet alameti sayılsa yeridir.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) raporuna göre askerî harcamalar dünyadaki yoksulluk ve gıda krizini de derinleştiriyormuş. SIPRI, artan jeopolitik riskler karşısında askerî harcamalara öncelik verilmesinin küresel insanî yardım bütçeleri üzerinde baskı oluşturduğunu, bu durumun küresel güvensizliği, yapısal yoksulluğu ve gıda krizlerini derinleştiren en büyük unsurlar arasında yer aldığını duyurmuş. (bloomberght.com, 27 Ekim 2026)

SIPRI'nin raporunda, donör ülkelerin askerî harcamalara öncelik vermesi nedeniyle resmî kalkınma yardımları ile gerçek insanî ihtiyaçlar arasındaki uçurumun tehlikeli bir şekilde büyüdüğü ikazı yapılmış. Enstitünün verilerine göre, küresel askerî harcamalar geçen yıl 2,9 trilyon dolarla küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 2,5'ine ulaşarak tarihî rekor kırmış. Buna karşılık, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine dayandırılan raporda, resmî kalkınma yardımlarının 2021 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde gerilediği de vurgulanmış.

Raporda, askerî harcamalara aktarılan ek kaynakların sadece küçük bir kısmıyla dünyadaki gıda açığının tamamen kapatılabileceğine dikkat çekilerek, askerî kapasitelerin tek başına küresel güvenliği garanti edemeyeceği, kalkınma yardımlarının da güvenliğin tamamlayıcı bir unsuru olarak görülmesi gerektiği savunulmuş.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Kendi düşen de ağlar

Atalarımız her ne kadar "Kendi düşen ağlamaz" demiş olsa da kendi düşenlerin de ağladığına şahit oluyoruz.Türkiye'nin dertlerinden biri de genelde hürriyetlerin kısıtlanmış olması, özelde de medyaya ciddi bir baskı ve ayrımcılık uygulanmış olmasıdır. Türkiye'yi idare edenler ise hadiseye çok farklı bakıyorlar. Onlara göre Türkiye'deki medya dünyan

Yeni Asya · 30.10.2026

Herkes 'adalet' istesin!

Türkiye'nin ekonomik potansiyelini yeterince değerlendiremediğini belirten Sabancı Holding eski CEO'su ve Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Göçmen, ekonominin en az 300-350 milyonluk bir nüfusa hitap edecek şekilde konumlanması gerektiğini söyleyerek Türkiye'nin yeniden bölgesel bir ekonomik merkez hâline gelebilece

Yeni Asya · 29.10.2026

Bu tablo kimin eseri

Hepimizin önünde duran bir "Türkiye tablosu" var ve bu tabloyu hiç kimse savunabilecek durumda değil.Resmî açıklamalara göre şu anda Türkiye'deki cezaevlerinde 434 bin kişi var ve bunun yüzde 36'sı uyuşturucu suçlarından dolayı hapse girmiş kişiler. Cezaevlerinin kapasitelerinin üstünde kişiyle dolu olması zaten başlı başına bir problem. Bu büyük p

Yeni Asya · 28.10.2026

"Durun" diyen çıkmayacak mı

Ülkemizin dertlerinden biri de "beyin göçü"dür. "Beyin göçü" kısaca, iyi eğitim almış, konusunda uzman kişilerin (hekim, mühendis, akademisyen vb.) yaşadıkları ve yetiştikleri ülkeleri terk edip daha iyi çalışma imkânları olan ülkelere göç etmesi olarak tarif ediliyor.Türkiye bu dertten çok muzdarip. "Beyin göçü" geçmiş yıllarda da yaşanıyordu, anc

Yeni Asya · 27.10.2026