Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Güleyirum halına "katıla katıla"

İbrahim Aktaşcı
Akşam3 dk okuma110 okunma
Akşam

Vaktiyle, memleketin birinde, bir kadın bitpazarından aldığı ikinci el bir kıyafeti arkadaşına göstermektedir. Kıyafetin fiyatını duyan arkadaşı şaşırır: "Yahu bu para bu elbiseye fazla değil mi Hem baksana yedi sekiz yerinde yama var." Kadın şöyle der: "Yama var ama yamalara hiç dikkat ettin mi Hepsi yepyeni kumaştan..." Aile müessesesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kırmızı alarm veriyor. Egoizm, hazcılık, bireycilik gibi akımlar bugün insanlar için vazgeçilmez birer yaşam biçimi haline geldi. Böylece eş olmak, paylaşmak, aile kurmak gibi idealler önemini yitirdi. Bunlara, ahlâkî çöküntü ve imanî zafiyet de eklenince, aile müessesesi tutunacak sağlam bir kök bulamadı. Boşanma sayılarının artması, aile içi şiddet, ebeveyninden sevgi görmeyen ve yeterli terbiyeyi alamayan çocukların suça karışması ve kötü alışkanlıklar edinmesi hep bu yüzden... Aile kurumundaki yangına körükle giden bir ideoloji var, Feminizm. Feminizm, Batı'da; yalnızca cinsel bir obje olarak görülen, Sanayi Devrimi sonrasında ise aynı zamanda bir iş gücü haline gelen kadınların, mülkiyet, seçme ve seçilme, hürriyet ve benzeri hakları elde etmesi için bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Sosyolojik yırtık pırtıklarını feminizm kumaşı ile kapatmaya çalışan Batı, bir şekilde bu kumaşı bize de pazarlamayı başarmıştır. Böylece, aslında tek bir söküğü dahi bulunmayan kadîm aile elbisemize, Batı'nın feminizm kumaşı yamanmıştır. Ve sırf kumaşı daha yeni ve Avrupai diye de rağbet görmektedir. Oysa İslâmiyet kumaşıyla dokunan kadîm aile kurumumuzda; kadın ve erkek birbirinin rakibi değildir. Feminizmde ise çatışma ön planda olduğundan, bugün aile kurumu kökünden çatırdamaktadır. Televizyonlarda, sosyal medyada ve çeşitli mecralarda sürekli reklamı yapılan feminizmin, palazlanmaya başladığı yerlerden birisi de adliyeler. Önce kısa bir bilgi verelim. Ceza Hukukumuzda, açılmış bir ceza davasını takip etmek, duruşmalara katılmak, kanun yollarına başvurmak gibi haklara sahip olmak için katılma talebinin mahkemece kabul edilmesi lazımdır. Kanuna göre yalnızca suçtan zarar gören kişilerin davaya katılma hakkı bulunmaktadır. Yani herkes şikayetçi/ihbarcı olabilir, fakat açılmış bir kamu davasında "katılan" olabilmek ve davayı takip için suçtan zarar görmek gerekir.

Kadın şöyle der: "Yama var ama yamalara hiç dikkat ettin mi Hepsi yepyeni kumaştan..."

Aile müessesesi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kırmızı alarm veriyor. Egoizm, hazcılık, bireycilik gibi akımlar bugün insanlar için vazgeçilmez birer yaşam biçimi haline geldi. Böylece eş olmak, paylaşmak, aile kurmak gibi idealler önemini yitirdi.

Bunlara, ahlâkî çöküntü ve imanî zafiyet de eklenince, aile müessesesi tutunacak sağlam bir kök bulamadı.

Boşanma sayılarının artması, aile içi şiddet, ebeveyninden sevgi görmeyen ve yeterli terbiyeyi alamayan çocukların suça karışması ve kötü alışkanlıklar edinmesi hep bu yüzden...

Aile kurumundaki yangına körükle giden bir ideoloji var, Feminizm.

Feminizm, Batı'da; yalnızca cinsel bir obje olarak görülen, Sanayi Devrimi sonrasında ise aynı zamanda bir iş gücü haline gelen kadınların, mülkiyet, seçme ve seçilme, hürriyet ve benzeri hakları elde etmesi için bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

Sosyolojik yırtık pırtıklarını feminizm kumaşı ile kapatmaya çalışan Batı, bir şekilde bu kumaşı bize de pazarlamayı başarmıştır. Böylece, aslında tek bir söküğü dahi bulunmayan kadîm aile elbisemize, Batı'nın feminizm kumaşı yamanmıştır. Ve sırf kumaşı daha yeni ve Avrupai diye de rağbet görmektedir.

Oysa İslâmiyet kumaşıyla dokunan kadîm aile kurumumuzda; kadın ve erkek birbirinin rakibi değildir. Feminizmde ise çatışma ön planda olduğundan, bugün aile kurumu kökünden çatırdamaktadır.

Televizyonlarda, sosyal medyada ve çeşitli mecralarda sürekli reklamı yapılan feminizmin, palazlanmaya başladığı yerlerden birisi de adliyeler.

Önce kısa bir bilgi verelim. Ceza Hukukumuzda, açılmış bir ceza davasını takip etmek, duruşmalara katılmak, kanun yollarına başvurmak gibi haklara sahip olmak için katılma talebinin mahkemece kabul edilmesi lazımdır.

Kanuna göre yalnızca suçtan zarar gören kişilerin davaya katılma hakkı bulunmaktadır. Yani herkes şikayetçi/ihbarcı olabilir, fakat açılmış bir kamu davasında "katılan" olabilmek ve davayı takip için suçtan zarar görmek gerekir.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Arkadaşlar; aranızda çikolatalı gofret sevmeyen var mı

Vaktiyle, memleketin birinde, bir kadın, oğlunu yanına çağırır ve sorar: "Evladım, dün akşam sana verdiğim beş kuruşu ne yaptın" "İhtiyar bir dedeye verdim anne..."Oğlunun bu davranışını ödüllendirmek isteyen kadın; "aferin benim şefkatli yavruma" der ve çocuğa bir beş kuruş daha verir. Ertesi gün, çocuk annesine yine yalvarır: "Anneciğim, bir beş

Yeni Asya · 31.10.2026

Şehirlere bombalar yağardı her gece!

Vaktiyle, zalimliğiyle nam salmış bir Vali, Anadolu Vilayetlerinden birine görevli gelir. Vilayetin önde gelenlerinden Hacı Ağa, Valiyle arasını iyi tutmak ister ve Valiyi ayağının tozuyla ziyafete davet eder. Bir de planı vardır:Hacı Ağa; marabası Mehmet'i, uzun bir zamandır aranıp da yakalanamayan, devlet düşmanı bir katilin yerine, -sanki oymuş

Yeni Asya · 15.07.2026

Muhtar aldı tabancamı vermedi

Vaktiyle, İstanbul'da askerliğini yapan bir genç, vapurda bir köylüsüyle karşılaşır. Sevinçle sorar: "Ooo Hasan Baba, İstanbul'da ne işin var"Hasan Baba cevap verir: "Sorma, bizim akrabalara mektup getirdim..." Şaşkın asker, "Yahu PTT ne güne duruyor" der. "Postaya verseydin ya..." Hasan Baba, genç hemşehrisinin merakını giderir: "Posta memuru bir

Yeni Asya · 04.07.2026

Yanlışım varsa yanlışın vardır

Vaktiyle, memleketin birinde, bir devlet büyüğü, rica ve minnetle bir devlet dairesine müdür yaptığı yeğenini ziyarete gider. İltimaslı müdür yeğen, ziyaretine gelen büyüğüne kurumu gezdirmektedir."Efendim, burası özel kalem müdürümüzün odasıdır, kendisi dairedeki yanlışları tasnif eder. Hemen karşısı, müdür yardımcımızın makamı, kendisi ufak tefek

Yeni Asya · 28.06.2026