Bildirimler

Bildirimler yükleniyor…

Köşe Yazısı

Şehirlere bombalar yağardı her gece!

İbrahim Aktaşcı
Akşam3 dk okuma144 okunma
Akşam

Vaktiyle, zalimliğiyle nam salmış bir Vali, Anadolu Vilayetlerinden birine görevli gelir. Vilayetin önde gelenlerinden Hacı Ağa, Valiyle arasını iyi tutmak ister ve Valiyi ayağının tozuyla ziyafete davet eder. Bir de planı vardır: Hacı Ağa; marabası Mehmet'i, uzun bir zamandır aranıp da yakalanamayan, devlet düşmanı bir katilin yerine, -sanki oymuş gibi- Valiye teslim edecek, Mehmet'in tevkifiyle, Valinin gözüne girecektir. Ağa, "seni de bir şekilde kurtarırız, sanki yapmadığımız iş mi" diyerek, marabasını bu fikre ikna eder. Ziyaret günü gelir, yenilir, içilir. Hacı Ağa Vali için hazırlatmış olduğu tabancayla birlikte, Mehmet'i de Valiye hediye eder. Hacı Ağa, Mehmet'in tevkif edilmesini ve Valinin taltifini beklerken, şov yapmasını pek seven Vali adamlarına emir verir: "Vurun şu katilin kellesini..." Maraba Mehmet, idama götürülürken son bir umut ağasından yardım bekleyedursun, Hacı Ağa, Mehmet'in kulağına şöyle fısıldar: "Oğlum Mehmet, beş dakikalık zahmet için beni Valiye mahcup etme..." Ankara'dan bir NATO zirvesi geçti. Trump'a özel açılan havalimanı, ayakaltında dolaşmasınlar diye memurlara verilen idarî izin, toplatılan sokak hayvanları, kaymak gibi yollar... Hepsi bu zirve içindi. Zirve haftası Ankara'da kuş uçurulmadı. Ankara halkı, trafiğe kapalı yollarda boy gösteren türlü makam arabasını, balkonlarından kola çekirdek eşliğinde izledi. Misafirin sofrasına oturmayan uslu çocuk Ankaralılar, bir teşekkürü hak ediyordu elbette. Teşekkür, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'dan geldi. Rutte; "Güzel Ankara'nın halkına teşekkür ediyorum. Halk için kolay olmadığını biliyorum. Gösterdikleri sabır için kendilerine minnettarım." dedi. Ankaralılar aynı teşekkürü ev sahibinden duyamadı. Güvenlik tedbirleri hakkında konuşan İçişleri Bakanı Mustafa iftçi, "tedbirleri abartmadık, gerektiği kadar önlem aldık" dedi. Yani elin Hollandalısı Ankaralılara teşekkür ederken, ev sahibi, "beş dakikalık zahmet için elin liderlerine ağanı mahcup etme" dedi. Galiba bu bakış açısı her şeyi anlatıyor. Gelelim zirveye. NATO Zirvesi, Türkiye için âdeta ABD Başkanı Trump'ı pohpohlama müsameresiydi. Trump'ın üzerinde, Amerikan Bayrağının renklerini bulutlara çizen Türk jetleri selamlama uçuşu yaparken, aynı saatlerde ABD-İsrail uçakları da İran'ı vuruyordu. Trump da zirve boyunca, Erdoğan'la olan dostluğundan ve Erdoğan'ın Netanyahu ile iyi anlaştığından bahsedip durdu. Kimse de Gazze ve İran için sesini çıkarmadı.

Hacı Ağa; marabası Mehmet'i, uzun bir zamandır aranıp da yakalanamayan, devlet düşmanı bir katilin yerine, -sanki oymuş gibi- Valiye teslim edecek, Mehmet'in tevkifiyle, Valinin gözüne girecektir. Ağa, "seni de bir şekilde kurtarırız, sanki yapmadığımız iş mi" diyerek, marabasını bu fikre ikna eder.

Ziyaret günü gelir, yenilir, içilir. Hacı Ağa Vali için hazırlatmış olduğu tabancayla birlikte, Mehmet'i de Valiye hediye eder. Hacı Ağa, Mehmet'in tevkif edilmesini ve Valinin taltifini beklerken, şov yapmasını pek seven Vali adamlarına emir verir: "Vurun şu katilin kellesini..."

Maraba Mehmet, idama götürülürken son bir umut ağasından yardım bekleyedursun, Hacı Ağa, Mehmet'in kulağına şöyle fısıldar: "Oğlum Mehmet, beş dakikalık zahmet için beni Valiye mahcup etme..."

Ankara'dan bir NATO zirvesi geçti. Trump'a özel açılan havalimanı, ayakaltında dolaşmasınlar diye memurlara verilen idarî izin, toplatılan sokak hayvanları, kaymak gibi yollar... Hepsi bu zirve içindi.

Zirve haftası Ankara'da kuş uçurulmadı. Ankara halkı, trafiğe kapalı yollarda boy gösteren türlü makam arabasını, balkonlarından kola çekirdek eşliğinde izledi.

Misafirin sofrasına oturmayan uslu çocuk Ankaralılar, bir teşekkürü hak ediyordu elbette. Teşekkür, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'dan geldi. Rutte; "Güzel Ankara'nın halkına teşekkür ediyorum. Halk için kolay olmadığını biliyorum. Gösterdikleri sabır için kendilerine minnettarım." dedi.

Ankaralılar aynı teşekkürü ev sahibinden duyamadı. Güvenlik tedbirleri hakkında konuşan İçişleri Bakanı Mustafa iftçi, "tedbirleri abartmadık, gerektiği kadar önlem aldık" dedi.

Yani elin Hollandalısı Ankaralılara teşekkür ederken, ev sahibi, "beş dakikalık zahmet için elin liderlerine ağanı mahcup etme" dedi. Galiba bu bakış açısı her şeyi anlatıyor.

Gelelim zirveye. NATO Zirvesi, Türkiye için âdeta ABD Başkanı Trump'ı pohpohlama müsameresiydi. Trump'ın üzerinde, Amerikan Bayrağının renklerini bulutlara çizen Türk jetleri selamlama uçuşu yaparken, aynı saatlerde ABD-İsrail uçakları da İran'ı vuruyordu.

Trump da zirve boyunca, Erdoğan'la olan dostluğundan ve Erdoğan'ın Netanyahu ile iyi anlaştığından bahsedip durdu. Kimse de Gazze ve İran için sesini çıkarmadı.

Yazara Ait Diğer Yazılar

Arkadaşlar; aranızda çikolatalı gofret sevmeyen var mı

Vaktiyle, memleketin birinde, bir kadın, oğlunu yanına çağırır ve sorar: "Evladım, dün akşam sana verdiğim beş kuruşu ne yaptın" "İhtiyar bir dedeye verdim anne..."Oğlunun bu davranışını ödüllendirmek isteyen kadın; "aferin benim şefkatli yavruma" der ve çocuğa bir beş kuruş daha verir. Ertesi gün, çocuk annesine yine yalvarır: "Anneciğim, bir beş

Yeni Asya · 31.10.2026

Güleyirum halına "katıla katıla"

Vaktiyle, memleketin birinde, bir kadın bitpazarından aldığı ikinci el bir kıyafeti arkadaşına göstermektedir. Kıyafetin fiyatını duyan arkadaşı şaşırır: "Yahu bu para bu elbiseye fazla değil mi Hem baksana yedi sekiz yerinde yama var."Kadın şöyle der: "Yama var ama yamalara hiç dikkat ettin mi Hepsi yepyeni kumaştan..." Aile müessesesi tüm dünyada

Yeni Asya · 12.07.2026

Muhtar aldı tabancamı vermedi

Vaktiyle, İstanbul'da askerliğini yapan bir genç, vapurda bir köylüsüyle karşılaşır. Sevinçle sorar: "Ooo Hasan Baba, İstanbul'da ne işin var"Hasan Baba cevap verir: "Sorma, bizim akrabalara mektup getirdim..." Şaşkın asker, "Yahu PTT ne güne duruyor" der. "Postaya verseydin ya..." Hasan Baba, genç hemşehrisinin merakını giderir: "Posta memuru bir

Yeni Asya · 04.07.2026

Yanlışım varsa yanlışın vardır

Vaktiyle, memleketin birinde, bir devlet büyüğü, rica ve minnetle bir devlet dairesine müdür yaptığı yeğenini ziyarete gider. İltimaslı müdür yeğen, ziyaretine gelen büyüğüne kurumu gezdirmektedir."Efendim, burası özel kalem müdürümüzün odasıdır, kendisi dairedeki yanlışları tasnif eder. Hemen karşısı, müdür yardımcımızın makamı, kendisi ufak tefek

Yeni Asya · 28.06.2026